Deniz’in Poyrazından, Tuna’nın Ayakkabılarına: Budapeşte

Realist felsefeci Thomas Hobbes, insan doğasını ve yatkınlıklarını “vahşi iç güdülerin sürdürdüğü bir organizma” olarak tanımlar. İnsanoğlunu çıkarcı ve bencil olarak var sayan bu yaklaşım aslında makro boyutta, yüzyıllar boyunca birbiriyle savaşan, birbirlerinin soyunu kurutmaya niyetlenen toplumların bir özetidir. Kabil kıskançlık yüzünden kardeşi Habil’i öldürdüğünden bu yana insanın kaderi bellidir; ya mağdur olup Habil olacak, ya da kardeşini öldüren Kabil... İnsana inanan, iyiliğe inanan ve yüzü aydınlığa dönük olanlar ne yazık ki tarih boyunca öldüler ve bugün de öldürülmeye devam ediyorlar. İsimler değişti. Habil idi, yahudi oldu, müslüman oldu, Çerkez oldu, Türk oldu, Kürt oldu, Metin Altıok oldu, Bahriye Üçok oldu, George Floyd oldu, ve son olarak daha geçen hafta kardeş kardeşi yine vurdu adı Deniz oldu.... Efendim, yine sitem siyasetinden geziye yumuşak geçiş yaparak bitireyim, buralardan varacağım rota; insanoğlunun son olmayan ama en büyük ayıplarından biri olan yahudi soykırımı sırasında, Tuna Nehri’nde ölen canlara ithaf edilen çarpıcı Holokost anıtıyla aklımda kalan, Budapeşte.

Aslında Budapeşte’ye dair söylenecek çok fazla şey var. Budapeşte, Tuna Nehri’nin iki yakasındaki Buda ve Peşte’nin birleşmesiyle oluşmuş bir şehir. Bu iki yakayı birbirine muhteşem bir zincir köprü bağlıyor. Ben Budapeşte’ye giderken şehrin bu kadar ihtişamlı ve güzel olduğunu tahmin etmemiştim. Kalesiyle, köprüsüyle, hemen hemen her şehirde olan ama Budapeşte’de oldukça büyüleyici olan parlemento binasıyla, şehiri panoramik izleyebileceğiniz Gellert Tepesi ile bu şehir gerçekten görülmeye değer! Biz gittiğimizde Tuna Nehri’nin iki yakasını daha ayrıntılı gezebilmek için büyük bir gemide yemekli bir tur satın almıştık. Gemideki yemeğe kemanlı, viyolonselli canlı klasik müzik eşlik etmiş ve Budapeşte’nin büyüleyici güzelliği ile birlikte unutulmaz bir anı yaşamıştık. Yolunuz düşerse bu deneyimden kendinizi mahrum bırakmayın.

Şehrin güzelliklerine tam kendinizi kaptırmışken Parlemento Binası’nın önünde, bugün Budapeşte deyince aklıma ilk gelen, çok etkisinde kaldığım ve bir Türk’ün iş birliği ile yapılmasından dolayı gurur duyduğum “Tuna Ayakkabıları” isimli yahudi anıtını görüyorsunuz. Gerçekler yüzünüze bir tokat gibi çarpıyor ve ışıklı şehrin sarhoşluğundan bir anda ayılıyorsunuz. 1944 yılında Hitler ideolojisini destekleyen faşist Szalasi tarafından soğuk bir havada ayakkabıları çıkartılıp Tuna Nehri’ne atılan yahudiler silahla vurularak vahşice öldürülür. Budapeşte’de yaşayan Türk yönetmen Can Togay ve heykeltraş Gyula Pauer bu kanlı utanç gününü “Tuna Ayakkabıları” isimli anıtla ölümsüzleştirir. Tuna Nehri’nin tam kenarında görebileceğiniz bu demirden ayakkabılar insanı 2. Dünya Savaşı sırasında yaşanan yahudi faşizminin utanç verici boyutuyla yüzleştiriyor.

Siyasi tarihle biraz ilgilenince insanın özünde kötülük, çıkarcılık ve hatta kıskançlık olduğunu iddia eden Hobbes’a hak vermemek elde değil. İnsana dair oldukça umudumu kıran bu yaklaşımı ancak doğu felsefesinde “tekamül” olarak geçen, gelişim ve ilerleme yoluyla aşabileceğimizi umut ediyorum çünkü işe yarar bir şeyler söylemeye devam edebilmek için umut etmek zorundayım. İnsan büyüyen bir varlık. Nasıl biz öncesini eleştiriyorsak, bizden sonraki kuşaklara da bizim yaptıklarımız kabul edilemez gelecek. Ben Hobbes’a inat insan doğasını, “eşref-i mahlukat” (onurlu insan, insanı hayvansal içgüdülerden ayıran bilinç) olarak tanımlamayı yeğliyorum ve her ne sebeple olursa olsun kültürel ve ırksal farklılıklardan dolayı insanın insanı kırmasını utanç olarak kabul ediyorum. Umarım büyürüz, umarım bir daha hiç bir zaman Tuna Nehri kan kırmızısı akmaz. Umarım bu ülkede hiçbir zaman, bir Deniz’in ve bir Fırat’ın annesi bir daha ağlamak zorunda kalmaz.

Günümüz turist tayfası gibi sadece İnstagram için gezenleri dışarı alalım. Gezerken görmeyi bilenlerle haftaya başka bir şehirde, tekrar görüşmek üzere!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gizem Eren - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

09

Can Bardakçı - Çok akıcı ve Bilgi verici.kutlarım gizem hanım

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Haziran 04:21
07

Furkan Kaya - Gizem hanım yazılarınızı severek okuyorum. Kaleminize sağlık.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 18:05
04

Metin Küçük - Elinize sağlık güzel kaleme almışsınız bilgilendirici

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 12:18
02

Turgut Berber - Bir solukta okudum..akıcı ve bilgilendirici bir makale..kutlarım..

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 10:46
01

Ekrem Amca - Gizem cim yazılarından dolayı seni tebrik ediyorum yolun açık olsun inşallah ?

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Haziran 10:39


Anket ALANYA CUMA PAZARI'NIN TAŞINMASI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?