Cadde genişletmesi şehir içi trafik sorununu çözer mi?

Alanya Belediyesi, Atatürk ve Ahmet Asım Tokuş Bulvarı’nda, şehir içi trafiğinin yoğun olduğu bölümde yol genişletme çalışmalarına başladı. Cadde, park etmiş bir araç sonrasındaki sanal çizgiden, “yedi metre daha genişlikte olacak şekilde” düzenleniyor. Adı geçen düzenleme Alanya’nın en gözle görülür yeşil alanlarından birisi olan orta refüjün, her iki taraftan yaklaşık birer buçuk metre daraltılması şeklinde gerçekleştiriliyor.

“Geçici olduğu belirtilen” düzenlemede, 25 yıl önce döşenen parke taşının bozuk olduğu yerlerde onarıma gidiliyor ama zeminde asfalt türü bir iyileştirme düşünülmüyor. Trafik akışını hızlandırma adına ise, var olan “yaya geçitleri ortadan kaldırılıyor.”

Düzenleme birçok yönden eleştiriliyor. En önemli karşı geliş, yeni düzenlemenin şehrin merkezini “yayalaştırmaktan ziyade”, “hızlı bir trafik akışına bırakacak” olması şeklinde dillendiriliyor. Ekonomik kullanım ömrünü çoktan doldurmuş olan ve bu haliyle araçların alt donanımına ciddi zararlar veren kilitli parkenin yol zemini olarak kullanımına devam edilecek olması ise başka bir eleştiri konusu.

Turistik Yol

D-400 karayolu olarak Alanya’yı doğu-batı yönünde kesen cadde 1957 yılında trafiğe açılmış. Şehrin ortasında yapılan istimlakların büyük tartışmalara yol açtığı düzenleme sonrasında hizmete açılan caddeye “Turistik Yol” denmiş. Zamanla orta refüj düzenlemesi yapılarak gidiş ve geliş olarak bölünen ve ancak 1980’lerde sinyalizasyon ile tanışabilen ana cadde, Alanya şehir merkezinin en yoğun alışveriş merkezini oluşturmuş.

1990’lı yılların başında ülke çapındaki bir yol zemin kaplama modasının(!) devamı olarak “kilitli parke taşı” döşenmeye başlanan D-400, çevre yolu yapılana dek şehirlerarası transit trafik yükünü çekmiş. Bu yüzden kilitli parke, daha ilk yıllardan başlayarak ağır araç geçişi yüzünden yıpranmış.

İlk trafik düzenlemeleri

Özellikle yaz aylarında yoğunlaşan araç trafiği için, her dönemin ilçe trafik komisyonları kendilerince önlem almaya çalışmışlar. 1999 yılı yerel seçimleri çalışması olarak(!), kendisinin bir önceki yönetimin devamı olarak göreve kesinlikle geleceğini öngören Anavatan Partisi, Çevre Ulaşım Projesi oluşturmak üzere İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi ile ilişkiye geçer. Aynı üniversitenin profesörlerinden İsmail Hakkı, çalışmanın çevre ulaşım projesi değil, “mevcut alanları değerlendiren bir trafik düzenlemesi”nden ibaret olduğunu söylemektedir. Zamanın Alanya Belediyesi yönetimi üniversite döner sermayesi ile 2,5 milyara anlaşmış, bunun 850 milyonunu onlara ödemiş. Çalışmanın ikinci raporu tamamlanmak üzereyken, sokak bazında trafik planının hazırlanması için dijital haritalara gerek duyulmuş. Belediye yönetimi projeleri göndermeyip, bunun yerine eski haritaları sunmuş. Fakülte de, yaşanan bu olumsuzluk sonrası çalışmaları askıya almış ve proje yarım kalmış…

2000’li yılların başında ise bu kez Yıldız Teknik Üniversitesi ile ilişkiye geçilmiş, üniversitenin önderliğinde Alanya şehir merkezine yeniden şekil verme çalışmalarına başlanmıştır. Bir öncekinde olduğu gibi yine üniversite ile, nedeni çok detaylandırılmayan anlaşmazlıklar sonucu bir süre sonra işbirliği sonlandırılmıştır.

Şu andaki yapılan düzenleme ile karşılaştırıldığında, yıllar önceki belediye yönetimlerinin, olumlu sonuçlanmasa da akademisyenlere danışarak karar verme yoluna gitmeleri, bugünkünden çok daha belirgin bir farklılık olarak göze çarpıyor…

Yapılması gereken neydi?

Uygar ülkelerde çok daha kapsamlı, bütüncül projeler yaşama geçiriliyor. Bunlar, Comprehensive Transportation Planning yani “Düzen Getirici Nazım Ulaşım Planı” olarak adlandırılıyor. Şehirler bu tür planlamalara göre kuruluyor ya da yeniden şekilleniyor.

