İdam, hadım, yaptırım

MERHABA

dostlar.

Bu hafta yine gündemden hiç düşmeyen, her bir olayla sanki daha önce hiç tartışılmamış gibi önümüze çıkan bir konuyla ilgili konuşmak istiyorum.

Aslında bu konuda konuşmakta pek hevesli değilim. Yine de bazı konularda daha sakin ve rasyonel, tüm boyutlarıyla düşünmemiz gerekmekte.

Dilerseniz hemen başlayalım.

*

Ceza hukuku, hukuk dallarının içinde belki en karmaşığı değildir. Ama kesinlikle manevi duyguların, vicdanın ve adaletin tüm sınırlarının zorlandığı hukuk dalıdır.

Aklınıza gelecek her türlü iş, cinayetinden tutun, tacize, fuhuşa, uyuşturucuya, teröre, dolandırıcılığa, işkenceye, ihaleye fesat karıştırmaya kadar her bir suç ceza hukukunu ilgilendirir.

Bu bakımıyla kolay. Ancak neticede insan faktörü devreye girmek zorunda.

Yargılamayı yapacak, savunma ve iddialarda bulunacak kişiler, bu işin eğitimini almış olsa da sizin bizim gibi birer insan.

Hepimiz gibi bazı güçlü yanları ve bazı zaafları var.

Bazı yaşanmışlıkları onların tüm manevi değerlerini değiştirebilmekte.

Bazı kişiler taciz dosyalarına aşırı duyarlı olur, savunmayı veya iddiayı gereğinden fazla yapabilir. Bazıları terör suçlarını bazıları uyuşturucuyu haddinden fazla önemseyebilir.

İşte burada adaleti kişiye bağlı olmadan, olması gerektiği gibi dağıtabilmek çok önemlidir.

Bugün idam, hadım olarak dediğimiz şeyler tamamen bizim kendi coşkulu iç sesimizin eseridir.

Ancak buna karar vermek o kadar kolay da değildir.

Gelin şimdi de cezalandırma ile devam edelim.

*

Cezalandırma ve cezanın infaz edilmesi konusunu, değil bu haftalık, bir sene boyunca her gün köşemize yazıyor olsak bile yeterli sonuç elde edemeyebiliriz.

Durumu olabildiğince özetlemeye çalışacağım.

Normal şartlarda, cezanın 3 amacı vardır: Islah, önleme ve ödetme.

Çağlar ilerledikçe cezanın asıl ve nihai amacının ıslah olduğu kabul edilmiştir. Yani, cezalandırılan kişi, yaptığının yanlış bir şey olduğunu anlamalı ve topluma geri kazandırılabilmelidir. Herkes adil şekilde ikinci şansı hak etmektedir.

Yapılan araştırmalar da göstermiştir ki cezalandırmanın önlemeye ilişkin hiçbir fonksiyonu yoktur. Yakın dönemimizde uyuşturucuya ilişkin olarak verilen cezalar neredeyse iki kat arttırılmıştı, ancak bunun uyuşturucu suçlarına hiçbir azalma yaşatmadığını söyleyebiliriz.

Cebinizde 20 liralık bir hap ile yakalansanız bile, bunu bir arkadaşınıza verecek iseniz 15, 20 yıla varan cezalarla karşılaşabiliyorsunuz. Yeterince korkutucu olmasına karşın halen daha yüzlerce dosya açılmaya devam etmekte.

Neden?

Bu konuda eski ceza hukukçularının çok değerli bir tespiti var.

Derler ki: “Suçu azaltacak olan şey, cezayı arttırmak değil, kişinin suç işlediği zaman mutlaka yakalanacağı ve cezalandırılacağı duygusunu yerleştirmektir.”

Gerçekten de durum öyledir.

Düşünün, cinnet getiren ve cinayet işlemek üzere olan gözü dönmüş bir kişi, o an cezanın ne olduğunu düşünmez, az veya çok olmasıyla ilgilenmez. Eğer bunu düşünebilecek olsa zaten sakinleşmek için zamanı olur ve cinayet gerçekleşmez.

Şimdi idam ve hadım meselesiyle sohbetimizi bitirelim.

*

Bir konuda önyargıya varmak için bile büyük bir bilgi birikimi gerekir.

Öncelikle bilinmelidir ki, taciz davalarının büyük çoğunluğunda failler çocukluğunda mutlaka bu tür eylemlerle karşılaşmış veya tanıklık etmiş kişilerdir. Bizler sırf görece daha şanslı aileler içinde yetiştik diye önyargı kurmamalı, toplumun içinde bulunduğu o durumun çözümünü düşünmeliyiz.

Diğer yandan idam ve hadım geri getirilemez, kişinin masum olduğu anlaşılsa bile dönüşü yoktur. Bu konuyu bildiğiniz için atlıyorum.

Başka bir açıdan bakarsak, kişi bir kez cinsel saldırı eyleminde bulunup, bir kişinin mağduriyetine neden olduktan sonra, hadım veya idam etmenin bir anlamı kalmış mıdır? Zaten uzunca süre içeride kalacak olan bir kişiye verilecek bu fiziksel cezalar, mağdurun acısını mı giderecektir, yoksa bizi mi tatmin edecektir? Önemli olan olay gerçekleşmeden önce önleyebilmek değil midir?

Nasıl önleyeceğiz derseniz tek bir örnekle konuyu bitirelim.

Geçen günlerde çıkan yasalarla devlet tiyatroları, opera ve balelerinin gelir kaynakları ellerinden alındı.

Cezaları arttırmakla tacizi önleyemezsiniz ama, tiyatroyla, müzikle, opera ve baleyle bu suçları belki de yok sayılacak dereceye indirebilirsiniz.

İnsana bir şeyde başarılı olduğu hissini ve ona kaybedeceği bir şey verirseniz, suç işleme fikrini elinden alırsınız.

Özeti şudur, önyargıları bırakalım, meseleyi hukukçular çözsün, en ağır cezanın ne olduğunu emin olun ki çok iyi biliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Can Karagöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?