Kişisel gelişimin önemi

GÜNÜMÜZDE

“kişisel gelişim” alanındaki büyüme hızla ivme kazanmakta. İnsanlar sıkıştırılmış hayatlarını yaşarken; tıkandıkları noktada destek almak, anlaşılmak ve anlamak isteyebiliyorlar. Ancak bu kadar hızlı bir gelişim alanında gerçekten uzman kişileri bulmak ne kadar kolay oluyor, uzman kişi derken kimi kast ediyoruz, destek aldığımız kişide ne gibi özelliklere dikkat etmeliyiz bu yazımda açıklık getirmeye çalışacağım.
Sosyal medyanın hayatımızda etkisinin artmasıyla beraber birçok işimizi, iletişimimizi sosyal medya üzerinden gerçekleştiriyoruz. Sanal ortamda göz attığınız zaman sayısız kişisel gelişim uzmanı, yaşam koçu, enerji uzmanı gibi unvanlara sahip insanlarla karşılaşabiliyorsunuz.
Psikoloji, davranışları ve zihinsel süreçleri inceleyen bir bilim dalıdır. Aslında insanın yaptığı her şey bu tanımın içine girebilir. Davranış kişinin yaptığı ve herhangi bir yolla ölçülebilen her şeydir.
Zihinsel süreçler ise düşünme, hatırlama, hissetme gibi içsel olgulara işaret eder. Yani psikologlar konuşmak veya hareket etmek gibi sadece gözle görülebilir davranışları değil; duygu, algı, rüyalar, motivasyon, tutum gibi soyut ama dolaylı olarak ölçülebilen davranışları da çalışmaktadır. Davranışlar ve zihinsel süreçler sadece göz kırpmak kadar basit veya en zor matematik problemlerini çözmek kadar karmaşık olabilir. Dolayısıyla insanların yaptıkları, düşündükleri, hissettikleri hatta bedensel fonksiyonlarını sürdürmelerini sağlayan biyolojik aktiviteler bile psikoloji biliminin çalışma alanı içine girmektedir.
İnsan davranışlarını sadece psikologlar anlamaya çalışmaz. Günlük hayatta hepimiz başkalarının (hatta kendimizin) neyi neden, nasıl yaptığını, duygular, düşünceler ve davranışlar arasındaki ilişkileri anlamaya çalışırız. Filozoflar, sanatçılar, edebiyatçılar tarih boyunca psikologların sorduğu sorulara benzer sorular sormuşlardır. Ancak psikoloji bir bilimdir ve bu soruların cevaplarını aramada sistematik, objektif ve ampirik verilere dayalı bilimsel yöntemler kullanır. Psikologlar, üniversitelerin “Psikoloji” lisans bölümünü tamamlamış kişilerdir. Herhangi bir lisans bölümünden mezun olduktan sonra, sertifikalandırılarak “psikolog” unvanına sahip olunmaz.
Koçluk kavramı 60’lı yıllarda Amerika’da “bir kurumun daha verimli olması adına” ortaya çıkmış bir kavramdır. Genelde kurumsal ve örgütsel olaylar ile bağdaştırılmaktadır. Fakat ülkemizde yaşam koçluğu, kişisel gelişim uzmanlığı, enerji uzmanlığı gibi kavramlar sadece sertifikasyon ile desteklenmektedir. Maalesef ülkemizde koçluk için herhangi bir kriter bulunmamaktadır. Herhangi bir kurumdan önkoşul aranmaksızın koçluk sertifikası alınabilmektedir. Dolayısıyla destek almak için tercih ettiğiniz kişilerin özgeçmişlerini mutlak suret ile incelemeniz gerekmektedir. Lisans mezunu oldukları bölümü incelemek bu anlamda en önemli noktalardan bir tanesidir. Çünkü koçluk eğitimleri, insanın zihinsel, bilişsel, sosyal gelişimlerini detaylandıracak kadar kapsamlı değildir. Dolayısıyla ruh sağlığı alanındaki bir vakaya yanlış müdahaleler söz konusu olabilmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İrem Bulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?