Öldüğünüzü düşünmek...

Ölüm kimi insanlar için hiç umursanmayan, kimi insanlar için hatırlandığı zaman büyük bir korku ve ani bir ürpertiyle unutulmak istenen, kimileri için bir son, kimileri için de gerçek bir başlangıçtır. Dünyada insanlar tarih boyunca hep ölümle içiçe yaşamış ama ölüm hadisesini unutmak zorunda oldukları bir olay olarak; bazen bir ibret vesikası bazen de unutulup tanık oldukları ölümlerde 'Aa ölüm de vardı' diyerek gördükleri bir olay olarak hatırlanmıştır. Ölümü tarif etmek ve bizim için ne anlam ifade ettiğinin herkese göre farklı tarifi olabilir. Ama size ben farklı bir şey düşündürtmek istiyorum. Bu düşünce sonucu hayata tekrar bakarsanız bir farklılık hissedebilecek misiniz? Umarım hissedebilirsiniz. Bu yazıyı okuduktan sonra eğer sakin ve sessiz bir yerde iseniz, orada eğer yeterince konsantre olamayacak bir durumda iseniz kendinize öyle bir ortam sağlayarak ama en güzeli gece tek başınıza evde yapmanızı tavsiye ediyorum. Rahat bir şekilde oturuyoruz; gözlerimizi kapatıp derin bir kaç nefes alıyoruz. Sonra hatırlayabildiğiniz hayatınızın ilk dönemlerinden günümüze yaşadıklarımızı, sevdiklerimizi düşünüyoruz. Bu uzun bir müddet sürebilir, sizin unutmak istediğiniz, içinden çıkamadığınız, vicdan azabı çektiğiniz, mutlu olduğunuz her anı düşünün mutlaka! Bir olaya takılıp çözmeye çalışmayın, diğerine geçin, mesele çözmek değil hatırlamak. Yaşadığınız ana geldiğinizde gözlerinizi açın. Biraz şu an ki halinizi ve hayatınızı düşünün, sonra gözlerini tekrar kapatın. Birkaç derin nefes daha alın ve herhangi bir sebebten öldüğünüzü düşünün. Evet öldünüz ama ruhunuz yanıbaşınızda herşeye şahit olun. Sizin ölüm haberinizi veriyorlar. Sizi sevenler üzülüyor, ağlıyor. Sizi görevliler önce morga, uzunca soğuk bir dolaba götürüyorlar. Bir süre işlemler için orada yatıyorsunuz. Sonra sizi tekrar oradan alıp yıkamak için gasilhaneye götürüyorlar. Sizi dini vecibelere göre yıkıyorlar. Sevdikleriniz de ağlayarak size su döküyorlar. Kefeniniz yanıbaşınızda, son giysiniz hiç bir modaya uygun değil, seçme şansınız da yok. Bunlara şahit oluyorsunuz, çünkü öldünüz ve yanıbaşınızda dünyadaki bedeniniz var, müdahale etme şansınız yok. Kefenleme işlemi yapılıyor, çeneniz bağlanıyor. Beyaz örtü ile giydiriliyorsunuz. Ardından tabuta koyuyorlar ve omuzlarda sizi cenaze namazınızın kılınacağı yere, hızlıca herkesin tutmak ve taşımak istediği, yarışırcasına bir kargaşayla götürüp, yüksekçe bir yere koyuyorlar. İmamın sesi duyuluyor. Nasıl bilirdiniz? Bu sorunun cevabını lütfen siz verin, siz ne derdiniz kendiniz için? Namazınız kılınır, sizi sevenler, aileniz namazınızı zorlanarak kılar. Dualar, sureler boğazlarında düğümlenir. Ama bu son görevdir ve zorlansalar da sizin için yaparlar. Namazınız bittiğinde sizi yine yarışırcasına omuzlara alırlar, çünkü bir cenazeye omuz vermenin sevap olduğuna inanırlar. Hızlı bir şekilde yatacağınız yere doğru götürürler. Ama bu yatacağınız yer her zamanki yattığınız yataklardan farklı, burası toprak. Tabuttan sizi çıkarırlar, aynı anda mezar kazıcılar son rötuşları yaparlar ve tahtalarınız elden ele verilmeye başlanır. Bir kaç sevdiğiniz sizin yüzünüzü son kez görmek ister, feryat eder. İnsanlar sizi bir an önce gömmek için elini çabuk tutar, çünkü bir an önce geldiğiniz yere, toprağa karışmayı istediğinize inanılır. Bekletilmeniz halinde azap çektiğinize inanırlar. Sizi ellerde o çukura indirirler ve içinde bir oyuk hazırlanmıştır, oraya kıbleye doğru çevirerek, topraktan sırt desteği yaparak sırt üstü düşmemenizi sağlarlar. Ardından simetrik kesilmiş tahtalarla sizi oraya kapatırlar. Tek tek birbirine sıkıca sabitlerler. Siz o karanlıkta, tahtaların üzerine düşen toprak sesini duyun. Dışarıda sizin için dualar okunur. Herkes gider, bir tek imam kalır, size telkinler verir. Sonra o da ayrılır. Tek başınızasınız. Büyük bir sessizlik, sevdikleriniz, sizi sevenler sizi orada bırakmıştır ve gitmiştir. Öldünüz. Tek başınıza toprağın altındasınız ve büyük bir sessizlik, herşey ama herşey geride kaldı, ev, iş, eş, çocuklar, hevesler, umutlar, hırslar, yani dünyada gördüğünüz ve sahip olduğunuz herşey bitti. Şimdi gözünüzü açın ve düşünün. Tekrar hayata ve şu ana bakın lütfen...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abil Gündoğdu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?