Yıldız kayması

Gökkubbede bulsam da türlü türlü alâmet.
Senin gözlerindedir bildiğim her ne varsa,
O değişmez “yıldızlar” kaynağıdır sanatın,
William Shakespeare-14. Sone

Bir yıldız daha kaydı geçti, sureti, yeryüzünden…
Onu ilk defa sahnede izlediğimde, henüz konservatuvar öğrencisiydim.
Adana Belediye Tiyatrosu’nun emektar sahnesinde, Çehov’un Martı adlı oyununda Nina karakterini canlandırıyordu.
Yaşına göre, çok daha genç bir karakter olan Nina’yı nasıl yorumladığı konusunda basında yazılıp çizilenleri hatırlıyorum.
Sahnede yerine göre akrobatik hareketlerle can verdiği Nina’yı oynarken, onu ilk defa canlı olarak sahnede izliyordum.
Oyun arasında geçtiğim kuliste, bugün hepsi birer profesyonel oyuncu olan, o zamanki konservatuvar öğrencileri ile tanışıp sohbet etmiştik.
Oyun bitti, “Yıldız Hoca” yanımdan geçti kulise girdi, heyecandan konuşamamıştım.
Yıllar sonra bu karşılaşmanın ardından olayların nasıl gelişeceğine dair hiçbir fikrim yoktu o zamanlar…
Aradan yıllar geçti.
Üçüncü sınıfı bitirdiğim yaz, memleketim Adana’dan ayrılıp İstanbul ya da Ankara’da eğitime devam etmeyi çoktan kafama koymuştum.
O yaz sonu, sırtımda çantam yola çıktım.
İstanbul’a inip, sırtımda çantam, Kadıköy vapur iskelesine vardığımda, aklımda karşımda duran bu okulda okumak vardı.
Karmakarışık duygular ve heyecanla, kapıdan içeri adım attığımda, bütünleme sınavı için bekleyen öğrencilerin üzerime diktikleri yabancı bakışlar hala hatırımdadır.
Aralarından geçip, önceden hazırladığım yatay geçiş evraklarını öğrenci işlerine verip, kaydımı yaptırdım.
O zamanlar, bölüm başkanı olan Yıldız Kenter’le konuşmayı, tanışmayı kafama koymuştum. Kayıt evrakı üzerinde yazan birtakım notlar ve bir vesikalık fotoğraftan ibaret olarak görüp okumasındansa, bu yöntem kesinlikle daha doğruydu.
Bütünleme sınavına giren öğrencilerin bekledikleri koridorda bir banka iliştim, birazdan bitecek olan sınavdan çıkacak Yıldız Hoca’yı beklemeye koyuldum.
Sınav bitti, sınavı yapan hocalar salondan çıkıp toplantı odasına geçtiler.
Dün olmuş gibi capcanlı hala hatırlıyorum.
***
Ayağımın yanında duran sırt çantama gözlerimi dikmiş, kendi kendine konuşan iç sesimi dinlemeye başladım.
Seslerden biri durmadan, Adana’ya tanıdığım bildiğim, memleketime geri dönüp ve eğitime orda devam etmemi söylerken, öbür ses, yüzüp yüzüp kuyruğuna kadar gelmişken geri adım atarsam ömrümün sonuna kadar duyacağım pişmanlıktan bahsediyordu…
Kafamda bu iki ses, kendi aralarında gürültüyle dövüş ederken, aniden elim kendiliğinden kapıyı çaldı. İçeri girmek zorunda olduğumdan, kafamdaki bütün sesler kesildi ve odaya adım attım…
İçeri kalabalık, sınavdan yeni çıkılmış, tansiyon yüksek tam bu esnada, çalınan kapıdan içeri hayatlarında ilk defa gördükleri birisi giriyor…
Herkesin yüzünde, “Bu da kim!” bakışlarının altında, söze girip kendimi tanıttım.
Adana’dan geldiğimi ve bu okulda okumak için başvuru yaptığımı ama bir kâğıt parçası üzerinde karşılarına çıkmaktansa, bir “merhaba” deyip kendimi tanıtmak istediğimi söyledim…
Hemen ardından Yıldız Hoca’ya eğer vakti varsa onunla da konuşmak istediğimi söyledim.
“Ne konuşacaksın” diye cevap verdiğini hatırlıyorum.
“Sadece konuşmak” diye cevap verdim.
“O zaman yarın gel, ya da sınav sonuçlarını değerlendirene kadar bekle” diye cevap verdi.
“Beklerim” deyip kendimi odadan dışarı attım, hemen kenardaki banka oturup derin bir nefes aldım.
***
Aradan yarım saat geçti ve kapı açıldı. Hocalar teker teker odandan çıktılar, derken “Yıldız Hoca” yanımdan yürüdü, kapıdan çıktı gitti.
Kendimi toparlayıp arkasından fırladığımda, çoktan arabasının kapısını açmıştı. Koltuğa oturduğu sırada yanına vardım.
Kan ter içinde “Hocam konuşacaktık” dediğimi hatırlıyorum.
Arabadan tek kelime etmeden indi, içeri yöneldi, ben de arkasından.
Kendimi Kadıköy konservatuvarının küçük sahnesinde, karşımda salonun sonunda Yıldız Kenter’le karşı karşıya buldum.
***
“Anlat” dedi.
Heyecandan o esnada neler gevelediğimi hala hatırlamam, ama konuşurken çok fazla “ııı”,”ııı” diye takılarak konuştuğumu hatırlıyorum.
Hoca söze girdi, “Yasin’ciğim konuşurken çok fazla “ıııı” diye takılıyorsun, farkında mısın?” dedi.
Bir an durdum, derin bir nefes aldım ve ardından içimden geldiği gibi, söze başladım.
“Hocam, sizin öğrenciler, sizinle konuşurken nasıl bu kadar rahatlar, bilemiyorum ama şu anda Yıldız Kenter’le konuştuğumdan dolayı çok heyecanlıyım, ondan böyle tutuk tutuk, yoksa normalde akıcı konuşurum” dediğimi hatırlıyorum.
Hocanın yüzünde küçük bir tebessüm belirdi.
Masanın önündeki sandalyeye oturmam için işaret etti.
Ardından sohbete başladık. Oyunculuk mesleği ve role yaklaşım konusunda neler düşündüğümü sordu. 
Biraz önce, gözünde güneş gözlükleriyle kaya gibi sert duran kadın gitti, yerine bambaşka biri geldi.
Devamı haftaya…
Sevgiyle kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Kınay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?