Kent ve kentli kültürü

DEĞERLİ

okurlar.

Kabul edelim etmeyelim.
Salt bizim ülkemizde değil, bütün dünyada, kentlilik ve köylülük gerçeği var.
Her iki yaşam tarzının da kendine özgü, örfü, adeti, geleneği ve de kültürü var.
Maalesef biz, köylülükten kentliliğe geçişte, çok gecikmiş bir toplumuz.
İşin çok daha vahim yanı ise.
Bu geçiş.
Toplumsal gelişim ve değişimin, kendi iç dinamikleri içinde, evirilerek değil, bir nevi devrilerek gerçekleştiğini söylememiz mümkün.
Yani.
Çok hızlı ve birden bire oldu.
Bu hız içinde.
Köylerden kentlere göçenlerin çocukları.
Ne köy kültürünü, ne de kent kültürünü doğru dürüst özümleyip alamadı.
İşin özü.
Tam anlamıyla ne köylü ne de kentli olabildiler.
Çoğu genç, kente adapte olamadığından, çevresinden ikinci sınıf muamelesi gördüğüne inanarak, kent yaşamına da, kent kültürüne de, kentliye de, kent kurallarına da isyankar davranmaya başladı.
Alanya’nın kent ve kentli kültürüne baktığımızda.
Şaşkınlıktan, ağzımız bir karış açık kalabiliyor!
Alanya’da kural tanımamazlık kural haline gelmiş durumda.
Gürültü kirliliği akıl alacak gibi değil.
Her anlamda, her kesimde, bir vurdumduymazlık söz konusu!
O motosikletleri öküz gibi böğürtenler, o üç beş bin liralık külüstür otomobillerle uçak gürültüsü çıkaran, müziğin sesini sonuna kadar açıp kente konser vermeye kalkan görgüsüzlere kentli ya da köylü dememiz mümkün mü?
Bunlar olsa, olsa her iki kesimin müsveddeleri.
Alanya Türkiye’nin en çok ve en hızlı göç alan yerleşim yerlerinden birisi.
Bugünkü, yozlaşma.
Bozulma ve de kokuşma.
Nereden ve nasıl geldikleri belli olmayan, her yönden, turist olarak değil, şu ya da bu nedene dayalı olarak, sürü şeklinde Alanya’ya akın eden çok farklı toplumdan insanların gelip yerleşmesi sonucunda gerçekleşmiş durumda.
Bu yozlaşmaya, kokuşma ve bozulmaya, Alanyalı ya da Alanya da etkili ve yetkili olanlar müdahale edip, kente gelenleri ve mevcut kentliyi belli bir disiplin altına alıp, her tür kurala uyulmasını sağlayacak yaptırımlar harfiyen uygulanarak caydırıcılık gerçekleştirilmiş olsaydı, büyük ölçüde, Alanya böylesine yaşanmaz bir hale gelmezdi.
Kentin ara sokak ve caddelerinde, koskoca otomobillerin ve de kamyon ve tırların park edilebildiği bir başka kent var mıdır?
Kentteki evlere ve arabalara bir bakın.
Çoğunda, Türk bayrağı var.
Evlerdekiler eskimiş, parçalanmış solmuş, öylece balkona asmış olmak için asılmışlar.
Arabalarda ki de öyle.
Her aklına gelen her yere her gün bayrak asıyor.
Bayrağa saygı falan yok.
Bayrak yasasını bilen olmadığı gibi, yasayı uygulayan da yok.
Bayrağı, trafikte kural ihlal etmenin bir aracı olarak kullanan beyinler var.
Biz Türkler.
Maalesef Aristokrasiyi yaşamadık.
İşte bu yüzden de kültürün ne olduğunu bir türlü bilmediğimiz gibi, öğrenmeye de niyetimiz yok.
Avrupalılar bile Alanya’ya tatile geldiklerinde, ülkelerinde yapamadıkları rezillikleri burada sergiliyorlar.
Otobüslerdeki gürültüleri, otellerdeki ve konakladıkları sitelerdeki davranışları inanılır gibi değil.
Onların bu rezilliklerini görünce, bir bakıma, bizimkilerin hanzoluklarına ve görgüsüzlüklerine şükretmeye başlıyorsunuz!
Yani.
Kültürün ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini ve nerede yaşanabilir bir ortamın bulunduğunu bilmek ve anlamak, en azından benim için, pek mümkün gözükmüyor!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sami Çaycoşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?