Hangi yüzle ‘Barış’ diyorsunuz?

Sözde aydınlar çıkmışlar, “barış” adına bildiri üstüne bildiri yayınlıyorlar. PKK vurunca “alkış”, devlet vuranca “barış” diyenler hangi yüzle kendilerine “aydın” sıfatını yakıştırabiliyorlar?
Öncelikle şunu net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor; Dünya üzerindeki hangi devlet vatandaşlarının canına, malına, vatan toprağına yönelmiş saldırıları toleransla karşılar? Bunu, devlet olmanın icaplarıyla nasıl bağdaştıracaksınız? PKK’ya söyleyemediğiniz şeyi, devlete söylemek iki yüzlülüktür!
***
Çok uzun süredir bu topraklar üzerine çok “sinsi” bir plan uygulanıyor.
Bu planın bir parçası olan PKK da elinden gelen bütün gayreti gösteriyor.
Türkiye’nin bölgede güçlü olmasını istemeyenler, başımıza her zaman ördükleri belayı yeniden palazlandırmaya başladılar.
Ne zaman ki, başımızı biraz yukarıya kaldırsak, hemen bunu uygulamıyorlar mı zaten?
Ya ekonomik kriz…
Ya da bölücülük…
***
Son günlerin moda deyimi oldu: “PKK’dan ölenler de bizim insanımız.”
Her ölüm, devletle ölenin yakınları arasına bir mesafe, hatta bir husumet koyar ama eline silah alıp varlığınıza kast edeni başka türlü durdurmanın da yolu yoktur. Savaştan galip gelmeden barışı tesis edemezsiniz.
***
Türkiye yıllarca, inisiyatifi ele aldığında “Çare değil” diye bağıranları dinledi. Terör örgütü ile mücadelesini onların yönlendirmelerine göre yaptı. Sonuç: Elde var sıfır! Silahlı savaş ancak silahla bitirilir.
***
PKK’nın hedefi belli… Nihai hedefi kardeşi kardeşten ayırmak olan bir örgüt için bu hedef gerçekleşmedikçe hiçbir düzenleme, hiçbir açılım sonuç vermez. Bunların örneklerini çok gördük ama hâlâ akıllanmadık.
PKK’ya ‘Dur’ demek için, barış için, “Meşru müdafaa” hakkını kullanan devlete “Dur” demek yerine terör örgütüne “Dur” demeliyiz.
***
Ve gelelim, “Şehitlik” mevzusuna…
Ne yazık ki, binlerce insanımız “Sinsi plan” için başlatılan bu “Kirli savaş”ta öldü.
Kimi şehit olurken, kimi de ahretini, ebedi hayatını da yok etti.
Şunu açıkça görmek gerekir ki, PKK bir “Küfür örgütü”dür.
Ve bu “Küfür örgütü”nün çatısı altında şehadet olmaz.
Allah’ı ve Peygamberini bırakıp, Marks’ın, Lenin’in, Apo’nun peşine takılarak şehitlik olmaz. Şehitlik Müslümanlar içindir ve ancak Müslümanlığa uygun ameller neticesi ölenlere verilen bir ödüldür. Ölen PKK’lılar için asıl ağlanacak, asıl üzünülecek durum budur.
***
Bu savaşı durdurmak biraz da gerçek anlamda kardeşlik isteyenlerin tavrına bağlıdır. Ne zaman Diyarbakır’dan, Hakkari’den, Van’dan “Kahrolsun bin yıllık kardeşliğimize kast edenler” sesleri yükselir, o zaman bu kavga da biter. Bir yerde sadece kan içenler konuşur, barış ve kardeşlik isteyenler susarlarsa o yerde kavga bitmez. Barış isteyenler bu sözü devlete değil, barışı sabote eden PKK/BDP ikilisine söylemelidirler. Devlet her harekete geçtiğinde, devlete “Dur” demek barış istemek değil, PKK’yı korumaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serhan Altıparmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?