31 yıl önce bugün…

Milli servet mi, değil mi tartışması artık yapılamazdı. Sokaklarındaki yalnızca bizim dolaştığımız çarşımızdaki çok şık eski kuyumcu dükkânlarında plastik leğenler satılıyor, karşı dükkânda ise atların nalları çakılıyordu. Herkesin bol vakti olduğu için dükkânların önünde tavla partileri bütün hızıyla sürüyordu. Alanya’nın altın yumurtlayan tavuk olmadığını bilenler çoktan kaçıp gitmişler, arkalarında milyarlarca lira borç bırakmışlardı.
Alanya’yı niye terk ettiklerini anlatan seyahat acenteleri örnek olarak bu çirkinlik abidesinin ( belediye sarayının) varlığını gösteriyorlar. Ne yazık ki bu milli servetimiz, belediye sarayımızın yıkılması ile işe başladık. Bir hafta sonra ise greyderler, şehir içinde doldurup kordon yapılan o güzelim kumsalı tekrar yaratabilmek için homurdanmaya başlamıştı bile.
Peki, karayollarının yol yapımı için greyderle kumsalı tahrip etmesiyle ortaya çıkan kayalar neyle örtülecekti? Karar verildi; gece Gazipaşa’dan kamyonlarla kum çalınacaktı! Bir başka sorun da, yıkılan otel hafriyatlarının ne yapılacağı idi. Alternatif bir görüş ise otellerin içinde tadilat yapılıp, halka çok ucuza kiralanması yolunda idi.
Alanya emniyet müdürlüğü egzozunu özellikle gürültü yaptırtmak için çıkartılan araçlara, motosikletlere savaş açtı. Kamyonlar artık alternatif yola taşınacağı için kent merkezi de gürültüden kurtulacaktı.
Alanya’ya tayin olacak, devlet malını korumak ve devletin analığını göstermekle sorumlu olması gerekenlerin, özellik ve titizlikle seçilmesi için Ankara’ya bir baskı gurubu gönderilmesi kararlaştırıldı. Şehrin içinde denize akan atık sularla karışık kanalizasyonun ıslahı için gerekli büyük paranın bulunabilmesine ise, gelecek nesillere örnek olması amacıyla Alanya’yı bu hale getirenlerden tek tek isim verilerek hesap sorulmasını istiyordu.
Oğlum, “Baba, sen de bu ihanetin içinde yer almış mıydın?” diye sordu… Nefesim kurumuştu. Uyandığımda ter içindeydim. Çok kötü bir rüya görmüştüm…
***********
Yeni Alanya Gazetesi’ne tam 31 yıl önce “konuk yazar” olarak bu -cümle düşüklükleriyle dolu- yazıyla adım atmışım. 5 Haziran Çevre Günü için hazırladığım makalede bir karabasanımı anlatmış, çevrenin, özellikle denizimiz ve kumsalın kötü kullanımı yüzünden biten turizm sonrasındaki Alanya’yı tanımlamaya çalışmışım. O yıllarda henüz inşaat sektörünün bir alternatif kazanç olarak turizmin önüne geçeceğini, şehri ve beldeyi mahvedeceğini düşünememişim!
Sorunları aklımca sıralamış, sonunda da şehre ihanet edenlerle hesaplaşma bölüne gelmişim. Tek tek, isim vererek… Çocuklarıma hesap verememenin telaşıyla terleyerek uyanmışım…
Ne mutluyum ki şimdi birer yetişkin olan çocuklarım, babalarının çevre duyarlığına, şehrine her dönemde sahip çıkmaya çalışan davranışları ve söylemleriyle tanık oldular. Bu anlamda da alnım pak. Hesap sorma işine gelince; o defter hala açık ve sayfalar işliyor. Ama asıl sorun hesap sormak değil, hesap alacak(!) gençleri bilinçli kılmakta. Yoksa şehre her anlamda ihanet edenlerin devri sabık olarak işlenmelerinin, o kara defterde yer almalarının bir anlamı kalmayacak…
OK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce tam kapanmaya gidilmeli mi?