Ekonomi ve biz

Halkımızın kafası, karmaşık ekonomik deyimlerle iyice karışıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu(BDDK), Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS), Para Politikası Kurulu (PPK), cari açık, döviz piyasaları, açık pozisyon, Toptan Eşya Fiyatları Endeksi (TEFE), Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE), türev ürünler, satınalma gücü paritesi, net hata noksan kalemleri, risk primi, kaldıraç, Basel kriterleri, S&P, Libor, temettü, Borsa İstanbul (BİST), kur sepeti, Bitcoin, stres testi, borç stoku. falan filan...
Ekonomi şüphesiz ki bir bilim. Bu nedenle karmaşık bir literatür ve de birçok ekole, teoriye sahip bir bilim dalıdır. Yukarıda birçok ekonomik terim saydık ama içlerinde komplo gibi bir teori saymadık. Zira ekonomi bilimi içinde komplo teorisi diye bir deyime rastlamıyoruz. Çünkü müspet bilimlerde hiçbir sebep ve sonuç ilişkisi magazinsel işlerle ifade edilemez, açıklanamaz. Her bilim kolunun her sonuç için mutlaka matematiksel bir açıklaması vardır. Buradan hareketle, bu aybaşından itibaren ekonomide bizi ilgilendiren kararlardan birine bakalım. Biliyorsunuz kredi kartı kullanımına bu aybaşından itibaren yeni bir düzenleme geldi. Artık 9 taksitten fazla harcama yapamayacağız. Bugünkü konumuz kısaca bu kararın doğruluğu. Şimdi bu karar bence taksitli kart harcamalarını azaltacak, harcamalar konusunda özkaynak dediğimiz tasarruf yapma eğilimini güçlendirecek bir karar. Yani ekonomi aslında çok basit. Bakmayın süslü püslü, ortaya karışık İngilizce literatür havalarına..
Eğer maaşınızla borçlanmadan, kredi kullanmadan yaşamınızı sürdürebiliyorsanız, cari açığınız yok demektir. Geliriniz yetmiyor ve borçlanıyorsanız cari açık yapıyorsunuz o zaman. İşte ülke ekonomisi, işte aile ekonomisi. Bunlar birbirinin aynı ve bu kadar basit. Yıllardır bankacılık yaptım. En zor anlarım, karşımda bir müşterinin "Müdür şu kadar param var, senin şubeye yatırırsam ne vereceksin?" sorusuydu. En kolayı ise "Bana biraz kredi lazım, alabilir miyim?" diyen müşteriydi. İşte kısaca ekonomi böyledir. Tasarrufu, özkaynağı olan kişi, firma, kurum, devlet, özgüveni de yüksek olduğundan masaya hep güçlü oturur ve istediğini alır. Tasarrufu, özkaynağı olmayan kişi, firma, kurum, devlet ise ezik şekilde, fiyatı karşı tarafın belirlediği, şartları kendisinin oluşturmadığı borç parayı almak için özgüvenini, birtakım değerlerini kaybederek kalkar aynı masadan. İşte ekonomi böyle bir müspet ve gerçekler bilimidir sevgili okuyucular. Gördüğünüz gibi hiçbir yerinde komploya yer yoktur. Siz masanın ezik tarafında iseniz sizinle top gibi oynarlar. O nedenle ailenizden başlayarak, mutlaka tasarruf yapmaya, birtakım yatırımlarınızda, satın almalarınızda mutlaka özkaynak oranınızı olabildiğince (yüzde 100) yükseltmeye çalışın. Satın almalarda borçlanma oranınızı sıfırlamaya çalışın. Bu iş, ekonomik tanımlama ile belki küçülmenize sebep olacak ama bu trendi aile fertlerinize anlatıp, inandırarak uygulamasını sağlarsanız, inanın yaşantınız daha anlamlı, güçlü ve neşeli hale gelecektir. Kredi kartı harcamalarına dışardan zorlamalarla değil, kendi iradenizle, geliriniz ölçüsünde limitler koyun, borçlanma tavanları uygulayın. Sonuç tüm ailenin rahat edeceği ve üretime yöneleceği şekle dönünceye kadar buna devam edin. Ailenizde her birey tüketim alışkanlıklarını değiştirip, üretime yönelik katkı koymaya başladıkça bunun gururunu hep birlikte yaşayacağınıza emin olun. Tüm ailelerimize cari açıksız, sağlıklı günler dilerim.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Azmi Terzi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?