Pis Romantik: Paris

Efendim, romantizm, esasen birçok diğer akım gibi Fransız devriminin akabinde kendi anlamını bulan bir kelime. Klasizmin katı kurallarından sıkılan sanatçı ve felsefeciler daha çok duyguya ve hayale yer veren yeni bir stile ihtiyaç duyarlar ve günümüz insanının balonla evlenme teklifi etmek sandığı romantizm akımı ortaya çıkar. Günümüz insanı derken bu gurühu aşağılamak niyetinde elbette değilim zira bizzat içerisinde bulunmaktayım. Bu arada kendimi kısaca tanıtayım efendim; o köşe benim şu köşe senin dolanıp duran ve beş aylık bebeği olan bir gezgin olarak arada bir kafanızı dağıtmaya, günlük streslerinizden sizleri uzaklaştırmaya geleceğim. Bugün de sizlere benim için büyük hayal kırıklığı olan romantik bir balayı hayaliyle gittiğim romantizmin lafta başkenti Paris’i anlatacağım.

2019 temmuzundaki düğünümüzden sonra soluğu Paris’te aldık. Gitmeden önce o yıl Avrupa’da yüzyılın en sıcak hava dalgasının beklendiğini duymuştuk ama bir Alanyalı olarak tabiri caizse sıcağın bağrından koptuğum için bu bilgi beni pek korkutmadı. O zamana kadar kanımın sıcağa alışık olduğunu sanırdım ancak o gün anladım ki biz sadece sıcakla başa çıkmayı çok iyi biliyoruz, zira Paris’te oteller ve bazı mağazalar hariç restoran, kafe ve toplu taşıma araçları, metro gibi yerlerde asla klima yok. Türkiye’de yazın memleketin her yeri sıcaktır ancak bindiğiniz taksiden, su almaya girdiğiniz markete kadar her yer klimalıdır. Hatta Alanya’da klimalı, kapalı otobüs durakları bile var. Sıcakla başa çıkma anlayışımız o kadar farklı ki bir örnekle durumu gözünüzde canlandırayım; su fışkırtan paneller yapmışlar, insanlar altına doluşup iki dakika serinleyip yollarına devam ediyorlar. Bizdeki konformist alışkanlıklar gezi boyunca burnumda tütmedi desem yalan olur. Daha sonra bunun Arap kültüründeki lüks anlayışını benimsemiş olmamız ile alakalı olduğunu düşündüm. Avrupa insanın bu konuda her zaman daha cefakar bir tavrı var.

Romantik balayı hayalimi sabote eden tek unsur elbette sıcak hava dalgaları değildi. Özellikle evsiz insan popülasyonu ve muhtelif alanlarda denk geldiğim şehirdeki pislik beni asıl hayal kırıklığına uğratan kısımdı. Champ-Ellysees caddesini gezerken dünyanın en büyük mağazalarının pırıl pırıl, süslü vitrinleriyle büyüleniyor, metro altlarını evsiz insanların tuvalet ihtiyacı için çekinmeden kullandığını görünce de iğreniyorsunuz. Seyahat boyunca bu iki uçlu duygu durum bozukluğu arasında gittim geldim. Sokaklarında şık Parisian insanlar görmeyi hayal ettiğim şehir anladım ki romantizm kisvesi altında yıllarca çok güzel pazarlanmış olan ve aslında çok abartılmaması gereken bir şehir. Yerel yönetimlerin abart-parlat-pazarla mentalitesi aslında beni şaşırtmıyor, beni asıl şaşırtan Paris hakkındaki bu abartının bir kült haline gelmiş olması. Sizler de takdir edersiniz ki bugün konusu Paris ve romantizm olan bir sürü film ve sanat yapımı var. Paris’te aşk, şık insanlar ve lüks restoranlar bu eserlerin sadece ana teması değil, bir kültür.

Paris’e yolu düşecek olanlarınız için ise enteresan bir ziyaret tavsiyesi verebilirim. Pere Lachaise Mezarlığı! Balzac, Chopin, Oscar Wilde gibi bir çok entelektüelin ve sanatçının mezarlarının yanında bizden Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney’in mezarlıklarının da burada bulunması ziyareti bizim için kaçınılmaz yaptı. İçerisi devasa büyüklükteydi dolayısıyla elimizde harita merak ettiğimiz anıt mezarları ararken tabi ki bir Türk gruba denk geldik, Ahmet Kaya’yı ve Yılmaz Güney’i birlikte ziyaret ettik. Ahmet Kaya’nın kabrinin başında birkaç tane içilmemiş sigara bulduk. Zannediyorum bu sessiz bir anlaşma haline gelmiş, gurbet ellerde kalmış olmanın hatırına Ahmet Kaya’nın başında dertlenip yakmak isteyen olursa diye, ziyaretçiler sonra gelecek olanlar için sigara bırakıyorlar. Sözün sonuna gelmişken, aslında birçok ziyaretçi gibi Eiffel’den etkilenmediğimi ve Louvre Müzesi’nin mutlaka gezilmesi gerektiğini söylemeden yazımı bitirmek istemiyorum. E tabi oralara gitmişken Mona Lisa’yı görmeden dönmek olmaz!

İflah olmaz bir romantik olduğum için bütün hayal kırıklığıma rağmen Paris’i görmeyenleriniz için mutlaka tavsiye ederim. Sokaklardaki evsiz insanlar ve şehirdeki pislik bir yana, yapılmış onca film ve sanat eseri hatırına gidilecekler listenize mutlaka alın. Bugün ki yazımda da köşeme konuk olduğunuz için çok teşekkür ederim, haftaya müziğin başkenti Mozart’ın şehri Viyana’da buluşmak üzere!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gizem Eren - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

08

Olcay Kahraman - Yine harika bir yazı, akıcı ve bilgilendirici. Tebrik ederim.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 08 Haziran 08:42
06

Ali - Gizem

Ne güzel anlatmışsın. Sanki bir başka gözle yeniden geziyorum .

Öpüyorum seni.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 07 Haziran 20:18
05

Furkan Kaya - YAZDIĞINIZ HER NOKTAYA KATILIYORUM. EMEĞİNİZE SAĞLIK

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 07 Haziran 19:13
04

Tura Yücel - Mükemmel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 07 Haziran 19:09
03

Seyyah-ı Avare - Şehir pis olabilir fakat kent planlamasında bizden minimum 3 yüzyıl öndeler. Ayrica gittiginiz donem sari yeleklilerin eylem donemi olduğu için de ekstra pis haldeydi. Şehir de ikonik birçok yapı olsa da insanların da ruh yok. Bunun sebebi de yılarca sömürdükleri topraklardan ülkelerine gelen göçmenlerin dışlanmasıyla başlayan ve artık kemik hale dönen ınsanların insanlardan kaçışı. Gezilip görülür mü kesinlikle evet ama yaşanır mı dersiniz ? Cevabim kesinlikle HAYIR. Yeni yazında görüşmek üzere.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 18:16


Anket Sizce tam kapanmaya gidilmeli mi?