Şu bizim Çin Seddi…

Bildiniz değil mi, bizim Çin Seddi’ni?

!!??...

Hani şu, otel, motel, restoran, kafe, büfe adı altında; kumun / kumsalın üzerine; dip dibe, kucak kucağa yapılan / yaptırılan Alanya  Keykubat Plajları Seddi’ni?…

Hani şu, yapı demeye bin tanık isteyen, hepsi birbirinden rezil, hepsi birbirinden sakil, demir ve betondan mamul zevksizlik ürünlerini?…

Canlandırabildiniz mi gözünüzde?

Evet, evet…

Keykubat Kumsal’ı üzerinde “her yıl metre metre denize doğru ilerleyen”, bu güzelim kumsalı, kumsallıktan çıkaran o, kaba saba yapı bozuntularını kastediyorum.

*     *     *

Biliyorsunuz; bu konularda çok sık yazıyorum…

Yazıyorum çünkü bu yapı bozuntusu garabetler, biz çevrecileri çok rahatsız ediyor.

Ancak bilinmesini isteriz ki; duyduğumuz bu rahatsızlık; söz konusu inşaatların, kumsalın üzerinde oldukları için değil.

Bizi rahatsız eden en önemli etken; bu yapıların, “estetikten ve estetik konuşlandırmadan” yoksun olmaları…

*    *    *

Her işin bir raconu,  her işin bir kuralı, estetiği, yakışanı vardır

Ben işin, estetiksel tarafındayım.

Bu tür yapılara izin verilmeden önce; “işin, estetik yanı üzerinde durmak” gerekmez mi?

Örneğin, bir “maket çalışması” yaptırılıp; o maket üzerinde estetiksel çalışmalar yapılıp; işin “getirisi ya da götürüsü üzerinde, enikonu düşünmek gerekmez mi?

!!??...

Elbette gerekir.

Gerekir ama yapmıyoruz.

Yapmayınca da sonuç böyle oluyor; ortaya böyle ilkel yapılar, böyle ilkellikler çıkıyor.

*    *    *

Kabul edelim ki; biz görgüsüz, eğitimsiz ve bencil bir toplumun; bencil bireyleriyiz.

Konu kişisel çıkarlarımız olunca, doyumsuzuz.

Kör olasıca nefsimizi doyurmak mümkün olmuyor.

O nedenle bizim insanımıza, inisiyatif vermeye, bizim insanımızı başıboş bırakmaya gelmez.

Bırakılırsa, sonuç da böyle olur.

O nedenle, Dünya mirası bir kentin belediyesi, bu konularda daha duyarlı olmak zorundadır.

Rantın çok yüksel olduğu böyle bir kentte, Belediye; çok daha kuşkucu, çok daha sıkı denetimci olarak çalışmak zorundadır.

“Ben ruhsatımı verir, bir kenara çekilirim…” diyemez.

Derse, sonuç böyle olur.

*    *    *

9 Temmuz tarihli, “Alanya Sahilleri” adlı yazımda, Keykubat Kumsalı üzerine, tüm çirkinlikleriyle konuşlandırılmış tesislerin(!), Alanya’ya yakışmayan görüntülerini fotoğraflarla anlattım.

“Dünyaya açılan pencere” diye şişim şişim şişindiğimiz bir turizm kentinin, vitrini konumundaki sahilleri, böyle mi olmalı?

Bugün 14 Temmuz 2020 Salı

O yazımın üzerinden bir hafta geçti.

İlk yazımda bahsedip, fotoğraflarına yer verdiğim kafenin önündeki hurdalıklar, ters çevrilmiş kameriye hâlâ yerinde duruyor.

Dünyanın bir ucundan gelen turiste, bu iğrenç ortamı yaşatmaya, bu pis kokuları koklatmaya hakkımız var mı?

Onları, geçitten başka her şeye benzeyen, daracık duracak, ruh karartan geçitlerden(!) geçirerek denize indirmeye hakkımız var mı?

Bu mu Alanya?

Bu mu turizm?

50 yıla yaklaşan turizm yaşamımızda, gele gele bu noktaya mı geldik!

Nerede turizmciler?

Nerede ALTİD?

Yazık, çok yazık…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?