Demokrasi çökmüş....

Türkiye’nin yaşadığı en derin, belki de en kalıcı hem siyasi hem anayasal sorunlardan birisini, devlet kurumlarına ilişkin tahribat oluşturuyor.

Bu tahribat, şahsilik, keyfilik karşısında kurumsal aklın ezilmesi ve çözülmesi hali olarak tanımlanabilir. Aslında yaşanan tahribattan da öte, bir tür kurumsal olandan arınma sürecidir.

Bu süreç, karar mekanizmalarındaki kurumsal aklı devreden çıkarmakta, şahsi siyasi iradeye bağlı merkezileşme üretmektedir. Devlet alanını, parti-devlet modeline uygun bir şekilde şahıstan şahısta sadakat ilişkileriyle örmekte, hukuk devleti ilkelerinin marjinal hale geldiği siyasi bir düzeni temsil etmektedir.

Kurumsal çözülme ile kurumsal görüntülü kimi siyasi gelenekler arasındaki fark önemlidir. Askeri vesayet örneğin, bertaraf edilmesi gereken bir gelenektir. Buna karşılık silahlı kuvvetlerde gerek etkinlik gerek işlev gerekse hukuk devletini uygun yetki kullanımı ve denetimi bakımından kurum ve kurumsallaşma hayatidir.

Vahimdir zira, otoriterlik ve keyfiliğe dayanan bir anayasal-siyasal yapının tarifidir.

Esasen cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabulüyle başlamış, kanun hükmünde kararnamelerle derinleşmiştir. Bu sisteme uyarlanan anayasa “popülizmin model yönetim metinlerinden birisi” tabirini hak edecek bir şekil almıştır.

Yeni sistem, işe, dengeli, denetim fikrini içeren karar süreçlerin temel unsuru olan “kurumsal özerklikleri” ortadan kaldırarak başlamıştı. Şahısta toplanan siyasi gücün, başta ekonomi ve düzenleyici kurullar, Merkez Bankası gibi yapılar, büyükelçi atamaları üzerinde tam hegemonya kurması sağlanmıştı. Ayrı dönemde siyasi iktidar (siyaset) ve devlet arasındaki bağı ve kurumsal sürekliliği temsil eden müsteşarlıkları kaldırılmış, yerine parti-devlet modeline uygun, iktidar partisi teşkilatını “temsilen” atanan bakan yardımcıları ihdas edilmişti.

Bugün, kurumlardan arınma sürecinin, kurumların asgari düzeye indirildiği bu düzenin birçok aracı var.

Bunlardan birisi Cumhurbaşkanlığı Politika üst kurullarıdır. Kurum görüntülü olmakla birlikte işlev olarak kurumlar karşısında kişisel iradeyi yansıtan ve tercüme eden bu sadakat yapıları, yaşadıkları tahribata karşın hala kurumsal mekanizmaları içeren ve temsil eden bakanlıkları gerektiği takdirde by pass etmenin aracı haline gelmiş bulunuyorlar.

Bu tablonun, kurulları veya kurumları şahsi ve sorumsuz siyasi iradenin tampon araçlarına dönüştüğü, hukuk devletin kademeli yetki ve sorumluluk dağılımı ilkesini bozduğu kaldıran bir tabloya işaret ettiği açıktır.

Unutmamak gerekir ki, İktidar değişiklikleriyle bürokratik kadrolar değişir. AK Parti döneminde partizanlaşmaya ve kliantelizme varan yönetici kadro yapısını değiştirebilir, seçkin niteliğini yenileyebilirsiniz. Ancak kaos yaşayan, çöken, dokusu tahrip olan kurumları restore etmek son zor iştir, zaman zaman geri dönüşler zor ve sıkıntılı olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Çatakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Düşün Sonra Konuş - "Ancak kaos yaşayan, çöken, dokusu tahrip olan kurumları restore etmek son zor iştir,..."

Yüzde yüz hemfikirim.

Maalesef, bir Arap kabilesi anlayışıyla yönetiliyoruz. Suudi Arabistan daki Suud ailesi eğemenliğini örnek alıyoruz. Bravo bize.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 24 Ağustos 12:47


Anket Alanya'da kira bedelleri yüksek mi?