Yeni Türkiye bir A.Ş. gibi!

ESKİ

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’ un, Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Serpil Çevikcan’a ülke turizmi üzerine yapmış olduğu açıklamalar, 15 Ocak 2018 tarihinde basına yansımıştı. Kurtulmuş’ un yapmış olduğu açıklamalarda ‘arkeolojik sit alanlarının özel sektörün kullanımına açılması’ gündemi ise bilhassa ilgi çeken başlıklardan birini oluşturuyordu.

Açıklamanın ardından ise;

Arkeolojik alanların özelleştirilmesine ilişkin öne sürülen ‘kaz- işlet modeli’, arkeoloji camiasında sert eleştirilerin hedefi olmuştu.

Kurtulmuş’a göre kaz- işlet modelinin kullanımına başlanması, ‘ilgiyi arttıracak’tı!

Arkeolojik alanların özelleştirilmesinin önünü açan kaz-işlet modeline ilişkin eski bakan Numan Kurtulmuş’un açıklamaları ise tam olarak şu şekildeydi:

“İlgiyi artırmak bakımından belki bazı yerler burayı alın, yapın, ortaya çıkarın, işletin şeklinde bir model, kontrolünün yüzde 100 sağlandığı bir ortamda özel sektörün kullanımına açılabilir. Bizim diyelim 30 senede yaptığımızı özel sektör üç, dört yılda yapabilir. Allah korusun bir parçanın bile bir şekilde imha olmayacağı, telef olmayacağı bir yapıyı kurarsak bize bu alanda büyük mesafe kazandıracak. Yani herhangi bir kültür projesine sponsor olan kuruluşumuz, harcadığı paranın tamamını gider olarak yazabilir. Bizim özel sektörümüzün de bu anlamda kültür sanat faaliyetlerine destek olmak, öncü olmak gibi yeni yeni başlayan bir ilgisi var. Bu ilgiyi artırmak bakımından belki bazı yerler burayı alın, yapın, ortaya çıkarın, işletin şeklinde bir model. İyi bir model kurarak, devletin Müzeler Genel Müdürlüğümüzün, üniversitelerimizin ilgili bölümlerinin kontrolünün yüzde 100 sağlandığı bir ortamda bu şekilde özel sektörün kullanımına açılabilir. Böyle bir model üzerinde şu anda düşünce olarak, fikir olarak bunu geliştirmeye çalışıyoruz."

Kurtulmuş’un öne sürdüğü kaz- işlet modeline arkeoloji camiası sıcak bakmayarak, anayasa maddeleri ve kanunların, arkeolojik kazıları, açıkça devletin asli işi olarak tanımladığını, bu tanım gereği, asli işin, özel bir kurumun, şahsın, oluşumun yürütmesinin mümkün olmadığının altını çizmişlerdi. Arkeologlar Derneği’nin konuya ilişkin açıklamaları da şu şekilde olmuştu:

“Öncelikle arkeolojik kazıların özelleştirilmesine şu an müsade etmeyen kanun ve yönetmeliklerde yapılacak her değişikliğin Anayasa’ya aykırı olacağını belirtmek isteriz. Anayasa’nın 63. maddesi ve 128. maddesi bu konuda açıktır. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 35. maddesi: “Bu kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.” 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi: “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.” Bununla birlikte kültür varlığının evrenselliği göz önüne alındığında Türkiye’nin tek yükümlülüğü kendi kanunları değildir aynı zamanda bu konuda taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve anlaşmalara uyma yükümlülüğü de bulunmaktadır.”

“KAMUSAL HİZMET ÖZEL SERMAYENİN TASARRUFUNA BIRAKILAMAZ”

Kazıların kamusal bir hizmet niteliği olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bir ülkenin kültürel ve doğal varlıklarının tüm insanlığın ortak zenginliğinin korunması gereken değerleri olduğu, dolayısıyla bu değerleri ilgilendiren tüm çalışmaların kamusal hizmet niteliğinde olduğu belirtilerek bu alanlardaki eylemlerde bilim ve toplum çıkarı dışında bir çıkar söz konusu olamayacağı ve bu nedenle ne işletmesinin ne kazısının özel sermayenin tasarrufuna bırakılmayacağı kaydedilmişti.

