Keykubat Plajı’nın dili olsaydı

Öncelikle belirtelim, plaj denince Alanya’nın doğusundaki yani çarşı merkezindeki sahil akla gelirdi. Öbür taraf “Kale Arkası” idi; arkaydı!

Alanya’nın, tarihi en azından 2 bin yıl öncesine kadar giden yerleşikleri, türlü nedenlerle şehrin doğu yönünü mesken tuttular. Dolayısıyla şehirleşme yani “medenileşme” hep, adı sonradan Keykubat olan sahil boyunca oldu.

Keykubat sahili yıllar boyunca müthiş tanıklıklar yaşadı. Alanya’nın ilk diskosu olan Kukumavk, Fransız konuklarını çarşı içindeki plajda ağırladı. 1960’ların Alanya gençliği, özellikle dolunaylı gecelerde Fransızlardan berhudar oldu!

Kumsal yalnızca aşklara değil tabi, harbi dövüşlere de sahne oldu. Misal, Hakkı Usta’nın Necati (aflarına sığınarak isimleri böyle yazıyorum) ile Panter Hayri randevulu bir düello ile kozlarını, yumruklaşarak bu plajda paylaştı. İnanmazsınız, bu siyasi bir kavgaydı.

Kumda futbol oynayan gençlerinki ise kavga değil ama müthiş bir mücadele gösterisiydi. Belediye plajının arkasındaki, şimdi “kaymakamlık” denen yapının adı “hükümet binası” idi. Dolayısıyla orada kurulan mahkemenin üyeleri yani avukat, hakim ve savcılar öğle arasını beraberce denize girerek değerlendirirlerdi.  

Hemen yanlarındaki “Kargılık” yani DSİ’nin önü ise oğlancılık merkeziydi. Ta ki 1960 ihtilali sonrası bir avukat orasını yakıncaya dek! Aynı bölgede balıkçı kayıkları karaya çekildi, tamir edildi, kalafatlandı. Yine inanmazsınız, hemen önündeki çardakta bir Fransız kadına tecavüze yeltenenler, onun sevgilisini öldürdüler…

Tecavüz dedim de; bu eylemin masumu mu olur derseniz, ben de size 1960’lara kadar yapılmakta olan ve “banyo” diye isimlendirilen, deniz içi ahşap keyif çardaklarını örnek veririm. Asıl tecavüz tabii ki 1970 ve 80’lerde, Alanya Belediye Meclisi’nin sayın üyelerinin kararıyla, deniz ve kumsalın doldurulmasıyla yaşandı.

Sonrasında, otel sahiplerinin kumsal üstüne yaptıkları turistik tesisler geldi. Turizmin yüce çıkarı gereğince dokunulmadı. Bunun devamı ise ne yazık ki çevre bilincinin en çok söz edildiği zamandan, günümüzden geldi. Bugünlerde kıyı erozyonundan şikayet edenler, o yok olduğunu söyledikleri kumun, tecavüz ettikleri alanda hapsedildiğini bilmiyordu.

Keykubat Plajı’nın tanıklığı sürdü gitti ama hiç birisi geçen günkü düğündeki gibi olmadı. Tecavüzün böylesine, bu denli örgütlü olanına rastlanmadı. Böyle bir meydan okuma yaşanmadı. Kifayetsiz muhterislikten palazlananların, güç devşirenlerin böylesine zor günlerdeki gösterisine sahil bandı hiç tanık olmadı.

Tecavüz aslında yalnızca kumsala yapılmamıştı. Bilirsiniz, şehirler dişidir. Tecavüzcüler şehrin yani o güzel kadının değerlerine, inanışına, sosyal katmanlarının birlikteliğine, barışına, hakka, hukuka, adalete saldırdılar. Hep birlikte, kimseye aldırmadan, dalga geçerek…

Şimdi, iğfal edilmiş Alanya’nın önünde üç şık var: 1- Tecavüzün kaçınılmaz ve sürekli olduğu var sayılacak ve zevk almaya çalışılacak. 2- Tecavüz sonrası kötü yola düşülecek ve bundan kazanç sağlama yoluna gidilecek. 3- Ya da tecavüzcüsünü her ortamda ifşa edecek ve onu zamanı ve yeri geldiğinde yargılamak üzere bir köşeye not edecek.

Artık hangi şıkkı seçerse…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?