Tabelalardaki dil kirliliği…

Ulusalcı bir Türk olarak; işyeri tabelalarında giderek artan yabancı dil(ler) kökenli sözcüklerden duyduğum rahatsızlığı; nedenlerini de vurgulayarak çok sık dillendirip, yazdım.

Kendi yurdumuzda, işyeri tabelalarında kendi dilimizi, kendi sözcüklerimizi değil; BİLİNÇSİZCE ve de GÖRGÜSÜZCE, yabancı dillerin sözcüklerini kullanıyor; dilimize ve de ulusumuza İHANET ediyoruz.

Sonra da yurtseverlik, ulusseverlik edebiyatı yapıyoruz.

*    *    *

Çoğaldıkça çoğalıyor tabelalar.

Çoğalacak elbet.

Çoğalacak, çoğalmasına da o tabelalara güzel ülkemin, güzel Türkçesi yansımıyor / yansıtılmıyor.

Milliyetçilik, Türkçülük dendiği zaman mangalda kül bırakmayanlar diline sahip çıkmıyor.

Bir “yabancı sözcük hayranlığıdır” aldı başını gidiyor.

Nasıl olsa bu işin bir kuralı, bir yasası ve de denetimi yok.

Paşa gönlün ne isterse, aklına ne eserse; dağları taşları bu sözcüklerle doldur.

Böyle bir şey olabilir mi?

“Ama efendim, burası bir turizm kenti ve ben turiste hitap ediyorum…”

Et kardeşim et, turiste hitap et de; Dünyanın beşinci büyük dili olan dilimizi de yumcalayıp bir kenara atma.

O turist de biraz zahmet edip, bir şeyler öğreniversin artık. Ülkesine dönerken de; belleğinde hiç değilse üç beş Türkçe sözcük kalsın…

*    *    *

Bakın size, evime 50 metre mesafedeki işyerlerinin adlarını yazayım.

Evimin karşında bulunan Güneş Otel, işletmeci değiştirince, adını da değiştirdi; şimdi üzerinde Anjeliq House Hotel yazıyor.

Evimin altındaki mağazanın adı Mega Bazaar…

Evimin sağ cenahındaki binanın zemin katındaki tavuk dönercinin adı, Vegas Fast Food…

Evimin sol cenahındaki binanın zemin katındaki kafenin adı Whynot…

Onun yanındaki işyerinin adı Tours in Alanya

Onun yanındaki işyerinin adı Boges Bistro…

Onun hemen karşındaki işyerinin adı Cafe Chino…

Onun yanındakini işyerinin adı Green River…

Onun yanındakini işyerinin adı Seven Star…

Onun yanındakini işyerinin adı Odesa Hair…

Onun yanındakini işyerinin adı My Gift…

Onun yanındakini işyerinin adı Souvenir Bazaar…

Onun yanındakini işyerinin adı Socal Teading& İnvestment

Böyle devam edip gidiyor….

… …

Dahası var… Alışveriş merkezlerinden hastanelere, lokantalardan apartman ve sitelere kadar hayatımızın neredeyse tümü yabancı sözcüklerin, yabancı adların istilasına uğradı.

*    *    *

Dünyanın en çok konuşulan 5. dili olan Türkçemizin varsıllığını neden tabelalara ve markalara yansıtmıyor ya da neden yansıtamıyoruz; anlaşılır gibi değil.

Neden dilimizin değerinin ve öneminin bilincinde değiliz?

Neden dilimize ihanet ediyor, kirletiyoruz dilimizi?

Yabancı sözcük istilası, işyeri tabelalarında, tekstil ürünlerinde, kafe, restoran, hastane, bar, pavyon isimlerinde, alışveriş merkezlerinde ve yeni yapılan sitelerde her geçen gün artarak sürüyor.

Dünyanın en çok konuşulan 5. dili olan Türkçemiz; işyerlerine yabancı ad koyma çılgınlığına kurban ediliyor.

Neden, niçin, niye?

Ülkemize mi, dilimize mi yoksa kendimize mi güvenimiz yok?

