2012 yılı biterken...

Evet... Bu yılı da bitiriyoruz. Aralık ayına girdik, üç hafta sonunda yeni bir yıla gireceğiz. Düşümdüm de bugün yaşam ile ilgili hepimizin aslında minik öğütlere ihtiyacımız var. Bu duruma hepimiz dahiliz.Hepimiz hayatımızda yaşadığımız zorluklar karşısında mücadele ediyoruz. Yaşamda karşılaştığımız olaylar karşısında zorlanıyoruz, bedeller ödüyoruz. Yani iyisiyle, kötüsüyle, acısıyla, tatlısıyla yaşamımızın gidişini, şeklini bizler belirliyoruz. Hayat 24 saat boyunca ne gülmektir, ne de üzülmektir. Tıpatıp Show isimli bir animasyon ekibi bir organizasyonda grubun üyelerinden Koray, yaptığı işten sıkıldığını söylemiş. Nedenini ise, "İnsanlar karşısında saatlerce gülmekten bıktım, benim de sorunlarım var. Daima gülmekten hayata karşı ciddiyetimi kaybettim" şeklinde açıklamış. Bu kadar neşe dolu işten ayrılarak yapmayı düşündüğü şey ise askeriyeye yazılarak daha ciddi bir yaşam sürdürmek ve hayatı ciddiye almakmış. Evet hayat hep gülmek de değildir. Hayat bizi mutlu eden şeylerdir, sorunlara rağmen mutlu, huzurlu olmayı bilmektir. Hayatımızı cehenneme yada cennete çeviren şeyler yaşadığımız, başımıza gelen olaylara gösterdiğimiz tepkilerimizdir. Hayat beklentilerimizdir, bakış açımızdır, dudaklarımızın şekli, niyetimizdir. Yaşamımızı güzelleştirmeyi başaracak kişi yine kendimiziz. Bunu başkalarından beklememeliyiz. Başkalarından beklersek kaybetmeye mahkum oluruz. Huzuru yaratacak olan kişi yine kendimiz olmalıyız. Güneşi görmek istiyorsan, gölgeden çıkacaksın, fark edilmek istiyorsan, fark ettireceksin, sevilmek istiyorsan seveceksin, gülmek istiyorsan güldüreceksin, kazanmak istiyorsan kaybetmeyi de olgunlukla karşılayacaksın. Başarmak istiyorsan, başarısız olmayı da göze alacaksın. Sahip olduğun şeyler için minnet duymayı bileceksin. Bencil olmayacaksın, iyilik yapmak insanlara yardımcı olmak, yaşam amacın kadar önemli olmalıdır. Sadece bugün için değil, sadece kendin için değil, sevdiklerin, yakınların gelecek nesil için de bir şeyler yapacaksın, üreteceksin, bugünden meyve fidanlarını dikeceksin ki, gelecek kuşaklar o diktiğin meyveyi yesinler...Bugün diktiğimiz fidanlar geleceğin ormanı olacak. Biz bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvelerini yiyoruz, o ağaçların altında serinliyoruz. Sadece kendimiz değil, çevremizdekilerin, gelecek kuşakların sorumlulukları da omuzlarımızda. Bizler hem bugünün, hem de geleceğin umutlarıyız. Ya umut biziz, ya da umutsuzuz. Her şey daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek için. Evet yaşam uzun bir yoldur. Bu yolda seyahat ederiz, seyahat ederken sakın durmayın. Çünkü hayat durağan değildir. Tıpkı bir bisikletin üstündeymiş gibi pedelları çevirmeye devam edin, pedalı çevirdiğiniz sürece düşmezsiniz. Unutmayın, bu dünyaya tatlı bir huzur almaya geldik...Ne yazık ki... Yazdıklarımın tümünü uygulayamıyoruz. Aslında uygulamak, iyi bir yaşam, güzel, huzurlu, mutlu bir yaşam için yapmamız gerekenler hayatın zorlukları karşısında mücadele ederken, insan bazen yorulup pes etmek istiyor, tükeniyor, yaşadıkları olaylar karşısında... Ama pes etmeden, mücadele edip, yılmadan, azimle ve büyük bir yüreklilikle uygulamalıyız ki...İstediklerimize ulaşabilelim...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fisun Peynircioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?