Yüzyıllar öncesinden günümüze

Bir toplumun içinde kişiye yüklenen görev ve davranışlar, benimsediği kurallar ahlak kavramını oluşturur. En dar anlamda kişinin, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda belirlediği çizgilerdir. Bu nedenle ahlak, iyi bir toplumu oluşturacak en temel kavramdır. Çoğu kültürde kurallaştırılmış, kanunlaştırılmış ve bir değer yargısı olarak görülmüştür.
Bu kurallar, insanlık tarihinin büyük bir kısmında ideal bir görüş ve düzenleme getirmiştir. İyi bir toplum olabilmek için kanunlaştırılmış ahlak kuralları olmazsa olmazdır. İnsanlar bu değerlere göre iyi insan veya kötü insan olarak nitelendirilirler. Çağımızda değişen hayat standartlarıyla birlikte ahlak anlayışında da değişiklikler olmuştur. Çünkü bu kurallar bizim sosyal hayatımıza göre şekillendirilebilen soyut kavramlardır. Tarih boyunca birçok düşünür “ahlak felsefesi” adı altında ahlakın kaynağını sorgulamışlar ve birbirleriyle ikilemlere düşmüşlerdir. Örneğin Freud ahlakın, toplumun kendi benliği tarafından içselleştiğini söylemiştir. Buna itiraz eden Platon ise ahlakın, zihinden ve toplum kurallarından bağımsız olduğunu savunmuştur.
Tasavvufa baktığımızda da ahlak konusunda pek çok şeyin söylenmiş olduğunu görmekteyiz. Örneğin, Hz. Mevlana aşk temelinde bir ahlak yasasının var olduğunu kabul eder. Çünkü o vahdet-i vücud anlayışıyla ahlakı değerlendirir. İnsan varlıkların en şereflisidir ve bu nedenle bir dizi ahlak kuralına uyması gerekir. Varlıklar içinde bir tek insan, Allah’ın verdiği ruh ile Allah’ın gücünü, kudretini ve özünü anlayabilir. İnsanoğlunun, iyi bir insan olabilmek için nefsî arzularından soyutlanması gerekir. Mevlana’ya göre insanlar arasındaki anlaşmazlıkların, kavgaların temelinde hakikati bilmemek vardır. Çünkü bu kavga lafızda ve zahirdedir, mana ve maksatta değildir.
Yunus Emre’ye baktığımızda onun da iyi bir insan olmak için şiirlerinde öğütler verdiğini görürüz. Kin, nefret, kibir, yalan, alaycılık vs kötü ahlakla ilgili her şeyden uzak durulması gerektiğini vurgular söylediği her sözde. Özellikle de kalp kırmamak gerektiğini söyler. “Bir kez gönül yıktın ise/ bu kıldığın namaz değil/ Yetmiş iki millet dahi/ Elin yüzün yumaz değil.” der.. Onun ahlak anlayışı, İslam ve Türk düşüncesinden kaynaklanır ki en başta Allah sevgisi ve buna bağlı olarak da insan sevgisini ele alır. “Gönül Çalabın tahtı, çalap gönle baktı/ İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise/ Sen sana ne sanırsan ayrugada onu san/ Dört kitabın manası budur eğer var ise” derken de iyi ahlaklı insan olmanın gönülle alakalı olduğunu vurgulamıştır. Sevgili Peygamberimizin de bu konudaki “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.” hadisinden yola çıkarak pek çok şiirinde temizliği, iyi niyeti ve vicdanlı birer birey olmayı vurgular.
Hacı Bektaş Veli’nin ahlak konusundaki görüşleri de vahdet-i vücud anlayışıyla temellendirilir. O da diğerleri gibi bütün insanlığın kardeş olduğunu, ortak bir amaç için hayatlarını devam ettirdiklerini ve dolayısıyla da kalp kırmanın, fitne, fesatlığın, yalanın ve riyanın, kötülüğün vs hayatımızda olmaması gerektiğini vurgular bazı şiirlerinde. Onda, sevgi birleştirici ve uyum sağlayıcı unsurdur. Onun düsturu “Eline, beline, diline sahip ol!”dur ve aynı zamanda “Her şeye malik olan hiçbir şeye malik olamaz” da der. Savaş yerine barışı, kin yerine sevgiyi, düşmanlık yerine dostluğu öğütlemiştir.
Günümüze baktığımızda Mevlana’nın da dediği gibi biz hakikati bilmediğimiz için bir kargaşa içerisine girdik. Yazılan bunca söz boşuna değildir. Geçmişte de günümüzde de hep aynı durumla karşılaşılır. Akıp giden zamanın içinde sanırım biz ahlaki yönümüzü biraz köreltmeye başladık. Buna bağlı olarak da sabırsızlıklar, kavgalar, anlaşmazlıklar, kin, nefret arttı. Sizinle küçük bir hikaye paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum. Su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar ve dolaşırken bir konuşma geçmiş aralarında. Suya sormuşlar, “Kaybolursan seni nasıl bulacağız?” diye. “Nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım.” demiş. Ateşe “Seni yitirirsek ne yapalım?” demişler. “Bir duman gördüğünüz yerde ben varım.” demiş. Sıra ahlaka gelince; ahlak, “Beni yitirirseniz bir daha asla bulamazsınız.” demiş.
Ahlaklı bireyler ve iyi bir toplum olabilmek için Mevlana’nın yedi öğüdünü asla unutmayın. O “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” diye boşuna söylememiş çünkü. Hakikati bulup onu bir daha hiç kaybetmemeniz dileğiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zehra Işık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?