Sırat köprüsü

TERÖR,

küresel kaosun fitilini ateşleme noktasına geldi.

Ülke olarak, terör konusunda hassas bir süreçten geçmemize karşın, dünyanın neresinde olursa olsun, küresel çatışmaların ve de bu tür tartışmaların göbeğine balıklama dalmakla meşgulüz.

Cumhurbaşkanımızla Başbakanımız, her gün kameraların karşısına geçip, dünyaya meydan okuyarak ne yapmak istiyorlar?

Türkiye olarak, onca sorunla boğuşurken, dünyayı düzeltmeye kalkmak neyin nesi?

Suriye, Mısır ve İsrail ile papaz olmamız bir yana, şimdi de AB’yi karşımıza almakla meşgulüz.

BM’nin beş daimi üyesine dönük de ciddi eleştirilerde bulunuyoruz.

Hedefteki son ülke İtalya idi.

Sayın Erdoğan Başbakan iken bu kadar sert değildi.

Geçişte, ABD başta olmak üzere, süper güçlerin ya ileri karakolu ya da kimi ülkelerin piyonu olduğumuzdan yakınıp durur “Bağımsız Türkiye” sloganlarıyla bas bas bağırırdık!

Yiğitlenmek güzel de, bunu abartmanın pek de doğru olmayacağı kesin.

Genel seçimlerin yaklaşması nedeniyle, bu çıkışlar iç politikaya dönük olduğu için, diğer ülkeler bu çıkışları anlayışla karşılarsa diyecek lafımız olamaz da, ya ciddiye alıp, uluslararası arenada Türkiye karşıtlığı tavan yaparsa ne yaparız?

Uluslararası ilişkilerde, diplomasi dili çok önemlidir.

Siyasetçiler, özellikle de Türkiye’yi temsil etme noktasında olan önemli aktörler, bir ülkeyi ya da toplumu sıradan bir vatandaş gibi eleştirip suçlayamaz.

Eleştiri ve suçlamanın kaçınılmaz olduğu zamanlarda bile, bunun diplomasi dili inceliğiyle yapılması çok önemli.

Fransa’daki çirkin terör eylemi sonrasında, Sayın Başbakan’ın dünya liderleriyle bir araya gelmesi ve terörü kınaması olumlu bir gelişmeyken, olay bambaşka noktalara taşındı.

Türkiye hatta Türkiye’deki Müslümanlar, neredeyse IŞİD ve El Kaide’nin destekçisi konumuna getirildi.

Böylesine çirkin bir algının oluşması için, hem içte hem de dışta büyük bir dezenformasyon söz konusu.

Dıştan gelen bu tür oyunları anlamak mümkün de, ülke içinde hatta önde gelen siyasetçilerimizin iktidarı suçlama kaygısıyla, açıkça bu tezi destekleyecek açıklamalarda bulunmalarını anlamakta zorlanıyorum.

Sayın Erdoğan ve Sayın Davutoğlu’nun sürekli İsrail’i hedef almaları ve Filistin-İsrail çelişkisini, Türkiye-İsrail çelişkisi hatta savaşı noktasına taşıyacak şekilde ele almaları düşündürücü!

İran’ın yıllardır sürdüregeldiği İsrail karşıtlığını sollamış durumdayız.

Bu çıkışımızla İslam ülkelerindeki yönetimlerin sempatisini toplamasak da, İslam toplumunun önemli bir bölümünü ciddi ölçüde yanımıza çektiğimiz söylense de, bunun bize pek yararı olacağını sanmıyorum.

Türkiye olarak giderek yalnızlaşıyoruz.

Allah'tan, Sayın Dışişleri Bakanımız Mevüt Çavuşoğlu bu çok tehlikeli sırat köprüsünden değil, diplomasi nezaketiyle donanmış bir otobandan yol alma çabası içinde.

Umarım, Sayın Erdoğan ve de Sayın Davutoğlu’nun beraber yürüttükleri bu politika, orta ve uzun vadede Türkiye’ye ve de Türk insanına zarar vermez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sami Çaycoşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?