İmar planına göre bölgeleme yapılıp, geniş caddelere numara verilerek matris oluşturuluyor. Kış dönemindeki düzenli okul yolculukları, yazın ise turizm yolculukları, düzensiz yolculuklar, iç ve dış koridorlarda 16 saat boyunca araçların türlerine ve doluluk boşluk oranlarına göre sayılıyor.

Daha sonra ise konutlar için anket çalışması başlıyor. Nüfus yoğunluğuna göre hane sayısı belirlenerek, gelir düzeyi dağılımları, insanların kaçta evden çıkıp, hangi araçları ile nerelere gittikleri saptanıyor.

Son olarak da şehir merkezinin mevcut verilerdeki resmi kurumlarının, odalar ve diğer örgütlerde çalışanların tümü yani trafik yaratan, ulaşım yaratan tüm nüfus sayılıyor. Veriler bilgisayara yüklenince, saatlere göre tüm yollar üzerinde yaratılan yoğunluk ortaya çıkarılıyor.

Daha önceki belediyeler bu tür ulaşım planları yerine Traffic Management yani “Mevcut alanları değerlendiren trafik düzenlemeleri” yapmak yoluna gitmişler. Günümüz belediyesinin uygulamasına bakıldığında ise, mevcut alanın değerlendirildiği mi yoksa bozulduğu mu konusu tartışma götürüyor…

Çözüm ne kadar geçici?

Şu andaki yol genişletme çalışmaları yani “orta refüjden kazanılan genişçe alanın tekrar kilitli parke taşı döşenmesi” çok da geçici bir çözüm gibi görünmüyor. Dışarıdan gözlendiğinden büyük bir iş gücü ve malzeme ile gerçekleştirildiği görülen ve kısa sürede sonlanmayacağı anlaşılan düzenlemenin maliyeti, açıklanmadığı için bilinmiyor!

Madem yapıldı!

Evet, Alanya şehir merkezinin en önemli arteri, park çizgisi sonrasında iki araca çok rahat geçiş vermeyebiliyordu. Hele bu araçlardan birisi otobüs gibi ağır vasıta ise tıkanıklığa yol açıyordu. Yol belki çok daha makul ölçülerde, mesela yalnızca 50 santimetre genişletilerek rahatlama sağlanabilirdi.

Belediye başkanının, “geçici” diye adlandırarak, çözüm ortaklığı ve bilgilendirme konusunda duyarlı davranmadan yol yapımını ihaleye verip, çalışmalarını başlatmasından sonra neler yapılabileceğini konuşmalıyız artık…

Şehir merkezi trafik akışı asıl nerede kilitleniyor?

Alanya trafiği doğal olarak yalnızca D-400 geçişi ile anılmıyor. Ama konumuz Atatürk ve Ahmet Asım Tokuş Caddeleri olduğu için bu bölgeye ilişkin gözlemlerimizi aktarıyorum.

Şurası net ki, trafiğe giren araç sayısı her geçen gün artsa da “Alanya hala bir büyük şehir gibi trafik yoğunluğunu, en azından yıl boyunca yaşamıyor”. Ama Alanya’nın asıl büyük derdi “yeterli park alanlarının olmayışı” ve ilerde de başına büyük sorunlar açacak…

Kış aylarında yoğunluk yaşanabilen yalnızca iki şerit var. Bunlardan birisi PTT kavşağından başlayarak Mola kavşağına kadar giden güney güzergahı. Diğeri ise Çimen Oteli kavşağından başlayarak yine Mola kavşağına kadar giden kuzey gidişi. Olağandır ki, yaz aylarında anılan alanda yoğunluk katlanarak artıyor. Demem o ki, bunların dışında hali hazırda yapılmakta olan yol genişletmesi, (eğer gerçekten geçici olarak tanımlanıyorsa) çok gereksiz bir masraf olarak görünüyor.

Trafik akışını neler engelliyor?

İnanmayacaksınız ama trafik akışı en çok “bilgilendirme levhası ve çizgilerinin yeterli olmayışı” ile engelleniyor!
Buradan yola çıkarak; eğer yeni düzenlemede araçlara park için ayrılmış bölgeden sonra kalan “7 metrelik çok geniş alan, belirgin çizgilerle ikiye ayrılmaz ise” araçların yine düzensizce yolu kullanabileceğini söyleyebiliriz.

Çünkü D-400’ü, özellikle yaz aylarında çok sayıda yabancı plakalı araç sürücüsü de kullanıyor ve bu konuklar yola hakim olmadıklarından kendi şeritlerini düzgün kullanmayabiliyorlar. Bunun yanında, “park edilmez” de dahil her türlü yönlendirici levhanın yetersizliği, “otobüs durakları”nı belirten yol çizgi ve yazılarının olmayışı trafik sıkışıklığı nedenlerinden sayılıyor.