Deniyor ki, “Efendim yabancılar bizim sözcüklerimizi telaffuz edemiyor…” Ya da “Bizim sözcüklerimiz yabancıların belleklerinde yer etmiyor, belleklerinde kalmıyor.…”

Bu nasıl bir kompleks?

Bu nasıl bir anlayış?

Hiç kimse kusura bakmasın; mantık böyle olunca, bana da şunu söylemek düşüyor o zaman; “Ben de o tabelalara yazılan özenti sözcükleri telaffuz edemiyorum.

Böyle bir şey, böyle bir mantık olabilir mi?

Bu mudur yurtseverlik, bu mudur milliyetçilik?

Gelen turiste ülkemizin coğrafi güzellikleri ve ürünleri yanında; Dünyanın en çok konuşanı olan 5. büyük dili Türkçemizden de bir şeyler göstermektir yurtseverlik.

*     *     * 

Şu hale bir bakar mısınız?

Sabahleyin işe gitmek üzere erkenden kalkıyorsunuz.

Çayınız ocağın üzerinde demini alırken siz kumanda ile Star, Show, Skytürk, FOX, Eko Türk, Haber Global, DMAX, Bloomberg, CNBC-E, Flash adlı televizyon kanalları arasında geziniyorsunuz.

"Keşke bugün pazar olsaydı, ne güzel ‘brunch’ yapardım" diye aklınızdan geçiriyorsunuz.

Peki, nerede?

Bulka Patisserie’de mi yoksa Monopoly Cafe’de mi?

Üzerinize hemen Bisse marka takım elbisenizi giyerek, oturduğunuz Arterium Residence’den çıkıp, Renault marka otomobilinizle yola koyuluyorsunuz.

Power Türk, Joy Türk, Show Radyo, Radyo Klas, Slow Türk, Capital Radyo kanalları arasında bir süre dolaşıyorsunuz.

Yolunuzun üzerindeki Astoria AVM’ye uğrayıp siparişini verdiğiniz Seven Hill gömleğinizi alıyorsunuz.

İşyerinize varıyorsunuz.

Gün ortasında Börekhci’ye uğrayıp, karnınızı doyuruyorsunuz…

… …

Aynen bu durumdayız.

Turizm yörelerimizin tümü bu durumda da; diğer yörelerimiz de yavaş yavaş bu hale geliyor.

Yukarıda dillendirdiklerimiz elbet bir senaryo, ancak pek çok insanımızın da yaşadığı bir olaylar silsilesi…

Hal böyle olunca; insan, "Burası Türkiye mi kardeşim?!" diye sormadan yapamıyor.

En azından ben öyle diyorum.

*    *     *

Bu yazım size biraz abartılı gelebilir.

Gelmesin.

Aynen bu durumdayız çünkü.

İnanır mısınız, bu kirliliği anlatırken bile içim yandı, yüreğim kanadı.

Şimdi benim bu konudaki duyarlılığımı, romantik bir dil seviciliği olarak görenler olacaktır.

Onlara, Konfüçyus’un şu sözleriyle karşılık vermek isterim.

Konfüçyus der ki;

"Bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise sözcükler, düşünceleri iyi ve doğru ifade edemez.

Düşünceler iyi ifade edilemezse; görevler ve hizmetler, gereği gibi yapılamaz.

Görev hizmetler gereği gibi yapılmazsa; gelenekler, görenekler, kurallar ve kültür bozulur.

Gelenek, görenek, kural ve kültür bozulursa; adalet, yanlış yollara sapar.

Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez.

İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir!"

*    *    *

Sözün özü, bu gidişat, iyi bir gidişat değil.

Dilimizi paspas yapan bu tabela çılgınlığına ve çılgınlarına; başta mülki amirlikler olmak üzere tüm yerel yönetimlerin dur deme zamanının geldiğini düşünüyorum.

İş çığırından çıktı çünkü.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

B. Yucel Yılmaz - Ağzına yüreğine sağlık İsmail abi düşüncelerimize tercüman oldun.Söylediklerinin tümüne katılıyorum bu özenti kendimizi küçük görme nedir son yıllarda birde çocuklara yabancı hiç duymadığımız garip isimler koymak moda oldu. Saygılar.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Haziran 12:07


Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?