Korona günlerinde psikolojik sağlamlık nasıl mümkün olur?

Küresel düzeyde bir tehlike: Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgını.

Sadece fiziksel sağlığımızı değil aynı zamanda ruhsal sağlığımızı da tehdit eden bir virüs.

Nasıl mı? Beraberinde getirdiği bilinmezliğin, belirsizliğin yarattığı stres ve değişen rutinlerin, ritüellerin sebep olduğu olumsuz etki ve yıpratıcı derecedeki baskı ile. İşte bütün bunların birleşmesiyle ruh sağlığımızı olumsuz olarak etkileyerek psikolojik sağlamlığımıza zarar vermekte salgın.

Peki, bu dönemde psikolojik sağlamlığımız için neler yapabiliriz?

Salgının soğuk nefesini sürekli olarak ensemizde hissettiğimiz bu dönemde kafamızı kurcalayan birçok soru ardı arkası kesilmeden beynimizin içinde dönüp durmaktadır:

Salgınla ilgili son durum nedir? Vaka sayılarında bir artış var mı? Test sonuçlarının doğru olmama ihtimali var mı? Yaşadığım şehirde de salgın vakası çıkmış mıdır? Bugün açıklama gecikti sanki peki neden? Okullar daha ne kadar kapalı kalacak, ya sınavlar ne olacak? Peki, bu durum turizm ve ekonomi üzerinde nasıl etki yaratacak? Bizi nasıl günler bekliyor?

Susturamadığımız iç seslerimiz bir süre sonra ipleri eline geçirir ve işte o zaman ortaya çıkan gerçek Stefan Zweig’in sözlerindeki gibidir: “Ah şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyordu bana.” Çünkü belirsizlik demek tedirginlik, korku ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan mutsuzluk demektir. İşte bu yüzden psikolojik sağlamlığımız için pozitif düşüncelere odaklanmaya çalışarak ilk adımı atabiliriz. İkinci olarak da süreçle ilgili kontrolümüzde olanın ve olmayanın ayrımını yapabilmemiz ve daha sonra odağımızı kontrolümüzde olanlara yoğunlaştırabilmemiz gerekir.

Maalesef öyle günlerden geçiyoruz ki sadece bilinmezliğin ve belirsizliğin yarattığı stres ile değil bir an için öyle olan şeylerin salgından sonraki dönemde bir anda başka şeylere dönüşmesiyle de baş etmek zorundayız.

Salgınla birlikte her zaman yaptıklarımızı artık yapamaz hale geldik. Bir diğer deyişle çoğu kez yaptığımızı bile fark etmeden otomatik olarak gerçekleşen düşüncelerimiz, davranışlarımız, tutumlarımız yani kısacası alışkanlarımız değişti salgınla birlikte ve değişmeye de devam ediyor. Örneğin; evden ayrılmadan önce ocağın altını kapatıp kapatmadığımızı, arabamızın ve evimizin anahtarlarını yanımıza alıp almadığımızı, balkon kapılarını kilitleyip kilitlemediğimizi kontrol ettiğimiz alışkanlarımızın yerini nerede olduğumuz fark etmeksizin sürekli gerçekleşen el yıkamaları, eldivenler, maske kullanımları, adeta dezenfektan ve kolonya ile banyo yapmalar aldı. Eşimize dostumuza sarılıp öpmenin, misafirliğe gitmenin ya da misafir kabul etmenin, kafe ve restoranlarda buluşmanın yerini sosyal izolasyon yani kendimizi diğer insanlardan, toplumdan olabildiğince uzaklaştırma aldı.

Sosyal izolasyonun sebep olduğu ruhsal açıdan olumsuz etkiyi minimum düzeye indirgemek için atılacak ilk adım aslında bunun gerçekten ne anlam ifade ettiğinin anlaşılmasıdır. Küresel düzeyde savaştığımız yeni koronavirüs salgın dönemini sağlıklı bir şekilde atlatabilmek için birbirimize koyduğumuz “sosyal mesafe” diğerleri ile iletişimimizi tamamen bitireceğimiz anlamına gelmemektedir. Yani sosyal izolasyonun gerçek anlamı sadece fiziksel olarak diğerleri ile bir arada olmamaktır; kesinlikle iletişimi sonlandırmak değildir.

Artık rutinlerimiz eski rutinlerimiz değil. Eski rutinlerimizin yerini yeni rutinlerimiz almaya başladı. İşte bu yüzden salgından hem kendimizi hem de diğer insanları koruyabilmek adına diğer insanlarla fiziksel olarak bir arada olamadığımız bu dönemde iletişim kanallarımız için yeni yollar belirlemeliyiz. Bu noktada hatırlanması gereken kaygımızı, korkumuzu, tedirginliğimizi ve diğer bütün duygularımızı paylaşabileceğimiz kişilerle görüşmeye devam edebileceğimiz alternatif yolların psikolojik sağlamlığımızı koruma sürecinde en büyük destekçimiz olacağı gerçeğidir.

Salgınla ilgili kaygılarınızın ve korkularınızın hayatınızı kontrol etmesine izin vermediğiniz sağlıklı ve güvenli günler dilerim sevgili okurlar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şeyma Mutlu Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kürşat - Valla güzel anlatıyorum ama hani derler ya bu ne perhis ne lahana turşusu.

Ya bi durup aynaya bakin mi sen allah aşkına

Koçan milleti suçsuz gunahsiz insanları işten cikartti. Çünkü hepsi mahkeme sonucu tazminatlarini alıyor. Suçlu olsalar alamazlar. Sen de makale yazıp poliyanacilk oynuyorsun.allah aşkına bu ne perhis ne lahana turşusu. Ne 2020 si ya milleti perişan ettiniz

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 27 Mart 01:02
02

Murat 66 - @Kürşat 01 nolu yoruma cevabı: Kürşat bey size canı gönülden katılıyorum. Insanların emeklerini somurupte burda masal anlatmak kolay.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Nisan 16:05


Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?