Yaz aylarında taksiler

Yaz aylarında ise taksiciler ortaya çıkıyor, hem de ne çıkış! Alanya’da 2019 yılında 62 durakta hizmet veren 891 taksi vardı. Ve bu araçların büyük bir kısmı mutlaka adı geçen güzergahı kullanıyordu. Taksici esnafı, diğer bir çok iş kolunda olduğu gibi, asıl kazancını turizm sezonu boyunca sağladığı için daha da gerginleşiyor. Ve “trafik akışının sağlandığı güzergahları kendi mekanları saydıkları için, yolu inanılmaz bir hoyratlık ve kural tanımazlıkla kullanıyorlar!”.

Bunun yanında, taksi duraklarına her 6-7 araca bir tane olmak üzere D-400 üzerinde, geliri Alanyaspor’a kalmak üzere cep park yerleri tahsis ediliyor. Trafiğin en yoğun olduğu bu şeritlerin, çok sık olarak yer alan cep parklarında büyük kaoslar yaşanabiliyor. Taksici, iş aldığında ayrılırken oraya park edilmesin diye kuka yerleştiriyor. Başka bir araç gelip yerini işgal ettiğinde ise cebe gelen aynı durağın taksisi o aracın alanı terk etmesini istiyor. Bütün bu sayılanlar o sırada oluşmuş trafik sıkışıklığının hiçe sayıldığı kavgalar şeklinde sürebiliyor.

Toplu taşıma

Aynı taksici esnafı gibi, belki de artan yolcu yoğunluğu yüzünden toplu taşıma aracı yani otobüslerin şoförleri de kuralları tanımıyor. Daha durağa gelmeden, taşıt trafiği durduğu anda yolcusunu boşaltmaya başlıyor. Eğer o sırada yeşil ışık yanmış ise arkasındaki araç yığınında kaosa neden oluyor.

Otobüs şoförünün durak dışı indiriminde, bazı durumlarda, bir ölçüde hakkı olabiliyor. Duraklar net olarak işaretlenmediği, örneğin zemine büyükçe “BUS” yazılmadığı, “durağa yaklaşımda park edilemez levhası yerleştirilmediği için özellikle yabancı araçlar durak içine park ediyor”. Doğal olarak otobüs şoförü de yol ortasında yolcu indiriyor ve trafiği engelliyor.

Ayrıca otobüs duraklarında da düzenlemeye gitmek gerekiyor. Örneğin, LC Waikiki  önündeki otobüs durağı çok gereksizce diğerlerine yakın ve durağa park edemeyen otobüsler yüzünden trafik o bölgede tıkanıyor.

Şehir merkezinin kutlama alanı olarak kullanılması

Bilindiği gibi Alanya’nın nüfusu büyük ölçüde şehir merkezi dışı yerleşimlerinden oluşuyor. “Kırsal alan insanımızın düğün, askerlik kutlaması; şehir merkezinin ise sünnet ve futbol zaferi kutlaması hep bu adı geçen arter üstünde gerçekleşiyor”. Dahası, oluşturulan konvoy, belki de hiç uğranmaması gereken rıhtım bölgesinde tur atımı sonrası tekrar güzergahta yerini alıyor ve trafiği iyice yoğunlaştırıyor. Trafik akışını hiçe sayarak, dahası korna çalıp, patlayıcılarla ortalığı dehşet yerine çevirerek yolu kullanmaları da bir başka engel olarak görünüyor.

Ambülanslar

Turizmin yoğunlaşması ile doğal olarak acil yardım servisi yani ambülanslar da ana arteri kullanmaya başlıyor. “Ambülansın en arkadan siren çalması ile başlayan”, yolun açılabilmesi adına kornaya basma ve kırmızı yandığı halde geçiş isteğini kullanma isteği (gereği) yine araç trafiğini alt üst ediyor.

Bu konudaki çare tabii ki birey bilinçlenmesinden geçiyor ama “acil yardım ünitelerinin şehrin çok daha farklı bölgelerine yerleştirilip”, ambülansın mümkün olduğunca bu, aslında kısacık artere sokulmaması sağlanabilmeli.

Yük indiren araçlar

Atatürk Caddesi boyunca yer alan işletmelere, özellikle gün içindeki yoğun iş saatleri içinde “yük indirimi yapan araçlar dörtlülerini yakarak çift sıra park ediyorlar”. Kısa bir süreliğine yapıyor olsalar da ciddi tıkanmalara yol açıyorlar.

