Hazine

Hazine , ne güzel kelime değil mi? Bize çağrıştırdıkları ne kadar da ışıl ışıl. Hepimiz bir hazineye sahip olmayı isteriz. Belki sahibizdir de farkında değiliz.

İçi dolu doludur hazine dediğimiz şeyin, kıymetli, pahalı ve gelecek vadeden. Düşlemeye başladığımızda ilk aklımızdan geçen “hayatımızı kurtarır bee” hissidir. Kurtaracaktır da. İnancım tam.

Hazine kelimesinin Farsça anlamı “genç” demek.  Ne güzel bir örtüşme genç kelimesiyle, ışıl ışıl, dolu dolu, kıymetli ve gelecek vadeden. Hayatımızı kurtaracak olanlar, ülkemizin geleceği gençlerimiz.  Sevgiyle, eğitimle, bilgiyle memleketin aydınlık yüzleri. Yarınların sahipleri.

TDK ya göre de “gelişimini tamamlamamış olan, yaşı ilerlememiş olan” demek. Bizler toprağa bağlı insanlarız. Tarımla, toprakla bağımız bütün toplumlardan daha özel, daha kutsal. Toprağa ektiğimiz fidanın kökleşmesini sabırla bekler, ona emek veririz. Gelişimini tamamlasın diye.  Bakar, sular, gözetiriz. Meyvesi olgunlaşsın diye. Aynı sabrı ve emeği gelişimini tamamlasınlar diye hak eden gençlerimize göstermeyi bazen es geçiyoruz.

Zaman zaman gençlerle ilgili umutsuzluğa düşüyoruz. Hepimiz bir zamanlar genç olduk, bazılarımız hala o müthiş enerjiyle başa çıkmaya çalışıyor. Sanki bıraksan dünyayı döndürecek gibi parmağında, tutmasan bir koşacak, bir kutuptan bir kutuba, sabahlara kadar uyumayacak,dans edecek,basket oynayacak,arkadaşlarıyla coşacak… enerjisi var çünkü dolu dolu, ışıl ışıl. Beyni zehir gibi ama havada bahar var, sınav var, baskı var, emir var, zorlama var.. dışarıda mavi gök, ısıtan güneş var.

Tepelerine dikilip “biz sizin yaşınızdayken” diye cümleler kuruyoruz . Sabır gösteremiyor, tahammül edemiyoruz. Oysa bir zaman önce hepimiz geçtik onların yaşlarından, unuttuk mu kendimizi? Oysa bi düşünsek; nasıl güzeldik o zamanlar, nasıl deli dolu, nasıl coşkulu. Hiç yorulmuyordu gözlerimiz,h iç sakinleşmiyordu kalbimiz. Anlamak istemiyorduk söylenen sözleri. Yapılması gereken ödevler ruhumuzu sıkıyordu, nasılsa okulda yapıveriyorduk.  İllaki gizli kaçak bir şeyler planlıyorduk, illaki anne babamızı tepemize dikiyorduk ama uslanmıyorduk işte, ilk fırsatta yine kaçıyorduk okuldan, dersten kaytarıyorduk, arkadaşlarla kaçamaklar yapıyorduk.

Bizler büyüdük . Şimdi zorlasalar da uykusuz kalamıyoruz, sabahlara kadar oturup muhabbetlerde kaybolamıyoruz. İş var, bekleyen faturalar,ödemeler, taksitler, krediler…..

Bazen özlemle durup durup “ahh gençlik” diyoruz. E belli ki özlüyoruz. Neden izin vermiyoruz?  Her kızdığımızda kendi genç halimizi hatırlasak belki daha kolay gelişecek işler. Belki kendini yalnız hissetmeyecek o güzel genç. Belki sarılmayı seçecek, kapıyı çarpıp kaçmaktansa. Ama hep bizden bekleyecek ilk adımı.  Biz kendi gençliğimizle barışınca, gençlerimizle de barışacağız zamanla.

Bu hafta onların; Atamızın Türk gençlerine armağan ettiği coşkulu bir bayramın haftası.

Nutuk’ta Onlara seslendi Atam.

Gençliğe Hitabe’yi söylemeden önce “Türk Gençliğine Bıraktığım Kutsal Armağan” diyerek vatanı işaret etti.

Vazifeyi Onlara bildirdi.

Vatanı Onlara emanet etti.

Onlar bizim hazinelerimiz,  geleceğimiz, vatanımız… kıymetlerini bilelim.

İnanılmak istiyorlar, duyulmak, anlaşılmak, sevilmek ve en çok da “yapabilirsin” denmek.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!

                                                                                                       

                                                                                   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Esma Oktay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?