Toplu Yaşam Kültürü (2)

Zaman zaman bir araya gelip, dilleşip, söyleşip meşk yaptığımız bir arkadaş grubumuz var. Dün birlikte olma günümüzdü; orada konuşuldu. Söz dönüp dola...

Zaman zaman bir araya gelip, dilleşip, söyleşip meşk yaptığımız bir arkadaş grubumuz var.

Dün birlikte olma günümüzdü; orada konuşuldu.

Söz dönüp dolaşıp, geçtiğimiz Salı günü yayımlanan “Toplu Yaşam Kültürü” adlı yazıma geldi.

Konu “Toplu Yaşam Kültürü” olunca da;bir arkadaşımız, sitelerinde, gece geç vakitlere kadar süren gürültü kirliliğinden yakındı ve şunları anlattı.

“…Site sakinleri olarak, yine site sakinlerinin çocuklarının, gece havuz başında geç saatlere kadar süren bağırış çığırışlarından son derece rahatsızız.

Tüm uyarılarımıza, tüm girişimlerimize, yöneticimizin tüm çabalarına rağmen çözemedik, çözemiyoruz bu gürültü kirliliği sorununu.

İşin ilginç yanı; çocukları olmayanlar bu durumdan şikâyetçi de; bu kirliliğin bir parçası olan çocukları olan site sakinleri de şikâyetçi.

Çelişkiye bakar mısınız; Gürültü kirliliğine neden olanların içinde kendi çocukları da var. “Bu tatsız ortamın içinden çocuklarımı çekip alayım da; sonra şikayetçi olayım” demeden, şikayetçi oluyor!

Böyle bir toplumuz biz işte…

Eğitimsiz toplumun, eğitimsiz bireyleriyiz.

Kendimiz eğitimsiz olduğumuz için çocuklarımızı eğitmeyi de beceremiyoruz.

Tek becerdiğimiz iş doğurmak ve doğurtmak.

Sonra?

Sonra da ‘saldım çayıra, Mevla’m kayıra’ örneği salıveriyoruz ortalığa…


Bu çocuk, ne yapar, neyler; kimi huzursuz eder, kimlere rahatsızlık verir; umurumuzda bile olmuyor.

Diplomasızlarımızın çocukları böyle de; diplomalılarımızın çocukları da böyle…

Çünkü diplomalılarımız da diplomasızlarımız kadar toplu yaşam kültüründen yoksun.

Çünkü diplomasızlarımız gibi diplomalılarımız da eğitimsiz.

… …

Bundan önce yüzde sekseni Norveçlilerden oluşan bir sitede dairem vardı.

O sitede buna benzer hiçbir sorun yaşamadık.

Saat 20.00 oldu mu; tüm havuzun etrafı, bantla çevrilir, ilaçlanır, havuza kimse giremez, havuz etrafında kimse olmaz; sabah da belli bir saatten önce kimse havuza giremezdi.

Eğitimin, disiplinin, saygının güzelliğini, o sitede gördüm ve yaşadım.

Hiç kimsenin, birbirini esenlemeden, yanından geçip gitmediği site sakinlerinin yaşadığı bir siteydi.

Bayram sabahları, tüm yabancılar, biz Türklerin bayramlarını kutlamak üzere bizden önce havuz başında yerlerini alır; tek tek bayramımızı kutlarlardı.

Büyük çoğunluğu Türklerden oluşan şimdiki Sitemde; ‘bayram, bayramlaşmak, esenleşmek’ kimsenin umurunda değil…

Bir tarafta tepeden tırnağa uygarlık, eğitim, disiplin, temizlik var; diğer tarafta bunların tam aksi…


*    *    *

Bir, “toplu yaşam kültürünün” egemen olduğu yabancı ağırlıklı sitelerdeki /apartmanlardaki ilişkilere bakıyorsun; bir de biz Türklerin ağırlıklı olduğu sitelerdeki ve apartmanlardaki ilişkilere….

Aradaki fark yenir yutulur gibi değil.

… …

Norveçlilerin çoğunlukta olduğu sitede yaşadığım yıllarda, unutamadığım bir başka güzellik de şuydu.

Biliyorsunuz Norveçliler, mangalı da, mangal yakanları da pek sevmezler ve sevmiyorlar.

Sevmiyorlar ama sevene de saygı duyuyorlar. Yeter ki mangal yakma olayı, çevre kirliliği yaratmadan, üçüncü şahısları rahatsız etmeden belli bir disiplin çerçevesinde yapılsın.

Bunun için o Sitede mangal yakacak olanlar, bir gün önceden site yönetimini bilgilendirmek zorunda.

Site yönetimi bu başvurulara göre, bir liste hazırlayıp, o gün ya da ertesi gün mangal yakacakların listesini panoya asar. O gün, sadece ve sadece o listede adı olanlar (site yönetiminin gösterdiği alanda) mangallarını yakabiliyor.

Mangal yakma işi bitince de; o alan, mangal yakanlarca mutlaka temizlenmek, kendisinden sonra mangal yakacaklara temiz bir alan bırakmak zorundadır. Aksi halde bir daha izin alması mümkün olmaz.

… …

Bu güzel sitede yaşadığım ve çeşitli ortamlarda sık sık dillendirdiğim bir başka güzellik de şudur.

Norveçlilerin ve de biz Türklerin çoğunlukta olduğu sitelerde köpek besleme, köpeği ortak alanlarda gezdirme olayları da çok farklı.

Biz Türklerin çoğunlukta olduğu sitelerde köpeğini dilediğin gibi dilediğin yerde gezdirebilir; köpeğinin kakasını, olur olmaz her bir yerde, sorumsuzca bırakabilirsin ancak Batılıların çoğunlukta olduğu sitelerde; elinde köpeğinin kakasını toplayabileceğin bir poşet olmadan gezdirmezsin.

Uygarlık bu işte, kültür denen şey de bu…

Üzülüyor insan.

“Niye” diyorsun, “Niye?”

Ne eksiğim var benim bu adamlardan ya da onların ne fazlaları var bizden?...”

*    *    *

Evet üzülüyor insan…

Eğitim yoksunu, zevksiz ve çağdışı pek çok insanımız, eğitilmeyi, eğitimli insan gibi davranmayı sevmiyor.

Sevmiyor, çünkü “yaşanabilir ortam yaratmanın” bedeline katlanmak istemiyor.

Paylaşmak, bölüşmek, temiz olmak, katılımcı olmak zoruna gidiyor...

İyi yerlerde, iyi koşullarda yaşamak istiyor ama taşın altına elini koymak, zoruna gidiyor...

İstiyor ki, her şey güllük gülistanlık olsun, böyle bir ortamın her tür nimetinden yararlansın ama böyle bir ortamı yaratmak için kendisi özveride bulunmasın, hiçbir katkıda bulunmasın.

Çözüm?

Çözüm eğitimde…

Çözüm, hükümetlerin bu olayı hükümet sorunu yapmasında.

Çözüm, iktidarların okul müfredatlarında, bu tür konulara ağırlık vermesinde.

Çözüm çok boyutlu ulusal eğitimi benimsemekte ve uygulamakta.

Çözüm inanmakta.

Yani eğitimde.

Hemen her alanda yaygın, kararlı ve inançlı eğitimde.

Çözüm, adam gibi adam olmakta.

İSMAİL HABOĞLU

haboglu@hotmail.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dim TV'de ne izlemek istersiniz?