Üniversiteli gençlerle söyleşebilseydim

BİR

üniversite şehri olabilme yolunda ilerleyen Alanya’da yeni eğitim ve öğretim dönemi başlıyor. Tarım, turizm, inşaat derken Alanya şimdi de yüksek öğrenime bel bağlamış durumda. Alanya şehri, kimliğini tanımlamada son şans olarak üniversiteli oluşu kullanmak istiyor…
Eğer öğretim için şehre yeni gelen üniversiteli gençlerle söyleşi olanağı bulabilseydim onlara söyleyeceklerim olurdu… Onlara lise ile yüksek öğrenimin arasındaki farkı anlatmakla işe başlardım. Lisedeki göreceli otoriter havanın üniversitede olmadığı, dolayısı ile bilgiye ulaşması öğretmeni tarafından zorlanmayan öğrencinin kendisini gevşetme tehlikesinden bahsederdim.
Cahilliğe, sıradanlığa, sığlığa prim verilen şanssız bir dönemin gençleri olarak üniversitenin onlara kazandıracaklarını sıralardım. Entelektüelliğin bir saldırı nedeni olduğu günümüzde, böyle bir donanıma ancak bilginin üniversitedeki özgür dolaşım ortamında kavuşulabileceğini, bunu sağlamak için de öğretim üyelerinden azami ölçekte yararlanmaları gerektiğini önerirdim.
Üniversite eğitiminin ilerdeki mesleği ya da uzmanlığı için her bilgiyi yüklemeyebileceğini ama ona mutlaka yol gösterici olacağını; bu yüzden de anlamsız, “bu ders ne işime yarar!” ikilemine girmemesini öğütlerdim. Geleceğin Türkiye’sinin kurulmasında, dogmatik inanışlar mı yoksa bilimin mi referans alınacağı konusunda verilebilecek bir mücadelede, kendilerine çok iş düşebileceğini hatırlatırdım.
Öğrenim gördükleri şehir Alanya’yı tanımalarını; tanıdıkça, anladıkça daha çok seveceklerini de önerirdim. Alanya’nın içerdiği farklılıklar ya da özgünlükleriyle önemli bir laboratuvar olduğunu; bu anlamda da teorisini okudukları dersler için eşi bulunmaz bir pratik ortamı sağladığını yinelerdim.
Çok basitçe başvurulan şehri eleştirmek eylemi yerine; bir meraklı göz olarak varsa farklılığı, çapraşıklığı önce bulmaya çalışıp, sonra da giderebilme yönünde müdahil olmaya çağırırdım. Bu yöntem onu Alanya şehri ile bütünleştirmeye, giderek tutkulu bir ortaklığa dönüştürecektir, ki “Alanya sevdalılığı” denen tanımsız ilişkiden çok daha tutarlı olacaktır.
Alanya’nın içerdiği demografik yapısı ve kırsalıyla iç içe yaşamının getirdiği kaotik ortamının şehre bir anlamda zenginlik kattığından, dolayısıyla her başa göre bir şapkanın varlığından bahsederdim! Dar arkadaş gurupları oluşturarak şehirden izole olmak yerine, sosyal yaşama katılabilmelerini önerirdim. Toplumsal görüşlerini açıkça ifade edebileceği siyasi örgütlenmelerden, örneğin çok değerli fotoğraf kulübü gibi sosyal yapılarda yer almaya kadar uzanabilen birlikteliklerde…
Onları Alanya uzmanı olmaya çağırırdım. Nasıl bir yabancı okulun Türkiye’deki kampüsünde öğrenim görenler ülkemiz hakkında “bir bilen!” oluyor ve ilerde bu bilgi kullanıma açılıyorsa, Alanya’da okumanın da bu işlevi görmesi gerektiğini belirtirdim. Bu bilginin, ilerde erişilebilecek bir siyasi parti yöneticiliğinde, Alanya’ya ilişkin özel politika üretimi konusunda kolaylık sağlayabileceği ya da önemli bir kurumsal yapının yöneticiliği pozisyonunda, Alanya şehrinin ekonomik yapısına göre ilçede alınabilecek bir yatırım kararında yararlı olabileceği düşüncesinin hiç de ütopik olmadığını anlatırdım.
Onlara her şeyden önce yurtsever, ahlaklı yurttaşlar olmalarını öğütlemezdim; çünkü böyle oldukları varsayımıyla bu konuşmayı hazırladığımı söylerdim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?