Foucault ve medyada inşa edilen Müslümanlık

DİLİN

tek işlevi iletişim midir? Fransız felsefeci Michel Foucault’ya göre dilin salt bir iletişim aracı olmanın ötesinde sosyal dünyayı inşa eden bir yönü de bulunmakta. Yani, sosyal dünya dilin ürünü olan söylemler vasıtasıyla anlamlandırılıyor. Sosyal dünyadaki şeylerin nasıl anlamlandırıldığı ise, o şeylere olan tavrı belirliyor.
Foucault söylemin sosyal dünyayı inşa eden yönünü akıl hastalığı örneğiyle açıklıyor. Akıl hastalığıyla ilgili hâkim söylem, bu hastalığın tabiatı, kimlerin akıl hastası olarak adlandırılabileceği ve onlar için doğru tedavi yöntemlerinin ne olduğuyla ilgili düşüncelerimizi belirliyor. Bu sayede söylem, bir yandan tedavi yöntemlerini meşrulaştırıyor, diğer yandan ise tedaviyi uygulayacaklara akıl hastaları üzerinde bir mikro-iktidar sağlıyor.
Aynı durum terörist, radikal, vahşi, zararlı ilan edilen 1.7 milyar Müslüman için de geçerli. Bu söylem neticesinde Müslümanlara yönelik her türlü müdahale ve bu müdahaleyi yapacak otorite meşrulaştırılıyor. Söylem oluşturma konusunda en etkili enstrümanlardan medya, hâkim söylemi dezenformasyon, yanlış temsil ve çifte standart vasıtasıyla inşa ediyor.

Dezenformasyona Dayalı İnşa

Medya bu yöntemde ya hiç yaşanmamış ya da yaşansa bile Müslümanlarla herhangi bir alakası bulunmayan bir olayı Müslümanlarla bağdaştırıyor. Müslümanlarla ilgili kanaatleri büyük oranda medya vasıtasıyla şekillenen insanlar için dezenformasyonun etkisi oldukça büyük.
2011’de Norveç’te yaşanan katliam olayın ertesi günü İngiliz The Sun Gazetesi’nde Norway’s 9/11: Al Qaeda Massacre (Norveç’in 9/11’i: El Kaide Katliamı) başlığıyla haber yapıldı. Oysa bu katliamı tam aksine Anders Behring Breivik adlı bir İslam karşıtı gerçekleştirmişti. 2015 yılında ise Türkiye’deki bazı medya organlarına Suudi müftü Abd al-Aziz ibn Baz’ın "aç kalmanız durumunda karınızı yiyebilirsiniz" fetvası verdiği haberi düştü. Günlerce Müslümanları çağdışılıkla, vahşilikle ilişkilendiren türlü yorumlar yapıldı. Oysa 1999’da vefat eden müftü böyle bir fetvayı hiçbir zaman vermemişti. Medyada bu tür örneklere hemen her gün rastlamak mümkün. Yalan haberler tekzip edilse bile, Müslümanlarla ilgili olumsuz söyleme çoktan katkı sağlamış oluyorlar.

Yanlış Temsile Dayalı İnşa

Medyanın Müslümanlığı hangi örnekler üzerinden tanımladığı bir diğer önemli konu. İslam dünyasının sayıca binde birini bile teşkil etmeyen DAES, Boko Haram, Es-Sebab gibi terör örgütlerinin medya organlarında İslam’ı temsil kapasitesi, her zaman için Müslümanların ezici çoğunluğundan daha fazla. Müslüman denilince zihinde ne canlandığı büyük oranda medyadaki bu haksız temsille şekilleniyor.
Google’ın görsellerinde İngilizce “Muslim” kelimesi aratıldığında çıkan ilk 20 fotoğraf, medya eliyle nasıl bir Müslüman imajının inşa edildiğini ortaya koyuyor. Müslüman dünyadaki çeşitliliği tamamen gözardı eden bu fotoğraflarda şiddete meyilli, öfkeli, tek tip Müslüman görüntüsü hâkim. Görsellerin bu şekilde olmasının sorumlusu elbette Google değil, çünkü bu fotoğraflar medya organları tarafından en çok kullanılan fotoğraflar.

Çifte Standarda Dayalı İnşa

Müslüman olmayanlar tarafından işlenen suçlar medyada adi bir vaka olarak yer alırken, kendisini Müslüman olarak adlandıran kişilerin işlediği suçlar tüm Müslümanları hedef alan şekilde sunuluyor. 2015 başlarında tarihe ‘Chapel Hill Katliamı’ olarak geçen olayda kendisini ateist olarak tanımlayan Craig Stephen Hicks, üç Müslüman genci vahşice katletti. Salt din karşıtı bir motivasyonla işlenen cinayet, sıradan bir otopark anlaşmazlığı şeklinde aktarılıp kapatıldı. Yaşanan bu olaydan sonra ‘ateist terör’ manşetini atmayan medya, benzer olaylarda ‘İslami terör’ manşetini atmaktan çekinmiyor. Günün sonunda Müslüman kimliği, hiçbir kimliğin karşılaşmadığı bir olumsuz haber bombardımanına maruz bırakılıyor.
Foucault’cu bir anlayışla ifade edersek, giydirilmeye çalışılan akıl hastası gömleği, tedaviye ihtiyacı olduğu düşünülen Müslümanlar üzerinde otorite kurulmasını sağlıyor. Bir Müslüman hiçbir zaman savunmadığı fikirlerle yargılanıyor, hiçbir sorumluluğunun olmadığı eylemler için özür dilemeye zorlanıyor, yaşamına yönelik her türlü müdahale meşrulaştırılıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Başkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?