Zaman Bugünlerde Sizin İçin Nasıl Geçiyor?

Hani bir şarkı var ya Mirkelam’a ait. “Geçip giden zamanları / Bir yerlerde bulsam / Sonra üzülsem / Üzüldüğüme üzülsem” şeklinde sözleri.

Bugünlerde bir odadan diğer odaya yaptığım seyahatlerimde sürekli olarak kendi kendime bu sözleri mırıldandığımı fark ettim.

Sadece bir odadan diğerine gidip gelmekle de kalmıyorum bugünlerde. Aynı zamanda gün içinde daha fazla zamana ihtiyacım olduğunu düşündüğüm anlardan ihtiyacımdan daha fazla zamana sahip olduğuma inandığım bitmek bilmeyen anlar arasında da gidip geliyorum. Yani herkes gibi ben de bu aralar zamana kafayı takmış durumdayım.

“Bugün zaman çok hızlı geçti ve ben hiçbir şey yapamadım!” veya “Bugün de bitmek bilmedi. Sıkıntıdan öldüm adeta.” cümlelerini zaman zaman hepimiz kurarız. Bir gün öyleyken bir gün böyle olması zamanı anlamamızı ve doğal olarak da onun üzerinde kontrol sahibi olmamızı zorlaştırıyor.

Peki, zaman nedir? Oldukça soyut bir kavram aslında. Zamanla ilgili konuşmalarda ya da yazılarda zamanı tanımlamak yerine onun metaforlarla anlatılmaya çalışılmasının sebebi de budur zaten. Ancak bir tanım yapmamız gerekirse en basit ifadesiyle zaman, geçmişten geleceğe doğru ilerleyen olayların akışını ifade etmek için kullanılan kavramdır diyebiliriz. Takvim, saat, saniye gibi zaman birimleri ile objektif hale getirilen zaman sayesinde bugünün tarihini, doğum tarihimizi,  ne zamandan beri bu şehirde yaşadığımızı, hangi günde olduğumuzu, kaç yıldır öğrenci olduğumuzu ya da kaç yıldır iş hayatında aktif olarak rol aldığımızı biliriz. Ve bu bilgi herkes için aynı geçerliliğe sahiptir. Bu açıdan baktığımızda zaman objektiftir.

Ama bir diğer taraftan da öznel bir özelliğe sahiptir zaman. Örneğin; mutluluktan ve eğlenceden havaya uçtuğumuz anlarda zaman da adeta uçup gider. Ya da üzgün ve mutsuz olduğumuz anlarda zaman tıpkı bir sakız gibi uzar da uzar.

Bu nasıl mümkün olmakta! Zaman algısı birçok değişkene bağlı olarak günlük hayatta algısal farklılıklara sebep olmaktadır. Zaman algımızın uzun mu yoksa kısa mı olacağının belirleyicilerinden birisi mutluluk hormonu olarak da bilinen dopamindir. Hoşnut olduğumuz bir şeyi yediğimizde, içtiğimizde veya yaptığımızda bundan haz almanızı sağlayan dopamin, araştırma sonuçlarına göre, zamanı olduğundan daha kısa ya da daha uzun algılama eğilimimizi de etkilemektedir. Yani mutluluk duygusunu yüksek seviyelerde deneyimlediğimiz anlarda zaman var olandan daha kısa algılarken, sıkıntılı olduğumuz anlarda vücudumuzdaki dopamin miktarı daha az olduğundan zamanı var olandan daha uzun algılıyoruz.

Peki, durdurulamayan, bazen bir anda geçen bazense bitmek bilmeyen ve en önemlisi hiç yetmeyen zaman bugünlerde sizin için nasıl geçiyor?

Tüm dünyanın eve kapandığı bugünlerde yavaş yavaş normal hayata geçiş açıklamaları peş peşe geliyor olsa da aslında hala hepimizin bol bol zamanı var. Hatta o kadar bol zamana sahibiz ki, bu durum sıkıcı bir günün habercisi oluyor bir anda.

İşte bu durumda bitmek bilmeyen zamanlarda kaybolmamak için dopamin miktarını yüksek seviyelerde tutmak önemlidir. Bunun içinse izlenmesi gereken adımlar şunlardır:

1.Öncelikle güne bize anlam veren, zevk aldığımız ve daha iyi hissetmemizi sağlayacak ritüelleri belirleyerek başlamalıyız.

2.Ritüelleri kronolojik olarak sıralayın ve bu ritüeli yaptığınızda hissedeceğiniz mutluluğu kafanızda canlandırın.

3.Ritüelinizi yaparken de sadece ve sadece ona odaklanın.

Bu adımları takip ettiğinizde saatin gösterdiği zaman ile sizin algıladığınız zamanın birbirinden farklı olması durumu lehinize sonuçlanacaktır. Yani zamanı müttefikiniz yapmış olacaksınız. 

Her anınızda dolu dolu mutluluğun bulunduğu zamanlar yaratabilmeniz dileğiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şeyma Mutlu Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?