‘Yurttaş’ dersem Komünist ‘Vatandaş’ dersem Milliyetçi

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi'nden Nurinisa Eroğlu aradı. 1993 yılında, ÇGD'nin yayın organı “Çağdaş Gazete”de '20 Yıl Önce' başlığıyla bir köşe açılmış. Benim de, 1993 yılının Aralık ayında, yani tam 20 yıl önce 'Kürt Sorunu' üzerine yazdığım “Demokrasi, Acil Demokrasi” başlıklı yazımı yeni sayıda kullanmak istediklerini, sakıncası olup olmadığını sordu.
Bir an yazıyı anımsayamadım ama “20 yıl önce ne dediysem, bugün bu görüşlerimden vazgeçecek değilim. Elbette yayınlayabilirsin” karşılığını verdim.
Nurinisa, sonradan yazıyı da gönderdi bana. Hakikaten, 20 yıl önce, herkesin 'kana kan intikam' çığlıkları attığı dönemde, sorunun tek çözümünün demokrasi olduğunu vurgulamışım yazıda.
Bu vesileyle, Kürt meselesinin 1980'lerden bugüne geçirdiği aşama bir film şeridi gibi canlanıverdi gözümde.
Aklıma, “40 yamalı bohça” misali, arşivime attığım bazı belgeler geliverdi. Bohçayı açıp, 2 belge çıkardım.
Biri, 31 Ekim 1984 tarihli.Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hüsamettin Çelebi imzalı, “GİZLİ” ibareli belge.
AA'nın efsanevi genel müdürü Çelebi, muhtemelen devletin ilgili kurumlarından aldığı talimatı, yayın sorumlularına, müdürlere iletiyor: Şöyle diyor yazıda:
“Güneydoğu Anadolu'da bölücü çete mensuplarınca girişilen faaliyetlere karşı, güvenlik güçlerince yürütülen harekatla ilgili haberlerimizde terim birliği sağlanması öngörülmektedir. Muhabirlerimizden veya yabancı ajanslardan gelen haberlerin dikkatle okunması, aşağıda belirlenen 'kullanılmayacak' ve 'kullanılacak' terimlere göre düzeltme yapılması gerekmektedir.”
Yazının devamında listeyi de veriyor AA Genel Müdürü Çelebi:


KULLANILMAYACAK TERİMLER KULLANILACAK TERİMLER
Gerilla, kır gerillası
Şehir gerillası
Asi, terörist, peşmerge Eşkıya,haydut, şaki
Kanun kaçağı
Bölücü çete mensupları
Kürt Ulusal Kurtuluş Savaşı
İsyan Bölücü çete faaliyetleri
Şakilik
Ayrılıkçı sol unsur
Ayrılıkçı güç
PKK, KAWA, KUK, APOCU Eşkıya çetesi (Çeteleri)

Dış güçlerin maşası (maşaları)
Muhbir Güvenilir kaynak
Temizlik harekatı
Operasyon Suçluların aranması
Komutan, Vali, Emniyet Müdürü Bir yetkili
Kürt
Kürt Türkleri Türk, vatandaş
Yurt
Yurttaş Vatan
Vatandaş

“Kürt” demenin bile yasak olduğu dönemler... Hey gidi günler hey...
Aradan 15 yıl geçer, 1984'te “sakıncalı” sayılan “terörist” sözcüğü, bu kez İçişleri Bakanlığı'nca kullanılması önerilen sözcükler arasına giriverir. Devletimizin “çok bilen” yöneticileri “PKK”, “Apocu, bölücü çete” ifadeleri yerine, “PKK terör örgütü”, “”Kanlı terör örgütü” ve “cinayet şebekesi” ifadelerinin kullanılmasını fısıldar gazetecilerin kulaklarına. Hatta bu bir emirdir.
Arşivimdeki ikinci belgeye göre, adının zikredilmesi bile suç sayılan “PKK” sözcüğü, ardına eklenen bir sözcükle birlikte yasaklı sözcükler arasından çıkartılır.
BARIŞ'TAN KORKMAK
PKK, bu süreçte zaman zaman ateşkes ve barış çağrıları da yapar ama İçişleri Bakanlığı, TRT ve AA başta olmak üzere gazetelerin haberlerinde “barış çağrısı” ifadesinin kullanılmasına da yasak getirir. Bunun yerine önerisi “Terörist faaliyetlere geçici ara verme” olur.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Diyarbakır'da Şivan Perver ve İbrahim Tatlıses ile birlikte ağırlayacağı Barzani ve bugün Irak Cumhurbaşkanı olan Talabani'nin de aralarında yer aldığı Kürt liderlerin tanımını da “devlet” habercilere dayatır.
Bu kişilere “Kürt liderleri” yerine “Kuzey Iraklı aşiret ağaları/reisleri” yakıştırmasını uygun görür devletimizin çok bilmiş yetkilileri.
Bugünlerde, “küçültücü” bir ifadeyle kullanılan “Apo” sözcüğü de yasaklanmıştı 1999'daki İçişleri Bakanlığı genelgesiyle. “Apo” yerine “Terörist Öcalan” denilmesini uygun görmüştü haşmetmeapları.
İnanır mısınız bilmem ama “Bölücü örgüt” ve “bölücü” sözcükleri de “sakıncalılar listesi”ndeydi o zamanlar. “Bölücü örgüt” yerine “Terör örgütü”, “bölücü” yerine de “terörist” denilmesi emrediliyordu genelgeyle. Hatırlarsanız, 1984'teki genelgede de “terörist” sözcüğü yasaklanmıştı.
SOL PENCEREDEN BAKMAK
1993'teki yazımda, DEP milletvekillerinin TBMM çıkışında yaka paça gözaltına alınması ve hapsedilmelerinin de soruna çözüm getirmeyeceğini, akan kanı durdurmayacağını yazmışım.
1993'teki yazımı yeniden yayımlamayı kararlaştıran arkadaşların övgü dolu sözleri gururlandırdı beni.. “20 yıl önceki yazın bir bir çıktı, bugüne ne de güzel ayna tutmuşsun o yazıda” dediler.
Böbürlenmek istemem ama hayata sol pencereden bakanların, ileriyi daha net görebildikleri, güncel meselelere ilişkin daha akılcı, sağlıklı tahlil yapabildikleri ortada.
ABDÜLHAMİT'İN BURNU
Kelimelerden korkan devlet olabilir mi? Sözcüklerden korkulur mu?
Korkuluyormuş.
Basın Yayın Yüksek Okulu'nda hocalarımız, sansüre örnek verirken Osmanlı Padişahı, “Kızılsultan” lakaplı Abdülhamit'in gazeteler üzerine uyguladığı baskıdan söz ederlerdi.
Verdikleri örneklerin her biri fıkra gibi...
Mesela, Abdulhamit'in burnu çok büyük olduğu için gazeteler, haber ve köşe yazılarında bir coğrafi terim olarak dahi “burun” sözcüğünü kullanamazlarmış.
Padişah, Yıldız Sarayı'nda ikamet ediyor. Gazete yorumlarında, “Bu gece hava kapalı, yıldızlar görünmüyor” derse yandı gülüm keten helva.
Şaka gibi değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bünyamin Tokmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?