Kıdem tazminatının kısa tarihi

Kıdem Tazminatı, bütünüyle ele alındığında bilindik kalıpların içine girmeyen, belli bir çerçeveye sığmayan kendine özgü bir niteliğe sahiptir.

Dünyada bilinen ilk kıdem tazminatı uygulamasıyla; 1896 yılında, Almanya’da Carl Zeiss fabrikalarında karşılaşılmıştır. Ülkemizde ise 1936 tarih ve 3008 sayılı İş Kanunu ile uygulanmaya başlanmış ve tarihsel süreçler içinde evirilerek günümüze gelmiştir.

Günümüze gelince; çalışma yaşamını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu ise kıdem tazminatını şu an yürürlükte olmayan 1475 sayılı İş Kanunu’nun tek geçerli maddesi olan 14. Maddesi ile ele almaktadır. Bundan dolayı İş Kanunu’nun yani çalışma yaşamı sistematiği dışında kalmıştır. Hatta Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu da kıdem tazminatı üzerine kendi etki alanları içinde kıdem tazminatı üzerine yorum yapar ki kolayca anlaşılacağı gibi bu konu sürekli bir karmaşa dâhilinde yorumlanmıştır. Sonuç olarak da, kanun koyucu sürekli bir çözüm arayışı içinde bulunmuştur.

Kıdem Tazminatı Fonu’nun Ülkemizdeki Tarihi Üzerine

Kıdem tazminatı fonu oluşturulmasına yönelik ilk çalışma 1954 yılında toplanan 2. Çalışma Meclisi’nde, kıdem tazminatının işveren tarafından işyerinde ayrı bir fonda veya genel bir fonda toplanması imkânlarının o dönemki ilgili bakanlık tarafından araştırılmasına karar verilmesiyle başlamıştır. Aradan geçen çeşitli tarihsel süreçlerin ardından 2013 tarihi Kıdem Tazminatının İşçinin Bireysel Hesabına Yatırılması Hakkında hazırlanan kanun taslağı ile tartışmalar arttı.

Günümüzde ise medyada öne çıkan aktarımlar bazında görüyoruz ki değerlendirilen iki formül var.

Kıdem Tazminatı İle İlgili Öne Sürülen Formüller ve Şahsi Yorumum

1. Formül

Gündemdeki birinci formülde 30 günlük kıdem tazminatının 19 gününün mevcut sistemdeki gibi devam etmesi, 11 günün ise kıdem tazminatı fonuna devredilmesi öngörülüyor.

Bu formül için 11 günlük brüt ücret üzerinden kıdem tazminatı fonuna prim kesilecek.

Yorum; mevcut karışıklığı ortadan kaldıracak bir formül gibi görünmüyor. Fikrimce; Kanun Koyucu’nun şu anda önünde olan kıdem tazminatına dair fon oluşturma gereklerini ortadan kaldıracakmış gibi durmuyor.

2. Formül

İkinci formülde ise kıdem tazminatı fonu için %6 oranında prim kesilecek. Bunun 4 puanı işveren, 0.5 puanı işçi priminden oluşacak.

Devlet 1 puan katkıda bulunacak. Vergi indirimi yoluyla da 0.5 puanlık ilave prim katkısı yapılacak. Böylece toplam prim tutarı %6 olacak. İşçi sendikalarına göre fona %6 oranında prim kesilmesi, 21,6 günlük kıdem tazminatına karşılık gelecek.

Yorum; daha yapıcı bir sistemmiş gibi görünmekte ancak sonuçta 21,6 günlük kıdem tazminatı karşılığının kesinlikle 30 güne tamamlanması lazım. Çalışanın hak kaybının önüne geçilmesi gerekir. Nemalanma ihtimaline bırakılmadan 30 güne tamamlanarak çalışanın geleceğe daha güvenle bakması sağlanmalıdır. Çalışanların maaş bordro yapısının daha farklı ele alınması ve dolayısıyla işveren ve çalışanların yüklerinin hafifletilmesi şartıyla…

 

Fon’dan Kıdem Tazminatı’nın Ödenme Şekli Üzerine

Medyada yayılan ödeme şekillerinin çalışan için fayda sağlayacağı fikrimce mümkün değildir. Muhakkak peşin ve toplu olarak ödenmesi gerekmektedir.  Şu an yürürlükte olan kıdem tazminatı uygulama ve hükümleri bunu emretmektedir.

Bu bakış açısından geri dönülmesi, toplumun tasarruf kabiliyeti üzerinde zafiyet yaratma ihtimalini ortaya çıkaracaktır. Çalışan; ister çalıştığı yerden ayrıldığında isterse emekli olacağında, kesintiye uğratılmadan kıdem tazminatına ulaşabileceği güvenini elde ederse yatırım ve tasarruf için daha yapıcı bir bakış açısına erişecektir. Nihayetinde de kazanan, ülkemiz ekonomisi olacaktır.

 

Kıdem Tazminatı Fonu Avantaj Sağlayabilir mi?

Elbette ki sağlar. Sebepleri;

-Kıdem tazminatından dolayı yargı sistemimizde oluşmuş olan davalar ve dolaylı ağırlığı otomatik olarak çözüme kavuşabilecek

-Çalışan eninde sonunda kıdem tazminatına ulaşabileceği güveniyle geleceğini daha iyi planlayabilecek ve dolaylı olarak kaliteli bireyciliğin ortaya çıkabilecek

-İşveren, kıdem tazminatının peşin ödenmesi zorunluluğunun kendisinde yaratacağı yükten kurtulacak ve çalışanına daha doğru/yasal bir şekilde yaklaşabilecek olması olarak sayılabilir.

Kıdem Tazminatı Fonu Dezavantaj Sağlayabilir mi?

Elbette ki sağlar. Sebebi;

-Çalışanın kıdem tazminatı hakkını her halükarda elde edebilecek olması iş sadakatinin azalmasını tetikleyebilecek

olması olarak gösterilebilir. Bunun da önüne çok basit uygulamalarla geçilebilir. Örneğin fikrimce önerebilecek uygulamalar; fon düzenlemesinin içine yasal şekil-şart koyulması ve/veya kademeli asgari ücret (unvana ve kıdeme göre asgari ücretin değişik uygulanması) şeklinde olabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Saçan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?