'Ben Nasıl Bir Turizmciyim?' (1)

Hepinize, hepimize öncelikle ülkemize huzur, barış ve dostluk dilerim.
En azından yeni yıla doğru sektörde girdik, kutlarım. Kıymetini bilelim.
Bankacı, tekstilci, inşaatçı ve start-up'çı arkadaşların çoğu yeni yılda da işsiz, çaresiz. Uçakta uzun yolculukta uyumak yerine ben de yeni yıl muhabbeti olarak sizler ile biraz dertleşeyim dedim: 2019'u kısaca yeniden beraberce irdeleyelim istedim. Yıl bitti, ancak yolumuz uzun. Daha dokuz saat uçacağız.

Bağlanın, havalanıyoruz!

Ülkemizin ekonomisini sanki 2019'da turizm sektörü döndürdü. Turizmdeki hareketlilik tüm diğer sektörleri ateşledi. A'dan Z'ye kadar istisnasız tüm sektörlere de katkı aldı. Tüp bebekten, kuş gözlemciliğine kadar hayatın tüm renklerini ve meraklarını kapsayan universal bir sektör turizm. 2019 yılında ülke ekonomisinin lokomotifi olarak da bankalara kredilerini zamanında ödeyen şirketlerin birinci sırasında turizm kuruluşları geliyor. Bakmayın siz o üç beş satılık veya icrada olan otele. O kadar fireyi her sektör fazlası ile veriyor. Bakın, turizmin önemi halkımızın gözünde son aylarda zirveye oturdu. Turizm kurumlarımızda da enteresan bir hareketlilik var. Bakanlık, TÜRSAB, TÜROFED, TÜROB, TTYD tarihlerinde hiç görülmediği kadar hareketli, arayıcı, araştırıcı ve koşturucu. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya günde yüzlerce telefon görüşmesinin arasında yıllardır birikmiş sorunlara kurumsal ve adil çözüm ararken kendi işlerine bakamaz hale geldi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy günde 18 saat koşturuyor, her işe yetişmeye çalışıyor. Önü arkası dosya dolu, davet ve protokol konuşma listesi metrelerce, Ersoy her şeyi bizzat kendi okuyor, ilgilileri de bizzat telefonda direkt arayıp görüş alıyor. Zaten maliye bakanlığının gözü devamlı turizmcinin kasasında. Ersoy olmasaydı, çok daha ağır vergiler gelebilirdi. Diğer bakanlıklarda, TBMM'sinde belediyelerde, valilikler de turizmcilere yönelik talepler çok arttı: "Kazanıyorlar, biraz da şu projeye destek olsunlar" gibi veya benzeri sözler bakanlık üzerinde görülmemiş bir kaynak yaratma/bulma baskısı yaratmaya devam ediyor. Sektör kurumlarımız arası rekabet de iyice hızlandı. Herkes canla başla koşturuyor.

2020 yılı proje yarışları/savaşları başlıyor

Kurumlarımız arası iç rekabet bizi dışta güçlü kılacak. Girmediğimiz, altına bakmadığımız yeni kaynak pazar, kafa yormadığımız turizm ürün çeşidi kalmayacak. Umarım yeni yılın hemen ilk haftalarında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile kadim dostu (biz öyle hatırlıyoruz) TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ile bir araya gelirler ve Türk turizmi için sadece temiz sayfa değil, temiz defter açarlar. (Bu konunun sıkı takipçisi olacağım.) Hatırlatmakta fayda olabilir… Kişisel sorunlar olsa bile, (galiba var!) bu kurumlara yansımamalıdır. Ayrıca TÜRSAB bir dernek de değildir. Türk turizminin gelişmesi için devletimizin özel yasa ile kurduğu bakanlıktan sonra en önemli otoritedir. Görüşmemek, kaale almamak görev ihmalidir. Şimdi bekleyin. Yeni seçilen TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır da oyuna giriyor. Proje üretme/sorun çözme yetisi yüksek olan Çorabatır, AKTOB başkanlığından sonra bir kaç yıl dinlendi, bilendi, şimdi arenanın en cephe noktasında yerini aldı, yeni yılda start bekliyor...

TÜROB tarafında güzel gelişmeler var

Seçildiği ilk günden bu yana başkan Müberra Eresin beklenin çok üstünde bir performans sergiliyor. Bakanlığa ve ilgili kurumlara otelcilerin sıkıntılarını açıkça söylüyor, rapor ve analizler ile Ankara’yı adeta tarıyor. Eresin tüm dünyada yıllar içinde bizzat kendi kurduğu ve iyi ve kötü günlerde hep taze tuttuğu uluslararası tur operatörü, acente, medya, celebrity ağını sektör için seferber ediyor.

