Mehmet Ali'm, ölüm sana hiç yakışmadı

ASLINDA

ölüm hiç kimseye yakışmaz.

Her ölüm, erken ölümdür.

Hele insanın sevenlerinin ardından yazı yazması da ne kadar acıdır.

Yıl 1980 Kasım’ı.

Alanya Lisesi’ne Konya Ilgın Lisesi’nden tarih öğretmeni olarak atandım.

Alanya Lisesi’ne hiç de yabancı değilim.

Çünkü 1975 yılında ben de Alanya Lisesi’nden mezun olmuştum.

Geldiğimde öğretmenlerimden pek çoğu hâlâ görevdeydi.

Kimler yoktu ki?

Merhum Necati Pala, Erdoğan Akşahin, merhume Süeda Seral, Hüseyin Çınar, Ahmet Öz ilk anda aklıma geliverenler.

5 Edebiyat C sınıfının tarih derslerini ve sınıf öğretmenliğini bana verdiler.

Oldukça hareketli bir sınıf.

Muzip ve cevval öğrencilerle dolu.

Şimdilerde pek çoğu işadamı, memur, çiftçi, bankacı. Pek çoğuyla hâlâ iletişimimiz devam ediyor.

Sami Ağaoğlu, Tanıl Tomrut, Mustafa Göker, Cengiz Yiğit, Süleyman Sayar, Nuri İçmen, Mustafa Yaylalı ve Mehmet Ali Uysal.

Mehmet Ali Uysal, ilk gün dikkatimi çekmişti.

Sınıfta kendisini "Maliyeci Rıfat’ın oğlu" olarak takdim etti.

Bu öğrencilerle pek fazla yaş farkım yoktu.

Onlar 18, ben 22.

Öğretmenliğimin henüz 2. yılı.

Mehmet Ali ilk derste ayağa kalktı, "Söz almak istiyorum" dedi.

"Buyur" dedim.

“Hocam, siz bizim hem sınıf, hem tarih, hem de sanat tarihi öğretmenimizsiniz. Sizin yüzünüzü en fazla biz göreceğiz. Bizlerin hataları olabilir. Siz bize hem öğretmenlik hem ağabeylik yapacaksınız” dedi.

Bu sözü beni çok etkilemişti.

Daha önce de söylediğim gibi, sınıf hareketli ve muzip öğrencilerle doluydu.

İlerleyen süreçte sınıfın yaramazlıklarından dolayı pek çok öğretmenden şikâyetler alıyoruz.

Bu konuda en büyük yardımcım Mehmet Ali Uysal oldu.

Aracı oluyor, olumsuzlukları olumluya çevirmede yardımcı oluyor.

Derken sınıftan bir futbol takımı çıkarma, böylece enerjilerini spora çevirme teklifinde bulundu.

Bu arada kendisi de o yıllarda revaçta olan bir mahalle takımında futbol oynuyordu.

Kısa sürede bir sınıf takımı oluşturdu.

Yaşar İncebıçak’tan destek alarak okulda sınıflar arası futbol müsabakaları organize etti.

Şimdiki Alanya Lisesi’nin önünde bulunan demir kale direklerine ağ çektirterek maçların ciddi şekilde yapılmasını sağlıyordu.

1981’in Mart ayında ben düğünümü yapmaya karar verdim.

Düğün, Park Otel’in salonunda yapılacak.

Mehmet Ali düğünümde kart dağıtımından düğün gecesinin organizasyonuna kadar 5 Edebiyat C sınıfını organize ederek görev aldı.

Evlendiğimin haftasında bir gün bir yerlerden bir Skoda araba bulmuş, bir hızara giderek odun tutuşturmada kullanılan yongaları Skoda’ya yükletmiş, baktım evin önüne yıkıyor.

Onunla ilgili söylenecek çok şey var.

“Sınıf öğretmenimizsiniz, bizim bir moral gezisine ihtiyacımız var. Başımızda bulunun, bir piknik gezisi yapalım” dedi.

İncekum’a gitmeye karar verdik.

Yıl 1981, aylardan Mayıs.

Sınıf olarak İncekum Orman Kampı’na gittik.

Aman Allah’ım.

Mehmet Ali orada öyle taklitler yaptı ki, tiyatroculara ve şovmenlere taş çıkarttıracak cinstendi.

Takavüt Ahmet’in "dangilli"si ise görülmeye değerdi.

Bu arada bazı öğrenciler de çam ağaçlarından dökülen gurdeşen sebebiyle kaşıntıya yakalanmıştı.

Lise sonrasında üniversite sınavlarına hazırlık kurslarına Ankara’ya gittiğinde de irtibatımız devam etti.

