Bilin bakalım kim eksikti

Allah’ı var, coronavirus artış hızının en yüksek olduğu karantinalı dönemde çok güzel günler geçirmiştik! Sanki zaman tünelinde geriye yolculuk yapılmış, yıllar öncesinin sessiz, huzurlu Alanya’sına kavuşulmuştu. Bu büyülü zamanın elimizden kayacağını bilerek, onu belleğimize kazımaya çalışmıştık.

Huzura dayalı mutluluk çok uzun sürmedi. 1 Haziran’dan itibaren gevşetilen önlemler sonrasındaki bir buçuk ay içinde, şehir merkezi “eski normallerine!” geri döndü. Hem de ne dönüş…

Bir hız yolu haline getirilen şehir merkezi ana geçişinin ilk işgalcileri, beklendiği gibi motosikletliler oldu. Şehir ahalisine kan kusturmaya sanki yeminliydiler. Yenilenmiş motosikletleri ve egzoz sistemleri ile terör estirmeye kaldıkları yerden devam ettiler.

Çoktandır unuttuğumuz ambulans sirenleri de sıradaydı. Onu, korna çalarak şehir merkezini gürültüye boğan düğün ve sünnet alayları izledi. Asker uğurlamalarına zaten hiç ara verilmemişti.

Son günlerde ise yabancı arabalar hızla çoğaldı. Plakalarına bakıldığında yurdun her köşesinden yurttaşların Alanya’ya akın etmekte olduğu görülüyordu. Bu yılın özelliği, içinde silme erkek bulunan yerli ya da 07’li araba sürücülerinin, yüksek sesle müzik çalarak trafikte seyretme isteğiydi.

Alanya’da evi olan yerleşik yabancıların da bir şekilde geldiği fark ediliyordu. Büyük market alışverişlerindeki dolu sepetleri ya da yabancı plakalı arabalarıyla şehir trafiğindeki seyirleri ile ayırt ediliyorlardı.

Sabahın erken saatlerinde, ellerinde çantaları ile köşe başlarında bekleyen uykulu genç insanlar görünmeye başladı. Şaşkın bakışlar ile nerede olduğunu anlamaya çalışan, muhtemelen iş bulmaya ya da anlaştığı bir işletme ile buluşmaya gelen turizm emekçileriydi.

Beklendiği gibi gurbetçiler geldi. Arabalarının çeşitli yerlerine asılmış ya da kazınmış Sünni Türk olduğunu belirtir imgeleri ya da isimlerinin kazındığı ilginç araç plakalarıyla şehir merkezi trafiğine katkı yapmaya başladılar.

Yine, görmeyeli hasret kaldığımız genç erkekler, hafta sonluğuna yakın illerden kaçamak yapmış olmalıydılar. Uzun şortları, çıplak vücutlarının üstüne atılmış renkli plaj havluları ile şehir merkezinde özgürce dolaşmanın tadını çıkarıyorlardı.

Merkeze turist bırakan tek turizm operatörünün otobüsünde, Ukraynalı genç kadınlar çoğunluktaydılar. Çağın modasına uygun olarak, nerede olduklarına pek aldırış etmeksizin ellerindeki tablet büyüklüğündeki telefonları ile oynamaktaydılar.

Coronavirus önlemleri yorgunu olan insanlar, deniz kenarında eşyalı kiralık ev bakmaya gelmişlerdi. Alanya’nın nasıl bir pazarı oluştuysa, Bodrum gibi benzerlerinin çok altındaki fiyatlar bile bu insanlara yüksek gelmekteydi.

Sonuçta kadro bir eksikle tamamlanmıştı: Bildiniz, Alanya ve Türkiye’nin yaşamsal döviz ihtiyacını karşılayacak olan yabancı turistler şehrimizde yoktu… Herkes düğüne gelmişti, bir tek onlar yoktu…

İyimserlik çığlıkları atan turizmciler, gazeteciler, oda başkanları, siyasetçiler de belli ki yorulmuşlar, bu kez başka kartları oynayan siyasi iktidarın elini izlemeyi yeğ tutmuşlardı. Verilen sözler, diri tutulmaya çağrılan düşler gerçekleşmeyince insanların ne yapacağını görecektik…

Sahi, görecek miydik?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Nuri Özbek - Kadroda bir onlar eksikti.Ne kadar iyi özetlemişsiniz.

Ne kadar gereksiz varsa Alanya da,olması gerekenler se yok.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Temmuz 18:28


Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?