Örnek yaşam mücadelesi…

Elsiz, kolsuz doğmuş.
Ayakları, bedenini taşıyamayacak boyutlarda.
Doğum sonrasında, doktorlar, “yürümesi olanaksız” demişler.
Doktorlara inanan ailesi de hiç çaba göstermemiş, oluruna bırakmışlar her şeyi…
Ama o bırakmamış.
Dört yaşındayken, birden kalkmış ayağa, “aha da yürüyorum, o doktorlara inat yürüyorum” demiş ve yürümüş.
Yazarken, çizerken ayak parmaklarını kullanıyor.
Lise çağlarında iken, öğretmeni, bir belgeye imza atmasını istemiş. Kalem yok. Öğretmeninin verdiği kalemi, takmış ayak parmaklarının arasına, imzalaması istenen belgeyi imzalamış; teşekkür edip, uzatmış kalemi öğretmenine.
Öğretmeni, onun gözü önünde bir kağıt mendille kalemi almış, çöpe atmış.
O kadar şey görmüş, o kadar çok şey yaşamış ama hiçbir şey, öğretmeninin o kalemi mendille tutup, çöpe atması kadar zoruna gitmemiş.
“Ezemeyeceksiniz beni!” diye bağırmış; “ezdirmeyeceğim kendimi…”
O gün milat olmuş onun hayatında.
Liseyi bitirmiş, üniversite sınavlarına girmiş.
Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü’nü kazanmış. Aslanlar gibi okumuş, aslanlar gibi de mezun olup, diplomasını almış.
“Sen yetmezsin bana…” demiş, diplomasına bakıp.
Yeniden sınavlara girmiş; bu kez İstanbul Üniversitesi, İnsan Kaynakları Yönetimi Fakültesi’ni kazanmış.
O bölümü de bitirip, o bölümün de diplomasını almış.
İki üniversite mezunu şimdi o.
Adı Volkan Oğuz.
1995, Gazipaşa doğumlu.
Motivasyon Koçluğu yapıyor.
Dün tanıdım onu…
Bugün de; beni çok etkileyen, “bedeni küçük ama tavırlarıyla, düşünceleriyle ve olağanüstü felsefesiyle; benim diyen pek çok sağlıklı insandan büyük” bu güzel insanla ilgili, bu yazıyı yazıyorum.

* * *
ALÇED’in Değerli Başkanı Şerefnur Kayhan Kardeşim ve Sevgili Şermin Ataş Kızımla; Alanya Huzur Evini birlikte ziyaret etmek üzere randevulaştık.
Yanlarında Volkan Oğuz’la birlikte geldiler.
“Ben Volkan” dedi, kendinden emin ışıl ışıl gözlerle.
Ben de kendimi tanıttım.
Birlikte girdik Huzur Evi Salonuna.
Selamlaştık, teker teker tokalaştık huzur evi sakinleriyle.
Sonra?
Sonra, o küçük dev adam çıktı sahneye.
Huzur Evimizin Müdürü, “mikrofon ister misin” diye sordu kendisine.
“Gerek yok” dedi, küçük dev adam.
Kırk yıllık hatipler gibi, kendinden emin bir şekilde “Sesim duyuluyor mu?” dedi, salona.
Kendini tanıttı.
Ve yine kırk yıllık shovmenler gibi, yine kendinden emin bir şekilde, kendi bedeniyle alay ederek; tüm huzurevi sakinlerinin tek tek gözlerinin içine bakarak; “acımasız yaşama inat, nasıl yaşanabileceğini…” anlatmaya başladı,
“Ya yaşama teslim olacaktım, ya mücadele edecektim… Ben mücadele etmeyi seçtim…” dedi.
Varoluş savaşını anlattı. Aşklarını, sevdalarını anlattı.
Anlattı, anlattı, anlattı…
Sonra?
Sonra “Siz benim nasıl telefon kullandığımı biliyor musunuz?” diyerek; cebinden, olmayan elleri ve kollarıyla telefonunu çıkardı, ağzıyla tuşladı, bir oyun havası buldu.
“Var mı benimle oynayacak?” deyip, bir hastabakıcıyla, “yaşadıklarını, yaşayacaklarını ve bedenini tiye alırcasına” oynadı ve oynattı…
Orada bulunan herkese, hepimize yaşam dersi verdi.
İrade dersi verdi
Güç dersi verdi.
Direnç dersi verdi
Azim dersi verdi.
İnanç dersi verdi.
… …
Gözyaşlarımı içime akıta akıta büyük bir hayranlıkla izlediğim bu özel ve güzel insanı, herkesin tanımasını isterim.
Çünkü hepimizin, ondan öğreneceği çok şey var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başkan Yücel'in 7 yıldaki performansını nasıl buluyorsunuz?