'Babalar gibi satarız' demişlerdi

MERHABA

dostlar.

Cumhuriyetle yaşıt fabrikalarımızın özelleştirilmesi sürecine girmiş olduğumuz bu dönemde 11 yıl öncesinde siyaset sahnesinde yankılanan “Babalar gibi satarız” ifadelerini hatırlar gibiyiz. Ekonomideki gidişatın çözümünü, var olan kazanımlarda görmek, daha başka bir ifade ile de manevi ve kültürel miraslarımızı parsel parsel elden çıkarma anlayışı milletin efendisi olan köylüye, çiftçiye, esnafa yapılan büyük haksızlıktır.
Özelleştirme basit bir tanımla kamu malının yerli ya da yabancı özel şahıslara satılmasıdır. Kulağa gayet hoş gelen gerekçelerle yapılan özelleştirmelerin asıl amacı; milli serveti halktan alıp yerli ve yabancı şirketlere devretmekten başka bir şey değildir. Tüm siyasi tarihimize bakacak olursak özelleştirmelerin şampiyonu günümüz siyasi iktidarıdır.
Özelleştirmeler kesinlikle, toplumun lehine bir politika değildir. Emperyalizmin ve Cumhuriyet tarihimizin tüm birikimlerini hedef alan odak noktalarının ve aymazların işbirliğidir.
13 Ağustos 1923 tarihli konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk
“... Efendiler, bugüne kadar sağladığımız zaferler, bize ancak ilerleme ve uygarlık yolunu açmıştır. Yoksa ilerleme ve uygarlaşmaya henüz ulaşmış değiliz. Bize ve çocuklarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duraksamadan ilerlemektir..." diyor. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. II, C. 1, Sayfa 36)

Cumhuriyet tarihimizin 90 yıllık birikiminin elden çıkarılması gerçeği, dışa bağımlılığı da beraberinde getirmekte ve sömürgeleştirme amaçlı sermaye girişini de doğurmaktadır.
Farkında mıyız?
Yıllar öncesinde siyasi iktidar tarafından temelleri atılan bir takım konuların zaman geçtikçe tekrardan üretilen yeni ve faydalı bir politika şeklinde ısıtılarak gündeme sunulması ve üreten bir ülke olmaktan öte, sözüm ona yerli ve milli söylemleri ile gayrı milli iç ve dış politika çemberinde ilerleyen bir ülkeyiz.
Farkında mıyız?
Özelleştirme İdaresi, Malatya, Erzincan, Elazığ, Elbistan, Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale açılacağını açıkladı. Bu 10 şeker fabrikasının varlık satışı yöntemiyle özelleştirileceği bildirildi.
Kamunun elindeki 25 şeker fabrikasına yönelik hiçbir yatırım ve planlama yapmayan hükümet, fabrikaları sadece bütçeye ek gelir sağlamak için satışa çıkaracak ve günü kurtarma
politikası ile şeker fabrikalarının bilinçsiz bir şekilde özelleştirilmesinden ülke tarımı ve ekonomisi büyük bir darbe yiyecektir. Zira şeker pancarı üretiminde söz sahibi olan Türkiye, özelleştirmelerin ardından bu üstünlüğünü kaybederek, şekerde de ithalatçı duruma gelecek. Şeker piyasası tamamen Cargill'in kontrolüne girecek.
Bu fabrikaların bir çoğunda üç nesil çalışmış, çocuklarını da buradan kazandıklarıyla büyütüp, okutmuşlar…
Peki, neden bu fabrikalar özelleştirilmeye çalışılıyor?
Birilerinin ceplerinin daha da güçlenmesi için mi? Yoksa birileri için “Vatan toprakları” cevap verilemeyen milyon dolarlık havale dekontlarında mı gizli?
Kısa bir örnek verelim;
2004 yılında TEKEL'in içki bölümü; yani 17 fabrika 292 milyon dolara satıldı. Kime satıldı? Nurol-Limak-Özaltın-Tütsab ortaklığına…

2 yıl sonra yani 2006 yılında da bu ortaklar 810 milyon dolara ABD’li ortak bir şirketler grubuna sattı. Sonra mı?

5 yıl sonra, 2011 yılında bu kez ABD’li bu grup, İngilizlerin ünlü içki devi DİAGEO şirketine 2 milyar 100 milyon dolara sattı!

Siyasi iktidara yakın şirket patronlarının özelleştirmeler ile beraber pastadan dilim yemesi ve belki de 1 lira sermayesi bulunan uluslararası hayali şirketlerin bu hisseden pay alarak milyon dolarlık havaleleri gerçekleştirmesi karşısında ülkemizin gündemi yine yolsuzluklarla meşgul olacaktır.
Hatırladınız mı?
"…Babalar gibi satarız…" demişlerdi.
Baba malına değil, milli servetimize kıydılar. Çok daha vahim olan bir gerçek var ki; gelecek kuşaklarımız özelleştirme talanının altında imzası olan herkesi utançla anacaktır ve günümüz siyasi iktidarının alnında kara bir leke olarak kalacaktır.
Bizler, hepimiz bu ülkenin manevi mirasçıyız. Bilinçli yurttaşlar olarak hükümetlerin kararları ile ilgilenmek ve yaptıklarının takipçisi olmak durumundayız. Milli kazanımlarımızı siyasi iktidar kamuflajı ile talan etmek meşru olmaktan öte, milleti temsil etme çizgisinden de uzaklaşmayı beraberinde getirmektedir.
Son olarak, 2 yıl önce “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunu 40 kez düşünmemiz gerekir” diyen bürokratların 2 yıl sonrasında 40 bin kere düşünmüş olduklarını ifade etmeleri manidar değil midir?

Milli değerlerimizi korumanın ve sahip çıkmanın bilinci ile hepinize saygılar sunuyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berkin Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?