Covid-19 ve beslenme

Kendimizi görünmeyen bir düşmandan korumaya çalışıyoruz. Peki beslenmenin burada ne gibi bir katkısı olabilir? Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin yakın zamanda yayınladığı 9 maddeden oluşan öneriler serisine kulak verebiliriz: 
    1- “Sosyal mesafe” hayati önem taşıyor. Şakası yok. Diyelim ki kendi kendimizi karantina altına alma ihtimalimiz mevcut. Bu ihtimale karşı, evinizde en az 14 günlük ilaç ve besin bulundurmalıyız. Alacağımız besinler protein, vitamin, mineral, posa ve antioksidanlar açısından zengin ve raf ömrü uzun besinler olmalı.
    2-  Dayanıklılık anlamında pek iddialı olmasalar da her gün ve her öğünde yeterli miktarda sebze ve meyve tüketmeliyiz. Miktarları somutlaştırmak için Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde oluşturulmuş bir “Sağlıklı Yemek Tabağı” modeli var. Bu örnek modelde, tabağın 1/4’lük kısmında sebze, 1/4’üne tam tahıl ürünleri ve diğer yarısını üç eşit parçaya bölecek şekilde protein açısından zengin besinler (et, yumurta, kurubaklagiller, balık, tavuk gibi), meyveler ve süt ürünleri (süt, yoğurt, kefir, ayran gibi) bulunur. 
Yiyecek-içecek alışverişine çıktığımızda sebze-meyveye önem vermeliyiz. Uzun vadede elimizde kullanılabilir erzak bulunsun istiyorsak ya da uzun süre dışarıya çıkamama ihtimalimiz varsa sebze ve meyveleri daha sonra tüketmek üzere dondurup dolapta saklayabiliriz.
    3- Narenciye grubu meyveler C vitamini kaynaklarıdır, bu yüzden bağışıklığı destekleyicidirler. Dolayısıyla bunların tüketimi önemli. Örneğin, yemeklere taze limon eklenebilir. Mevsiminde olduğumuz ürünler arasında karnabahar, brokoli, lahana, kabak, turp, biber, patates, havuç, elma, portakal, mandalina ve olgun olmayan muz var. Bunlara ulaşmak şu dönemde nispeten daha rahat. Aldığımız sebzelerin raf ömrünü uzatmak için onları dolaba yıkamadan ve kesmeden koymamız gerek.
    4- Yeşil ya da kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye, barbunya gibi besinleri her gün yiyebiliriz. Fakat bunlardan kimisinin pişme süresi daha uzun olacağından bunları haşlayıp buzlukta saklayabilir, böylece daha sonrasında pişirmeye hazır besin bulundurmuş oluruz. 
    5-  Haftanın en az iki gününde balık yemeye çalışmalıyız. Mümkünse taze balık olmalı ama diyelim ki onu bulamadık, donmuş ya da konserve de bulundurabiliriz. Böylece olası bir karantina durumunda depomuzda balık bulunmuş olur.
    6-  Vücudun savunma sistemine ait hücreler olan “antikor”ların çalışabilmesi için günlük yeterli miktarda protein almalıyız. Yumurta ve peynirler proteince zengindir. Bağışıklık sistemini destekleyici olması açısından, seviyorsak probiyotikli yoğurt veya kefir de tüketebiliriz.
    7-  Sınırlandırmamız gereken yiyecekler var: Şeker, şekerli yiyecek ve içecekler, beyaz ekmek ve diğer hamur işi ürünleri, tuzlu kurabiyeler, patlamış mısır, işlenmiş et ürünleri (salam, sosis, sucuk, pastırma gibi), aşırı tuzlu besinler (soslar, cips, turşu gibi).
    8- Koronavirüs (Covid-19) yüzeylerde belli süreler boyunca yaşayabiliyor ama yiyeceklerden geçtiği yönünde bir bilgi yok. Yine de özellikle et ürünleri olmak üzere besinleri iç kısımları iyice ısınana kadar pişirilmeliyiz.
    9- Yeterli vitamin ve mineral almalıyız. Bunun da temel yolu sebze, meyve, tam tahıl ve yağlı tohumlar (“çerezler” aslında) tüketmek olsa da bunları yeteri kadar tüketme imkanımız yoksa -olağan dışı bir dönemden geçiyoruz sonuçta- vitamin-mineral takviyelerini kullanmayı düşünebiliriz.
Paniklemeden, sorumluluklarımızın farkında olarak, “Bir şey olmaz” demeden önlemlerimizi alalım. 
Kendini düşünmüyorsan, başkasının sağlığı için #evdekal. Merak etme, bu günler de geçecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlke Kalaycı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?