+++++

Bir sayfa kapandı ve yeni bir sayfa açıldı artık canım ülkem Türkiye’de…

Kapanan sayfaların tozlu satırlarından sunduğum ön bilgilendirmelerin ardından değineceğim asıl mevzu şu ki;

Yeni Türkiye’nin ilk kabinesi, 9 Temmuz günü itibariyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı.

Bakanlar kurulunun açıklanmasıyla rejimin yeni yönetim sistemi de son şeklini almış oldu.

Gözlerinizle benim penceremden bakacak olursanız eğer;

Asıl olanın bakanlar değil, Erdoğan’ın iki dudağı arasından çıkacak olanlar olduğu, dolayısıyla kabinedeki isimlere ‘çok takılmamak’ gerektiği söylenebilir. Lakin kabinenin bu yapılanışı yeni Türkiye’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir yönetim anlayışına sahip olacağını göstermesi bakımından son derece önemlidir.

Yeni Türkiye bir A.Ş. gibi!

Yeni kabineye baktığımızda Türkiye’nin yeni yönetiminin bir teknokratlar (ülke meselelerini ideolojik düzlemden ziyade teknik düzlemde ele alan) kurulu değil, daha çok bir holdingin yönetim kurulu gibi yapılandığını söyleyebiliriz. Birçok bakanlığın başına o alandaki üst düzey şirket yöneticilerinden biri getirilmiş durumda.

• Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ETS Turizm’in sahibi,

• Sağlık Bakanlığı’na Medipol Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı,

• Eğitim Bakanlığı’na Maya Okulları’nın sahibi,

• Ticaret Bakanlığı’na Karon Mühendislik ve Ticaret Ltd. Şti. ortağı ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı,

• Tarım Bakanlığı’na BİM ve Turkcell Yönetim Kurulu Üyesi,

• Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ise TOKİ ve Emlak Konut GYO A.Ş. Genel Müdürü getirildi.

2015 yılında “Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir” denmişti. Bu kabineyle birlikte Türkiye bir A.Ş. gibi ‘ticari’ hayatına başladı demek yanlış olmayacaktır sanıyorum.

+++++

Yurttaşlıktan/vatandaşlıktan, neredeyse bir şirket çalışanlığına geçtiğimiz şu günlerde, yaşadıklarımızı kısaca bir gözden geçirecek olursak eğer;

Bu şirket-devlet modelinin temellerinin, AKP’nin iktidara geldiği ilk günden itibaren atılmaya başlandığını, KİT’lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsü, devletin bir girişimci olarak iktisadi faaliyetlerde bulunmak üzere kurmuş olduğu işletmeler) bir bir özelleştirildiği, sosyal hakların yerini siyasi bağlılığa dayalı bir düzleme bıraktığını göreceğiz günden güne.

+++++

Yönetimde çok başlılığı ve bürokrasiyi ortadan kaldırmak diye pazarlanan yeni sistemin söylemeye çalıştığı şey asıl olarak şudur ki:

“Çok baş”tan kasıt özgürlükler, “bürokrasi”den kasıt da haklardır. Yeni sistem ile bu engeller ortadan kaldırılmış, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şirket çalışanlarına dönüştürülmesi projesi resmiyet kazanmıştır.

Bakanlar kurulunun sınıfsal yapısı da bunu açıkça ortaya koymaktadır.

+++++

Önümüzdeki günler daha pek çok sancıya gebe…

Yukarıda bahsetmiş olduğum arkeolojik alanların özelleştirilmesine ilişkin açıklamaya dönecek olursak eğer;

Artık yeni bir Kültür ve Turizm Bakanı var, Mehmet Ersoy.

Ülkede ve dahi en çok da memleketimiz Alanya’da kültür turizmine verilmesi gereken değer bağır çağır orta yerde dururken atılacak yeni adımları görmek gerekir.

‘Yaptım oldu’ denmeden evvel en azından bir ‘açıklama’ yapıldığı günlere muhtaç kaldığımız günler görmekten korkarak söylemeliyim ki, artık her an her şey olabilir güzel memleketimde…

Hayırlısı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ceren Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?