İslam'da tasarruf (4)

BİLİM

insanları diyor ki; “Bizim bulunduğumuz galakside binlerce gezegen var ama hiçbirinde yaşamsal iki kaynak olan su ve hava yok. Yani dolayısı ile yaşam yok. Zaten suyun olmadığı yerde bilimsel olarak havanın olması da mümkün değildir. Çünkü havayı oluşturan oksijen elementinin esas kaynağı sudur.”

İnsan toplulukları olarak yaptığımız en büyük israflardan biri de bu zor bulunan iki kaynağı hoyratça kullanarak çarçur etmektir. Medeniyet adına kurulan elektrik santralleri ve sanayi işletmeleri, devamlı karbondioksit, metan gazı ve karbon monoksit gibi zehirli gazlar ve kimyasal atıklar üreten fabrika ve santraller yaparak çılgınca bir tüketimin ve savurganca bir yok etmenin sarhoşluğu içerisinde ne yaptığımızı bile anlamayacak kadar kör yaşıyoruz. Yeryüzünü kara bir dumana boğan araçları saymıyorum bile.

Buna mukabil, her bozduğumuz dengeye karşılık yerine yeni bir denge koymaktan da aciz olduğumuz için durmaksızın kıt kaynakları yok etmekle meşgulüz.

Hayat için gerekli olan oksijenin bir makine tarafından dünyaya pompalandığını düşünen kıt akıllıların günümüzde azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyorum. Keza, içilebilir su kaynaklarının da kıtlığını bilmeyen milyarlarca insan halen bu sulardan da hoyratça faydalanmaktadırlar.

Allah(CC) kelamı Kur'an-a bakıldığında su ile doğrudan ilgili 35 ayetin mevcut olduğunu ve daha yüzlerce ayette de suyun geçtiğini görebilirsiniz. İnsanoğlunun bizzat kendisi bile sudan yaratılmıştır. Bugün bilim dünyası insanın varlığının yüzde yetmişine yakınının su olduğunu bizlere söylemektedir.

"Odur O ki, sudan bir beşer yarattı da onu erkek ve dişi olmak üzere ikiye ayırdı" diyen Furkan Suresi 54. Ayet, bilim tarafından da desteklenmiş oluyor.

Fakat ne yazık ki, tüm canlılara yaşam kaynağı olan bu kıt nimet bizler tarafından yok edilmek üzere saldırılara maruz kalıyor. Lüzumsuz yere çeşmeler açık tutuluyor, saatlerce su akıtılarak halı, kilim ve araçlar yıkanıyor. Fabrika ve evsel atıklar, elektrik barajları ve santraller, tarım ilaçları ve zehirli maddeler sürekli olarak içme sularına karışıp duruyor. İnsanoğlu da topyekûn bütün bunlara göz yumuyor.

Peki, medeniyeti gerektiren şeyler olmasın mı? Fabrika ve santral kurulmasın mı? Tabi ki, fabrika da kurulacak, santral da açılacak, kimse bunlara karşı olamaz ve olmamalı. Ancak bunların yapılacağı yerler titizlikle seçilmeli, içme suyu kaynaklarına ve ormanlara yakın yapılmamalı, fabrika yapmak için ağaçlar kesilip, dereler kurutulmamalıdır. Yani insanlık tercihini doğru yapmalı, öncelik hakkını hava ve su gibi kıt kaynaklarından yana kullanmalıdır. Egoistçe sadece kendini ve bugününü düşünmeyip gelecek kuşaklar için de en iyisi ne ise ona göre karar vermelidir.

Gerçek medeniyet her gün değişen ve yenilerinin piyasaya sürüldüğü cep telefonları veya lüks araçlar değildir. Gerçek medeniyet kendini ve etrafını temiz tutmak, ortak kullanım alanı olan doğayı kirleterek diğer insanlara saygısızlık yapmamaktır. Gelecek kuşakların hakkını hiçe saymamak, onlara teslim aldığından daha iyisini teslim edebilmektir. Doğayı eskimiş ve güncelliğini yitirmiş elektronik eşya, araç ve gereksiz lüks için yaratılmış gereçlerle dolu mezarlık haline getirmemektir. Kısacası kendi malına nasıl sahip olacaksa doğaya da o şekilde sahip olmak, hor kullanmamak ve israf etmemektir. Müslümanlığa da insanlığa da yakışanı budur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Kutlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?