İki güzel insan…

Çocukluk yıllarımdan bu yana; “dost, arkadaş, sevgi, vefa” gibi kavramlar, hep önemli oldu benim için.

Hep bu değerleri göz önünde bulundurarak kurguladım yaşam tarzımı.

Ve yaşamımın hiçbir döneminde; bu kavramlara ilişkin yaklaşımım ve görüşüm değişmedi.

Usta yazar Can Dündar’ın, dostluk kavramına, bu çerçevede yaklaşan güzel bir yazısı var.

Önce bu yazıyı paylaşıp; daha sonra da yakın bir zamanda görüp yaşadığım örnek bir davranışı anlatacağım size.

Şöyle diyor Usta Kalem Can Dündar;

“...Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği dostu olmalı insanın…

Ve o dost, bir gece yarısı telaşla yatağından fırladığında; ‘nereden çıktın bu vakitte’  dememeli sana…

Sormadan, söylemeden anlamalı senin yaşadıklarını...

‘Gözünün dilinden’ senin ruh halini çözmeli…

Ve sen de her daim, onun orada durduğunu hissetmelisin. Gereksindiğinde gidip, onun müşfik gövdesine yaslanabilmelisin.

Ona en mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp, gösterebilmeli ve sorgusuz sualsiz gölgesinde serinleyebilmelisin...

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli sana…

Sadece alkışlandığında değil, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girmeli.

Baş başayken sövmeli ama âlemin içindeyken (mutlaka) övmeli... Sen öyle güvenmelisin ki ona; övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, ‘hak ettim’ diyebilmelisin.

Teklifsiz tekellüfsüz kefili olmalı hatalarının... Ve tabii ki günahlarının da yegâne tanığı...

Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş olmalı...

Göz bebeklerin bulutlandığında, yaşadığın  fırtınayı sezebilmeli....

Ve sen ağladığında, onun da gözlerinden yaş gelmeli...”

 

 

Bu tanıma, bu duygulara katılmamak, böyle bir dost ya da dostlarının olmasını istememek mümkün mü?...

Özellikle günümüzde böyle dost ya da dostlar bulabilir mi insan?

Çok zor.

Çok zor ama olanaksız değil.

Böyle dostları olan insanlar var çünkü.

Hem de yakın çevremizde

Bugün böyle bir dostluğu anlatmak için oturdum klavyemin başına

*    *    *

Hastaneden yeni çıkmıştım ve yeni bir operasyon için tekrar hastaneye yatmak üzere sabah erken saatlerde evde hazırlık yapıyordum.

O acı haberi aldım.

Hastalığı süresince örnek tavırlar sergileyerek; hepimizin hayranlığını ve sevgisini kazanan direnç sembolü Şebnem kızımız, pes etmişti.

Bir anda dünyam karardı.

Ağlamaya başladım.

Sonra Şebnem’in annesi, babası ve kardeşi geldi aklıma…

Ben bu durumdayken onlar ne yapıyorlardı acaba gurbet elde?

Ne durumdalardı acaba?

Gerçi Serdar’ın İstanbul’da da çok geniş bir çevresi vardı ama onlara ulaşabilecek ruh halinde miydi?

??!!...

“Orada, Serdar’ın yanında olmalıydım ben” dedim kendi kendime… Dedim demesine de kendime bile hayrım yoktu ki…

Mehmet Hacıkadiroğlu’nu arayıp; düşüncelerimi ve ruh halimi aktardım ona…

Mehmet, “Abi tasalanma… Ali Hancı ve Ayhan Gedikoğlu ölüm haberini alır almaz İstanbul’a gitmişler. Şu an İstanbul’dalar ve Serdar yalnız değil… Cenazeyi birlikte getirecekler…” dedi.

Bir an için unutmuştum acımı.

Serdar yalnız değildi.

Serdar’ın ve benim çok sevdiğimiz bu iki güzel insanın gösterdiği dostluk ve vefa, beni çok mutlu etmişti.

Gayri ihtiyari şu sözcükler döküldü ağzımdan…

“Demek ki durduk yere sevmemişim bu iki güzel insanı…”

O an Fransız Yazar ve Filozof Denis Diderot’un söylediği şu söz geldi aklıma…

“İnsanlar ikiye ayrılır; tanıdıkça büyüyenler, tanıdıkça küçülenler.” diyordu Diderot.

Tanrı bozmasın; Ali Hancı da Ayhan Gedikoğlu da tanıdıkça büyüyen arkadaşlarımdı.

O an gıyaplarında teşekkürler ettim bu iki güzel insana…

Can Yücel’in dediği gibi; Serdar’ın  arka bahçesinde, varlıklarını sezdirmeden bekleyen, vefalı bir ağaç gibi köklenmiş iki güzel dostu vardı ve bu iki güzel insan, Serdar’ın en sıkıntılı gününde yanındaydılar.

Ne güzel şey dostluk.

Ne güzel şey birinin sana en çok gereksimi olduğu bir anda yanında olmak.

Şahsım adına ben de teşekkür ediyorum size Sevgili Ali Hancı ve Sevgili Ayhan Gedikoğlu.

Sağ olun, var olun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?