Ulusal birlikteliği sağlamada 30 Ağustos'lar

ATATÜRK'ÜN

, parçalanmış ve işgal edilmiş bir vatan toprağında çetin savaşlar sonrasında kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti ve onun kazanımlarına karşı olan savaş hiç bitmedi.
Son 30 Ağustos Zafer Bayramı öncesi, “Kurtuluşlar değil, fetihler anılır” diyen bir TBMM’nin başkanının sözleri, böyle bir anlayışın güçlenerek sürdüğünün göstergesidir…
Milli mücadele ile kurulmuş laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti yerine, dinin referans alınacağı yeni bir Türkiye’yi kurmak artık bir siyasi parti söyleminde yer alabiliyor. Ve de bu parti seçmen iradesi ile ülkeyi yönetiyor. Burada bir sorun yok; sorun geri kalanlarda, laik ve demokrat olduğu varsayılanlarda…
Siyasi egemen çok genel geçer bir kuralı uygulayarak yok etmek istediği her değeri itibarsızlaştırıp, sıradanlaştırıyor. Ve tabi ki onların yerine başkalarını koyuyor.
Sorun, sahip olduğu dünya görüşü aracılığıyla kendisini siyasi yelpazenin bir yerlerine oturtabilmiş her laik ve demokrat oluşumun ya da bireyin, iktidarın yok etmek istediği değerlere ne denli sahip çıkma niyetinde olduğudur.
23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim’den ne anladığındadır. Liderlik ya da temsil ettiği için bir ölçüde sorumlu olduğu kitlelere, böylesi günlerin neden önemli olduğunu anlatmadaki bilincidir, kararlılığıdır. Onları, simgesel gibi görünen ama artık eskisinden çok daha fazla önem kazanan kutlama, anma ve törenlere ortak edebilme gücüdür…
İnsanı kul olmaktan kurtarıp bağımsız birey yapan Atatürk anlayışını içselleştirebilmektedir sorun. Yerleştirilmek istenen sıradanlığın bir parçası olup, Alanya kırsalındaki aktivitelerde yer alarak onları mest edip, sonra da elde bayraklarla bir avuç şehirliye selam çakmak iş değildir. Diğer türlü, her düğüne uğrayıp Alanya tanımıyla kısaca, “İşin olsun” ziyareti yapmaktan ileri gitmez, bu “inisiyatif alma, her yerde görünme” çabası…
Siyasi parti liderleri, meslek örgütü başkanları ve sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin yan yana, elde bayraklarla yürümesi elbette çok önemlidir. Ama (varsa!) liderlerin coşkularını, heyecanlarını, bilinçlerini peşinden gelen kitlelere yansıtamadığı bir birliktelik ulusal birlik ve bütünlüğün sağlandığı anlamına gelmez. Böyle yorumlanamaz…
Ulusal birliktelik gösterisi; travmatik, insanları galeyana getiren, dinci ve ırkçı duyguların aracılık ettiği çağrılarla ya da kendiliğinden gelişen hezeyanlarla değil, planlı programlı olmalıdır. Ve de bir liderlik etrafında gelişmeli, örgütlenmelidir. Otoriteyle, egemenle bağları olmayan; var olma çabaları gereği onlarla işbirliğini zorunlu neden olarak gösterip demokratik katılımlarda bir vazgeçilmez olarak kendisini lanse etmeyen bir liderlikle…
Son sözüm de takiye yapmak durumunda kalanlara: Ne olur gölge etmeyin. Kimse sizi inanmadığınız değerlere katkı vermeye zorlamıyor. Türk bayrağı, onu tutan elin eğretiliğinden bile insanı ele verir. Turnusol kağıdı işlevi görür, iyot gibi açığa çıkarır; çıkardı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?