Belediyeler ve yaşayan balkonlar

İsviçre’de bir belediye, hudutları içersindeki “Tüm binaların balkonlarının, çiçeklendirilmesini”  kararını almış ve bunu zorunlu kılmış...

Bana bu bilgileri aktaran haber kaynağım; “... O binaların, o sokakların, o caddelerin güzelliğini görmenizi isterdim... Bir caddedeki, bir sokaktaki binaların, balkonlarının çiçeklendirmesi, bir kentin güzelliğini  bu  kadar  mı  etkiler!?... O muhteşem güzelliği, herkesin görmesini isterim... Özellikle de belediye başkanlarının...  meclis üyelerinin... belediye çalışanlarının... En önemlisi de yeşil özürlü yurdum insanının...” diyordu. (Kentin adını da söylemişti ama belleğimi çok zorlamama karşın, anımsayamadım.)

Ona da aynı şeyi söylemiştim... “Etkilemez mi, etkiler elbette... Betonun soğuk ve çirkin yüzünü örten en güzel doğal örtü, yeşildir... çiçektir... sarmaşıktır... ağaçtır...”

Alanya Belediyesi, (Başkan Hasan Sipahioğlu döneminde) dış cephe boyası yıpranan tüm binalara, “boyalarını yenileme zorunluluğu” getirmişti.

Binalar boyandıkça; cadde ve sokakların yüzü gözü açılıyordu...

O caddeler, o sokaklar, o kaldırımlar genişlemişti sanki…

Nur yağmıştı Alanya’ya…

Düşünebiliyor musunuz, bir de  (pek çoğu) ardiye gibi kullanılan balkon ve teraslara, “çiçeklendirilme zorunluluğu” getirilse, kentin görüntüsü nasıl değişir.

 

*    *    *

Balkonlar, binaların vitrinidir.

O vitrinleri rengârenk çiçeklerle bezer,  sevimli hale getirirseniz; bina ne denli kaba saba, ne denli sevimsiz olursa olsun, sevimli hale gelir.  Binaların albenisi artar. Binaların albenisi artarsa, kentin albenisi artar. Kentin albenisi artarsa, bundan en büyük yararı o kentin insanları görür. 

Kaldı ki insanların, yaşadıkları çevrenin güzelleşmesine katkıda bulunması,  insan olmalarının gereğidir... 

Kentli olmanın, uygar olmanın gereğidir...

Gereğidir de; bizim insanlarımız, bizim toplumumuz böyle mi?...

Bırakın çevremizi temiz tutmayı; diplomalımız, diplomasızımız el birliği içerisinde, birbirimizle çevre kirletme yarışı içersindeyiz...

 

*    *    *

İnsanların yaşadıkları yerleri korumaları, temiz tutmaları; bir eğitim sorunu, görgü sorunu, kültür sorunu..

Bunların hiçbiri bizde yok...

Hadi biz de yok da; bizi yönetenlerde de yok…

Eğitime ağırlık vermesi gereken; adı, (sözde) eğitim kurumu olan eğitim(!) kurumlarımız, öğretmekten(!), eğitmeye fırsat bulamıyor.

Yurdum insanı, henüz bu tür güzellikleri kendiliğinden yapacak uygarlık ve kültür düzeyinde değil...

Hazıra konmayı sever bizim insanımız...

 “Boş işler, fuzuli şeylerdir” bu tür şeyler, yurdum insanı için.

O zaman?

O zaman bizim insanımız, istenen eğitim ve kültür düzeyine gelene, toplu yaşama uyarlanana kadar; bunları belediyeler yapacak, belediyeler yaptırtacak...

Evet!... Yap-tır-ta-cak...

Pek çoğu ardiye olarak, hurdalık olarak kullanılan balkon ve terasların yaşanır hale gelmesini, görüntü kirliliğinden kurtulmasını belediyeler sağlayacak...

Bu çirkinlikleri belediyeler önleyecek...              

Belediyeler; yaparak, yaptırtarak, göstererek, yaşatarak eğitecek bu insanları...

Tıpkı, dış cephe boyaları yıpranan binaların boyalarının yenilenmesi kararını alıp, bunu (mal sahiplerine) yaptırdığı gibi, yaptırtacak...  Her biri farklı boyutta, farklı biçimde, hepsi birbirinden sakil, hurda yığını görünümlü güneş enerjilerini boyattırdığı gibi, boyattıracak... Tüm apartmanlara çöp konteynırı aldırdığı gibi aldırtacak... 

Yeri geldiğinde, katılım payı istediği gibi, isteyecek... 

 

*    *    *

Bir yerleşim merkezinin, yerleşim merkezi gibi olabilmesi için; tüm görüntü kirliklerine top yekûn savaş açılması lazım...

Binaların dış cephe boyalarının yenilenmesi yetmez...

Apartman bahçelerinin ve çevrelerinin, çöplük olmaktan; balkon ve terasların,  hurda deposu olmaktan,  kurtarılması, (artık) bu alanların yaşanılabilir mekânlar haline getirilmesi lazım...

Güneş enerjilerinin boyatılması yetmez...

Apartmanların koridorlarının da boyatılması, çalışmayan asansörlerinin de çalıştırılması, yanmayan koridor lambalarının da yanmalarının sağlanması lazım...

Kot farkından kazanacağım ya da kazandıracağım diye; kat yüksekleriyle oynanmasına, kümes girişi gibi bina girişlerine izin vermemek, göz yummamak lazım...

Öyle apartmanlar, öyle iş hanları var ki; bina girişleri, koridorları insanını ruhunu daraltıyor. İnsan binaya girerken ürküyor... Bu binalara ruhsat ve oturma izni verenler, bunların ayırdında değil mi!?...

Lütfen, kentli ve uygar insanlar gibi davranalım...

Lütfen, apartmanlarımızın bahçelerini, balkonlarını, teraslarını yaşanılabilir mekânlar haline getirelim.

Lütfen, sadece kendimiz ve yakınlarımız için değil; biraz da çevremiz için, Alanya’nın geleceği için, Ülkemizin geleceği için, torunlarımızın torunlarının gelecekleri için yaşayalım.

 

*    *    *

Belediye başkanımıza ve meclis üyelerimize, kent konseyine öneriyorum... 

Gelin bu yıl, herhangi bir sokağı “pilot sokak” olarak seçelim.

O sokakta bulunan binaların tüm balkonlarının çiçeklendirilmesini sağlayalım.

İsviçreli Belediyenin tüm kentte yaptığını, biz, seçtiğimiz o pilot sokakta yapalım....

Görün bakın neler değişecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Yılmaz Altay - Alanyada balkonmu varki çiçeklendirilecek binaların %90 cam balkon,bir binanın akciğeri balkondur ama maalesef Alanyada binalarda balkon yok.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mart 10:05


Anket Başkan Yücel'in 7 yıldaki performansını nasıl buluyorsunuz?