Her kurum başkanı 2020'de birlik ve beraberlik umut ediyor

Zira, yapılacak çok iş var, gündem maddeleri yüklü ve çok komplike. Kalıcı ve yapıcı çözüm için sektörel katılımcı uzman vizyon ve konsantrasyona ihtiyaç var. Şimdi hepimiz şapkamızı masanın üstüne koyalım. Zira ivedilikle sektörümüzün yeni yapılanmasında temiz ve sağlıklı empatiye ihtiyaç var. Hiç bir grubun hakkı yenmesin, hiç bir grup diğerinin hakkını yemesin. 2019 yılında sektörde "Hakkımızı gasp ediyorlar" sözünü çeşitli noktalarda çok sık duyar oldum. Yıllarca "Turizm bir barış sektörüdür" diye nara atanlara soruyorum. Kendimiz niye barışı aramızda uygulamıyoruz o zaman? Seçimleri tamamlanan TM Turizm Ajansı yeni bir çekişme platformu ve çokbilmişlik havuzu olmaktan çok sektörümüzün turizmde her işletmeye ve turizmciye eşit, açık "Ulusal kalkınma ve fikir bankasına dönüşmek durumundadır. Ne güzel olur…

Dün dünde kaldı, gelecek turizmde!

Zaman turizmcilerin lehine çalışıyor. Sektörümüzün siyasetteki algısı da düştüğümüz ekonomik darboğaz günlerinde sergilediğimiz performans sayesinde iyice güçlendi. Hiç bir parti, hiç bir kurum artık turizme toz kondurmuyor. Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 94'ünü bizim belediyelerimiz ağırlıyor diyen CHP turizm sektörü ile sımsıkı elele vererek Türkiye’deki yerelden dönüşümü sağlamak için çok boyutlu, koruyucu, kalkındırıcı, kalıcı, sürdürülebilir, verimli ve özgün proje seferberliğine başlıyor. Valiler, Belediye Başkanları Tur Operatörü müdürü gibi. Basına verdikleri beyanatlar turizmcilerinkinden daha içerikli. Çünkü herkes biliyor ama kimse söyleyemiyor. Turizm olmasa Türkiye herhalde IMF ile masaya oturmak mecburiyetinde kalabilirdi, esnaf büyük ölçüde kepenk kapatabilirdi, toplumsal barış gerilebilirdi, hatta hükümet bile düşebilirdi. Turizm kahraman sektör! Hayır, değil!

Turizm esasında bir "Artı Yaşam" sektörü

Doğru konumlandığı, düzgün yönetildiği noktalarda sürdürülebilir bütünsel kalkınmanın ışığında karşılıklı memnuniyet, hatta mutluluk verebiliyor. Turist ve destinasyon sakinleri arasında katılımcı ve paylaşımcı sosyo kültürel ekonomik ortamlar yaratabiliyor. Tüm paydaşlar için hesaplanabilir, tahmin edilebilir verimli bir ticaret ortamı sunabiliyor. Özgün kültürel miraslar/geleneksel yaşam tarzı- Fauna/Flora ve tüm canlılar için korunan saygılı bir yaşam alanı çizebiliyor.
Tabi bunlar ancak turizmin doğru uygulandığı noktalar için geçerli.
Ancak turizm aslında, geleneklerinde ağır yüklenmeyi, gaz yapan şişkinliği, rakam oyunlarını, Excel hokkabazlığını pek sevmez, aniden kopup düşüverir, sizi bizi üzer, sonra yine hep beraber ağlarız… Eğer siz de turizmci iseniz, yeni yılın bu ilk gününde kendinize bir sorun:
Ben nasıl bir turizmciyim? Sektörel eğilimim, anlayışım, tarzım ne?
Büyüme mi, yoksa kalkınma tarafında mıyım? Peki çalıştığım şirket olarak hangi gruptayım? Türk turizminin gidişatını verimli ve sürdürebilir olarak görüyor muyum? Cevabınızı düşünün ve bir başka yazıma kadar hafızanızda saklayın. 
- DEVAM EDECEK -

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Baraner - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'da koronavirüs vakası görülen binalara afiş asılmalı mı? - Anketimize katılıp fikrinizi belirtin