Hayat işte böyle bir şey…

Bugün varsın, yarın yoksun; doğum doğalsa ölüm de doğal. Doğum olayında iradeni kullanabilirsin ama ölüm; ne zaman, nasıl gelir bilemezsin. Bir anda çaresiz kalıverirsin.

Son bir ay içinde; hiçbir bağım olmadığı halde, iki ölüm olayına çok üzüldüm. İlki; Alanya’nın simge insanlarından, güzel insan başkan Hasan Özcan’ın ölümü, diğeri de anne Gamze Akbaş’ın ölümü…

Anne Gamze Akbaş’ın hikayesini Mart 2012’de kaleme almıştım. Aynı tarihlerde sinsi ve kötü gazeteciler Gamze annenin ilik bulmak için sosyal medyada başlattığı kampanyayı; oğlunu öne sürerek istismar ettiğini yazmışlardı. Kötü düşüneni de kötülük mutlak yakalar. Ne yazık ki Gamze Akbaş hakkın rahmetine kavuştu. Oğlu Atakan yetim, ancak çok soylu annesinin gururuyla yaşayacak.

Dünya Kadınlar Günü’nde, tüm kadınlara sevgi saygılarımla 2012’deki yazımı sizlerle paylaşmak istedim:

BİR ANNE VE YAŞAMA DAİR…

Lösemi hastalığına yakalanan anne Gamze Akbaş’ın medyaya düşen haberi günlerce kafamı meşgul etti. 3 yaşındaki oğlu Atakan’ın kendisine ihtiyacı olduğunu düşünen annenin yaşama tutunma arzusu; sanırım hepimize insan olduğumuzu hatırlatmıştır. Bir anne, bir baba; ne için yaşar ki dedirten cinsten bir haberdi. Dilerim; ölüm ondan uzak olsun, oğluyla uzun ve sağlıklı yaşasın.

Donör olunabilmesi için; 18-50 yaş aralığında sağlığı yerinde olanların kemik iliği bankasına başvurması gerekiyor. Kemik iliği vericinin leğen kemiğinden iğne aracılığıyla kolayca alınabiliyor. İliğin uyumu aile içinde %1 iken dışında 40 000’de 1’dir. Aşağıda konu ile ilgili adresleri bulabilirsiniz.

Ana dendiğinde akan sular duruyor. Hassasiyetimiz bundandır. 8 Mart Dünya Kadınlar günü kutlandı. Kapitalizm her konuyu sulandırıp tüketim aracı haline getirebiliyor. Oysa gün; Emekçi Kadınlar günüdür. Gün; 8 Mart 1857’de düşük ücrete ve uzun çalışma saatine baş kaldıran kadınların polis saldırısına uğraması ve çıkan yangında ölen 129 kadın işçi anısınadır. Lüzumlu lüzumsuz, hayli kadın hakları (her ne demekse?) konuşuldu. Sanki her şey hakça düzenlenmiş ve erkekler daha özgür ve rahatlar gibi konu uyutuldu. Her yıl olduğu gibi bu yıl da emek sermaye çelişkisinden bahseden olmadı. Her zaman yazdığım gibi; ne kadın hakları, ne insan hakları; bildiğim tek hak “yaşama” hakkıdır, gerisi boş laftır.

Sahi bir anne, bir baba ne için yaşar? Hayat nedir? “Hayat mülkiyet ve koruma duygusudur” desem bana katılır mısınız? Alan hakimiyeti ve mülkiyet tüm canlılarda var olan içgüdüsel bir duygudur. Milliyetçiliğin başlangıcı da alan hakimiyeti kavgalarından çıkmamış mıdır? Ne yazık ki fakirlik toplumların başına beladır ve bu bela ırkçılık ve mezhepçilik adı altında su yüzüne çıkar. Yaşama hakkı insafsızca elinden alınan Hırant Dink’in bir sözü “su çatlağını buldu” yurdundan ayrı yerde ölenin toprağında huzur bulacağı anlamında söylenmiştir. Bu “aidiyet ve mülkiyet” kavramının tam tarifidir.

Deprem ve tsunamiye binlerce kayıp veren Japonlar ağlarlarken tek söz söylüyorlardı; “evladımı, annemi, babamı koruyamadım.” Gamze Akbaş için hayat; oğlunu koruma arzusu değil midir? Söyler misiniz sizce hayat nedir? Neden üretiriz? “Koruma” içgüdüsü olmadan yaşanabilir mi? Bence zor…

- AÜ Tıp Fakültesi, İbni Sina Hastanesi, Akrabalık Dışı Kemik İliği ve Kordon Kanı Bankası. Tel: (312) 508 24 44

- Çapa Tıp Fakültesi İlik ve Doku Nakli Merkezi

- Ege Üniversitesi Kan Merkezi Tel: 390 40 29

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Aşık - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?