Kurtuluş taraflarında kaldığı evi birkaç kez ziyaret ettiğimi hatırlıyorum.

Daha sonraları yine bir dönem Hal Komisyonculuğu yaptığını hatırlıyorum.

90’lı yıllarda Hayri Doğan ağabeyimizin iki dönem milletvekilliği döneminde onun danışmanlığını yaparken Ankara’ya yolu düşen, işi olan, darda kalan her Alanyalıya muhakkak yardımcı olmuştur.

Ankara’daki danışmanlık sürecinde iyi dostluklar kurmuştur.

Bu dostluklarının faydasını ilerleyen süreçte çok görecektir.

Yine bu süreçte benim Alanya Öğretmenevi'ne bir dönem müdür olmamı Sayın Vekilimiz Hayri Doğan’la birlikte sağlamışlardır.

Evet, cevvaldir.

Dostluklara, hatıra gönüle ayrı bir önem verir.

Dara düşen insanlara yardımcı olma ve gönül alma konusunda ayrı bir yapısı vardı.

Samimiyetle laubaliliği çok iyi ayırt edebilen bir yapısı vardı.

Cenaze töreninde şunu gördüm.

Her kesimden insan vardı.

Demek ki toplumun her kesimine hitap edebilmiş, her kesimin gönlüne girmesini bilmişti.

Ankara’da okuyan Alanyalı üniversite öğrencilerine çok yardımcı olduğunu çoğu kez duymuşumdur.

Yine müteahhitlik yaptığı Ankara’nın Çukurambar Semti’nde çok sevildiğini duyuyorduk.

Kibar, nüktedan, şık giyinen, giydiğini yakıştıran bir yapısı vardı.

Yakın dostlarından olan Sait Doğruyol “Önümüzdeki hafta biz ona gidecektik. O ölümle bize geldi” dedi.

Bu gelişin hiç hoş olmadı Mehmet Ali’m.

Velhasıl ölüm sana hiç yakışmadı.

Uysal'ın çocukluk arkadaşı ve yakın dostu olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Vekili ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı Mehmet Ali Dim ise, Uysal’ı şu sözlerle anlatıyor: “Ben, çok sevdiğim bir kardeşimi ve çocukluk arkadaşımı kaybettim ama Alanya çok kıymetli bir neferini ve evladını yitirdi. Ankara’ya gittiği günden beri zengin fakir, genç yaşlı demeden Alanya’da yaşayan herkesin yardımına karşılıksız koşardı. Hastanede yattığı sürede her siyasi kesimden önemli insan adeta nöbet tuttu. Alanya’dan çok sayıda insan hastanede bekledi. İnsan kazanmak üzerine kurulu yaşam felsefesinde sadece bir aile kuramamanın mutsuzluğunu yaşadı. 100 gün önce kaybettiği annesinin acısı yüreğinde hep tazeydi. Ankara’da inşaat ve emlak sektörünün son 15 yılına damga vurdu. 'Ankara’nın Etiler'i' denilen Çukurambar’ın fikir babası ve yaratıcısıydı. Çok para kazandı ama yeni dostluklar kurmak ve dostları için harcamaktan gocunmadı. Nezaketi, vefayı, hatırı, saygıyı ve sevgiyi çok iyi bilirdi. Kimseye küsmez, kin tutmazdı. Altın gibi bir kalbi vardı. Alanya’nın ondan alacağı ve öğreneceği çok şey vardı. Takdiri ilahi, çok genç yaşta hayata veda etti. Acımız çok büyük. Onu çok özleyeceğiz. Allah rahmetini esirgemesin. Cennet mekanı olsun.”

“Ömrümüz böyle geçer, böyle sürer hicranlar.

Gönül her yokluğu, her perde inerken anlar.

Umulmaz acılar, hep yürekleri deler geçer.”

Cennet mekânın olsun, ışıklar içinde kal. Seni hiç unutmayacağız. Oğuz Hoca’n.




Uysal'ın çocukluğu



Çocukluk döneminden ablası ile.



Futbol oynadığı yıllardan.



Yakın dostlarından Mehmet Ali Dim ve oğlu Toygar Dim ile çekilmiş bir kare.



Uysal, Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile.



Şık giyimi ile farklılık arz ederdi.



Uzun yıllar danışmanlığını yaptığı Hayri Doğan ile birlikte.



Ankara'da bulunduğu süreçte Alanyalı üniversite öğrencileriyle hep dayanışma içinde olmuştur. Üniversite öğrencisi Yahya Barcın ile birlikte.




Doğayı ve yaşamı seven bir yapısı vardı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuz Korum - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?