Bunun dışında, trafik sinyalizasyonuna yakın, park edilmez işaretinin olduğu bölgelere ve özellikle Mola Kavşağı’na, kimlere ait olduğu bilinen bazı araçlar pervasızca park ediyor ve her nedense trafik polislerince ceza işlemi uygulanmıyor.

Alanya Belediyesi çalışanları ve tur teknesi yolcuları

“İki konunun ne ilgisi var?” demeyiniz. Şehir merkezinde, kumsal üstüne inşa edilmiş kaçak bir yapıda(!) yer alan Alanya Belediyesi çalışanları işe gidiş gelişte yoğun olarak kişisel araçlarını kullanıyor. Limanda yer alan kiç gezinti tekneleri ise otellerden taşınan yolcularını yine aynı bölgeyi kullanarak teslim alıyor. Günün belirli saatlerinde her iki kurum yani belediye ve tur teknelerinden giren/çıkan yolcular Mola kavşağında trafiğin tıkanmasına neden oluyor. Çözüm olarak, “Alanya Belediyesi çalışanlarının özel araç kullanımının kısıtlanması ve hizmet araçlarının park alanı olarak belediye önünü kullanmamaları gerekiyor. Gezinti teknelerine gelince; Alanya’nın imajının düzeltilmesi için zaten topyekün bu alandan kaldırılmaları en önemli çözüm olarak görünüyor.”

Alanya Belediyesi hem kendi personeli hem de şehir ahalisine bisiklet kullanımı yönünde ciddi önerilerde bulunabilmeli. Her anlamda bir bisiklet şehri olan Alanya’da, ne yazık ki kullanım yalnızca bisikletseverler ya da gençlerle sınırlı kalıyor.

Otellere gelen yerli konuklar

Alanya şehir içi trafiği özellikle dini bayramlarda kilitleniyor. Konukları için yeterli araç parkı olmayan turizm otelleri, “arabaların ana yol üstüne park edilmesini önermemeli”. Dahası, otelde konaklarken şehir merkezine de uğramak isteyen konuklarına “merkeze ulaşım için toplu taşıma araçlarını kullandırtmalı”.

Bunun dışında, şehir girişlerine uyarıcı levhalar yerleştirilerek, transit geçiş yapmakta olan özel araç yolcularını, “şehir içine uğrayıp, göz atma!” düşüncesinden vazgeçirmek gerekiyor.

Trafik polisleri

Zurnanın zırt dediği yere geldik… İster inanın, ister inanmayın; otobüs durağında neden bir park edilmez levhasının olmadığını sorguladığım bir trafik polisi, bana sanayide saç levha kestirip böyle bir uyarıyı yerleştirmemi önermişti!

Sayıları özellikle yaz aylarında artırılmaları gereken trafik polislerinin tüm bu saydıklarımın kontrolü ve denetimi için: 1- Kendilerini görevli olarak görmeleri 2- Ciddiyetle çalışıp, cezacı olmasa da bir “caydırıcı güç” olarak varlığını her daim belli etmesi gerekir.

Biliyoruz ki, denetlenmeyen ve ceza yaptırımı konusunda şüphe duymayan insanımızdan kurallara uymasını beklemek büyük bir düştür.

Sonuç

Alanya Belediyesinin yol genişletme çalışması, kendi adlarına büyük bir şans eseri(!) Koronavirüs zamanlarına denk geldi. Turizm sezonu içinde süreceği için, büyük ölçüde çalışmadan yakınabilecek esnaf ve şehir halkı evlerine kapandı. Böylece her türlü eleştiriden uzak bir çalışma yürütülüyor…

Başta söylediğimiz gibi, çalışma yalnızca PTT Kavşağı ve Mola Kavşağı arasında güney güzergahta; Çimen Oteli ve Mola Kavşağı arası kuzey güzergah arasında ve bu yıla özgü sınırlı kalsaydı çok daha geçici ve çözüm odaklı bir çalışmadan bahsedecektik. Şimdi ise, “Koronavirüs’te kötü senaryoların beklendiği bir ortamda acaba müteahhitlik hizmetine verilen paranın çok daha acil kullanımı söz konusu olacak mı?” diye endişeleniyoruz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

Düşünme Tembeli Değil - Yazılan tüm konular akılcı, mantıklı ve gerçek. Böyle sağlıklı, mantıklı, birazda uzun vadeli düşünebilen bir Belediye yetkilisi herhalde yok ki, bu konular tekrar tekrar söylemek zorunda bırakılıyor.

Yazı için çok teşekkür ederim, Feyzi Bey. Saygılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 11:57
01

As - Sorunlar gayet iyi gözlemlenmiş, ve düşüncelerinize katılıyorum

Teşekkürler..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Nisan 16:51


Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?