İnsan olmak

Yakın zamana kadar, özellikle rahmetli Turgut Özal’a kadar, Devlet yöneticileri ve kamu görevlilerini yüzü gülmeyen asık suratlı, yüz vermeyen, küçük dağları yarattığı görüntüsü vermeye çalışan görüntüleriyle zihnimizde yer alırdı.
Diplomasi deyince, mürayiliklerle dolu, karşısındaki temsilcilere ruh halini göstermeyen, karanlık yüzlü şahsiyetlerin yaptığı iş olarak bilinirdi.
Velhasıl “TAKİYYE” ve iki yüzlülük devlet adamlığı ve diplomatlık olarak insanlığa yutturulmaktaydı.
Kamu yönetimi ve diplomasi okulları öğrencilerine bunları öğretmekteydi. Maalesef bugün başka şeyler yapmamakta.
Geçmişte, özellikle sosyete ve protokolün cenazesi kaldırılan, İstanbul-Teşvikiye ve Şişli Camisi, Ankara-Maltepe Camilerinde cemaat namaz kılarken, bir kenarda öbeklenen kara gözlüklü cenaze sahipleri görürdük. Devlet adamı ise ana-babası dahil cenaze namazını kılmak onlara zül gelirdi.
1975-80 arasında öğrencisi olduğum İTÜ hemen Teşvikiye Camisi yanında idi. Önceleri Alanya’mızda böyle bir manzara görmediğimizden, diğer cemaat gibi cenaze namazını kılardık. Bir müddet sonra, bir kısım arkadaş ile birlikte, babası-anasının namazını kılmayan kara gözlüklülerin yakınlarının cenazesin, “Biz onların taşeronu değiliz” diyerek protesto etmeye başladık.
Yine, 28 Şubat sürecinde, camilerde rütbeli askerlerin şehit cenazelerini kenardan seyretmesi üzerine, bizler rahatsızlığımızı, cenazeleri namazlarını kılıp yolcu ettikten sonra onlara laf atarak, protesto etmeye başlamıştık. Sonradan emekli albay olduğunu öğrendiğim bir amcanın, seyirci general topluluğuna bağırarak, “Bu şehit sizin şehidiniz değil mi? Bu haliniz sizi utandırmıyor mu? Bu millet sizin taşeronunuz mu?” diye koşarak namaza yetişmesini hiç unutamıyorum.
Peygamber Efendimiz, “İnandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanmaya başlar” buyurmaktadır.
İçi dışı bir olmayan insanın dışındaki yalanların, içini de karartacağı tehlikesine işaret edilmektedir.
Hz. Mevlana, “Ya inandığın gibi yaşa, yada yaşadığın gibi inan” diyerek aynı olguya işaret etmektedir.
Sayın Başbakan’ın, annesinin acısını, göz yaşını, kara gözlükler arkasına saklamadan kendini feda ettiği milletiyle paylaşması, bana acı ve buruk bir hatıra silsilesi olarak eski Türkiye’ye filmini hatırlattı.
Bugünkü siyaset ve diplomat okullarının okuttuğunun aksine Devlet makine ve duygusuz iki yüzlü davranışlar silsilesi değildir. Devlet insan için insanlardan oluşan bir örgütlenmeden ibarettir.
Devlet insan olduğu oranda, insana mutluluk verir. İnsan olduğu oranda güçsüzün gücü, güçlünün freni, zalimin engelleyicisi, mazlumun koruyucusu olur.
İnsan olduğu kadar menfaat hesabı ve başka duygulara kapılmadan diğer insanlar için yaşar, başkası ölmesin diye hayatını feda ederek şehitliğin şerefine talip olur.
Devlet ve devlet adamı insan olduğu zaman diğer ülkelerin temsilcileriyle açık ve dürüst ilişkiler kurar, gülerken de ağlarken de dürüst davranarak onu da insan gibi davranmaya mecbur eder.
İnsan olduğu için, tüm Dünya liderlerine, diplomasi kıvırtkanlığına sapmadan ”Sizin bu gücü kutsayan düzenini değişmeli, güçsüz ülkelerin insanı, sizin insanınız kadar iyi şeyleri hak ediyor” diye mazlum milletlerin sesi olabilir.
İnsan olduğu takdirde, lüks protokol vasıtalarından inerek sevdiği kimseyi taşıyan cenaze aracına biner, insan olduğu için anasının tabutunu omuzlayarak mezarına koyup, acısını tüm milletiyle birlikte yaşar ve onlarla paylaşır.
Sonunda, protokol mezarları ve makamları yerine en yüce makam olan milletin gönlüne, hiç inmemecesine taht kurar.
Allah (C.C.) Başbakanın annesine rahmet, kendisi ve yakınlarına sabır bahşetsin. Bu vesileyle bu dünyadan ayrılan annelere de rahmet ve mağfiretiyle muamele etsin. Yaşayan annelere de sağlık ve afiyet versin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kula - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?