Ne mutlu Türküm diyene!

Çölde devesini hallettikten sonra ellerini havaya kaldırıp “Şeytana uydum” diyen bedeviyi hatırlarsınız. Şeytanın avukatlığını yapacak değilim, öyle bir niyetim de yok. Viagranın içine çimento tozu konulması şeytanın bile aklına gelmez ama bizim aklımıza gelir. Hadi anladık hapın uyarıcı etkisini artırmak için içine katkı maddesi olarak çoban çökerten, çakşır otu tozu koyabilirsin, çimento tozu koymanın anlamı ne? Yoksa tam ereksiyon halinde iken hapın içine konulan çimentonun beton etkisi gösterdiği düşünülerek Viagra kullanıcısını “Bereket Tanrısı” gibi sokak ortasında dolaştırmak mı istiyorlar? Maksat ne olursa olsun şeytanın bile aklına gelmeyen bizim aklımıza gelir.
Bodrum’da içtikleri sahte içkiden ölen Rus rehberler olmasa ülkemin sahte ürün üretiminde dünya üçüncüsü olduğunun farkında bile değildik. Sahte ürünler sağlığımızı tehdit eden maddeler içeriyor. Gıda, ilaç, içki, sigara, kozmetik gibi sahte olarak üretilmiş ürünlerin tahlilinden çıkan sonuçlar dehşet verici. Tehlikeli kimyasal katkıların yanında içinden akrep, yılan, hamam böceği bile çıkan piyasaya sürülmüş sahte ürünler var.
Sabah kahvaltısında üzerine yumurta kırdıktan sonra severek yediğimiz sucuğun; soyanın baharatla karıştırılıp et yerine nişasta, tavuk derisi katılarak üretildiğini, raf ömrünü uzatmak için nitrat ilave edildiğini kaç kişi bilerek sucuk tüketiyor. Eskiden hiç olmazsa %100 dana yerine %100 eşek ve at etinden sucuk üretiliyordu, en azından sağlığımızı tehdit etmiyordu. Yıllar önce mangalda yaptığım sucuğu yedikten sonra sabaha kadar anırıp, durduk yerde sağa sola tepik atışımı hiç unutamam. Doktor yeğenim sakinleştirici iğne yapıp uyutmasaydı belki de salonda duran birkaç tane cam eşyaya zarar verecektim.
Rengine bakıp tavşan kanı gibi diyerek içtiğimiz çayın domuz kanı katılarak harmanlandığını daha düne kadar bilmiyorduk. Sabah kahvaltısında yediğimiz zeytinin salamurasında gıda tuzu yerine sanayi tuzu, zeytin havuzlarına da paslı demir atılarak zeytinin siyahlaştırılması ayrıca siyahlaştırma için tekstil boyası kullanıldığı da bir gerçek. Zeytinyağına kanola, fındık, soya yağı karıştırılması, balın içine parafin, şeker pekmezi, düşük nem içeren bala su ilave edilmesi, şeker pancarı pekmezinin üzüm pekmezi diyerek piyasaya sürülmesi, bayat tavuk etinin klora batırılıp taze görüntü verilmesi, balığın solungaçlarına kırmızı mürekkep damlatılması, dana kıymaya soya tavuk sakatatı katılması, yağ ve kemik külünden lahmacun yapılması, kırmızı toz bibere kiremit tozu katılması, sütün yağını alıp yerine margarin konması, listeyi daha çok uzatmak mümkün.
1923’te kurduk Cumhuriyeti, içini bir türlü bireysel hak ve özgürlüklerle doldurup demokrasiye geçemedik. “Küresel Barış Endeksi”nin 2011 araştırma sonuçlarına göre Türkiye 153 ülke arasında 127. sırada. İlk sıralarda Yeni Zelanda, Japonya, Danimarka, Finlandiya, Norveç var. Sahtecilikte ise ülkemiz dünya üçüncüsü. Ne mutlu Türküm diyene!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abbas İhsan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?