Sultan Reşat yaşıyor mu?

CUMHURBAŞKANI

Erdoğan bir yandan "Biz stratejik ortağız" derken, diğer yandan da "Biz bunu Amerikalılara anlatamadık" demektedir.
Açıklıyorum.
Türkiye ve Amerika ne ortaklığa ne de stratejik ortaklığa sahiptirler.
Türkiye uyutulmaya çalışılmaktadır ve ne yaparsanız yapın, siz bunu Amerikalılara anlatamayacaksınız.
Zira, anlamak istemeyen birine asla anlatamazsınız.
Suriye'deki savaş 2011 yılında başlamadı.
Büyük Ortadoğu Projesi'ni biliyorsunuz, milli devletlerin yıkılmasını, küresel sermayenin önüne çıkabilecek engellerin yok edilmesini ve İsrail'in her durumda güvenliğini sağlamayı amaçlayan, Türkiye'nin de eş başkanlığını yaptığı projeden söz ediyorum.
İşte savaşın başladığı tarih, bu projenin uygulanmaya başlandığı tarihtir ve 1980'li yıllara kadar iner.
BOP, adına CFR denilen, Amerika'nın Dış İlişkiler Konseyi olarak ifade edilen, ki, biz bunlara Türkçe "kefere" diyoruz, Amerika'nın en zengin 5 ailesinin servetlerini korumak için kurulan ve aldığı her kararı her ABD yönetimin uygulamak zorunda olduğu, yıllarca sürecek bir sömürü ve savaş planıdır.
Amerika'nın ezici askeri ve ekonomik gücü işte bu 5 ailenin çıkarlarının hizmetindedir ve gücü onların önceliği daima kendi küplerini doldurmaktır.
Ülkelerin demokratik yönetilmesi, insanların kişisel hakları ve özgürlükleri, ulusal ve uluslararası hukuk.
Bunların hepsi ancak kullanılmaya uygun bir maymuncuk olması halinde önemlidir.
Libya'daki Kaddafi ya da Irak'taki Saddam yönetimleri esas olarak birer diktatör olduklarından değil, fakat Amerikan çıkarlarına kolay hizmet etmediklerinden ötürü yıkıldılar.
"Demokrasi getireceğiz" iddialarıyla ülkelerin istikrarını bozdular, kullanabilecekleri ne kadar güç varsa kullandılar, yoktan örgütler inşa ettiler ve söz konusu ülkeleri vahşi birer iç savaşla yok ettiler.
Şimdi ne Libya kaldı, ne de Irak.
Görünürde bir Irak var ama Irak yönetimi Bağdat'a bile hükmedemiyor.
"Irak'ın toprak bütünlüğünü koruyacağız" diye diye, Türkiye'mizi kendi politikalarına alet ederek ve açıkça ülkemizin çıkarlarının aleyhine kullanarak Irak devletini parçaladılar.
Ülkede resmen ilan edilmese de, fiilen ayrı bir devlet inşa edildi.
Libya ise aşiret kavgalarına tutuldu, devlet olarak çatışmaları durdurma gücüne sahip değil.
Güçlü iradesi olan bir ülkeden, kullanılan bir coğrafyaya dönüştürüldü.
Türkiye'miz henüz iç savaşta değil, ama aynı planlar ülkemizde de uygulandı ve halen uygulanmaktadır.
İç savaş şartlarını olgunlaştırmak üzere, ülkemizin altı bir kazan gibi kaynatılmaktadır.
Sıcak savaş şimdi Suriye'de yaşanıyor.
Daha ne kadar süreceği belli değil.
Amerikalılar için acele etmeye gerek de yok.
CFR'nin kasasına para doluyor mu, doluyor.
Suriye'de savaş sürerken Türkiye her gün biraz daha istikrasızlaşıyor mu, evet, istikrasızlaşıyor.
Milli devlet olarak Suriye ve Türkiye BOP politikalarına karşı kendini savunmada kan kaybediyor mu, evet kaybediyor.
Türkiye bir NATO üyesi ve ABD'nin "stratejik ortağı" laflarıyla uyutuluyor mu, evet, uyutuluyor.
Yakında İncirlik ayarında Ortadoğu'da başka bir üs kuruyor muyuz, evet, kuruyoruz.
Öyleyse savaş varsın uzasın, Amerika her durumda kazançlı demektir.
Suriye'nin bütün komşuları savaşın ateşiyle kavrulurken, İsrail neden ve nasıl bu kadar rahat, sevinçten ellerini ovuşturmakta, farkında mısınız?
Komşusundaki, İsrail'in düşmanı olan bir ülkedeki savaşın neden ve nasıl bu kadar dışında kalabiliyor?
Bu süreçte 900 kilometre uzunluğundaki Suriye sınırımızın 95 kilometrelik bir kısımdan YPG'yi uzaklaştırmak bir başarı mıdır?
800 kilometre uzunluğunda bir hat boyunca YPG tehdidine açık kalmışken, ''Fırat'ın batısı'' iddiasının ülkemiz için ne kadar kıymeti olur, Hatay'da rahat edebilecek misiniz, Fırat'ın doğusu ne olacaktır?
Ülkemizi yönetenlerin birinci önceliği Türkiye'nin güvenliği midir, yoksa ''Eset'' yönetiminin yıkılması mıdır?
''Suriye'de barış ne zaman?'' diye merak edenler için söylüyorum, savaş bitse de Suriye barışa kavuşamayacaktır.
Irak'ta ne olduysa, Libya'da ne olduysa, Suriye'de de benzeri olacaktır.
Herkesin herkese düşman olduğu, vatan, milli kimlik ve bağımsızlık bilinci olmayan bir halk ortaya çıkacak ve burada kimse gelecek endişesinden kurtulamayacaktır.
Amerika PYD terör örgütüne işte bunun için ve gelecekte de Türkiye'ye karşı kullanmak üzere bilerek silah ve siyasi destek veriyor.
Birinci Dünya Savaşı arifesinde ülkeler ittifaklar kurarken Osmanlı yönetimi İngiltere ve Fransa ile ittifak yapmak istedi ama reddedildi.
Düşünün, kendini parçalamak üzere gizli anlaşma yapan ülkeler ile ittifak yapmak isteyen bir Osmanlı yönetim aklı vardı.
Türkiye'mizi yönetenler, 100 yıl sonra benzer bir akılla kendi varlığına karşı BOP gibi bir projeyi hayata geçirmeye çalışan haydut devlet ABD'nin stratejik ortağı olduğu vehmine kapılıyor ve derdini anlatamamaktan şikayet ediyor.
Düşünmüyor ki, haydut devlet için önemli ve öncelikli olan ne Türkiye'dir, ne de Türkiye'nin güvenliği.
Aksine onların en çok istediği şey, Türkiye'nin istikrarsızlaşması, ülkenin yönetilememesi ve parçalanmasıdır.
İşte bu nedenle her fırsatta, koyun postuna girmiş bir kurt gibi içimizi kemirmekte, varlığımıza karşı olan her kim varsa onları da desteklemektedir.
İnsan merak etmeden duramıyor.
Bir ülke, 100 yıl sonra bile aynı öldürücü yanlışı neden yapar, yoksa ülkemizi halen Sultan Reşat mı yönetiyor?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Kileci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?