Avrupa Birliği ve biz Türkler

Avrupa Birliği (AB), bir topluluk olarak bir birliktelik kurması; birinci savaşı ile sömürgeler kapma yarışı sonrası İkinci Dünya Savaşı'nda sömürgeleri paylaşmak ve Avrupa kıtasını ele geçirme denemelerinin bir sonuç vermemesi ve oluşturdukları cephelerin; ekonomik, sosyal olarak zarar görmesi sonucu bir çıkış yolu olarak ortaya çıkmıştır.
Bilinen ve savunulan görüş olarak Avrupa Birliği ilk olarak ekonomik bir birliktelik olarak başlamıştır. (Avrupa Ekonomik Topluluğu) Daha sonra geliştirilerek siyasi ve sosyal anlamda da bir birlikteliğin küresel bir aktör haline gelebileceği Avrupa Ekonomik Topluluğu tarafından fark edilince; topluluğun gelişme stratejisi bugünkü haline gelen yapıya bürünmüştür. Avrupa Birliği'ne dahil olmanın şartları; ekonomik, siyasi, kültürel gelişmişlik ile doğru orantılı olduğu AB tarafından ifade edilmiştir. AB, giriş şartları olarak öne sürülen bu evrensel normlar elbette ki olması gereken, sadece AB girişi için değil, ülkelerin kendileri ve vatandaşları için mutlu ve mureffeh yaşamak gayesiyle yapması gereken modernizm hareketleridir.
Teoride belirtilen bu şartlar uygulamalara bakıldığında tamamen ters ırk, din, tarihi referanslar temelinde ilerlediği çok net bir şekilde görülmektedir. AB’ye yön veren ülkeler kendine ortak bir kimlik oluşturmadan zaten bu topluluğun çatışmaya dönüşeceğini daha önceden de Haçlı Seferleri süresince müşahede etmiştir. Yani ortada tarihi ve dini referanslar alınarak bir kimlik oluşturma çabaları olduğu Türkiye’nin müzakere süreçlerinde kesinlikle görülmektedir. Her yeni fasılın açılışında veya bir rapor sunumunda, bazen kurumsal olarak yada AB parlamentosunda bulunan yetkililerin münferit açıklamalarında, Türkiye’nin tarihi anlamda ve şimdi dahi bir Asyalı olduğu ve dini anlamda da asla bir birliktelik kurulamayacağı dönem dönem açıklamalar yoluyla kamuoyuna duyrulmakta veya bilerek sızdırılmaktadır. Türkiye’ye AB'ye giriş sürecinde aday konumuna geldikten sonra artık imtiyazlı ortaklık gündemi oluşturarak, Türkiye’yi bu birliğin ama aslında bu kimliğin dışında tutmak istemektedirler. AB'nin gerçek gündemi, bugün Türkiye’nin karar mekanizmasında olmayan ama ekonomik bir pazar olarak kullanılabileceği imtiyazlı ortaklık yoluyla da başka bir küresel birlik içinde yer almamasını sağlamaktır. Basit bir ifadeyle AB, Türkiye’yi ne tam anlamıyla içinde ne de karşısında görmek istemektedir. Zaten Haçlı seferleri öncesi oluşturulan Avrupa Kutsal İttifakı, aslında Müslüman dünyaya karşı oluşturulmuş, temelinde hem ekonomik doğal zenginliklere ulaşmak, hem de dini anlamda İslam dünyasını yok etmek ve kutsal bölgelerin yanında ticaret yollarını da ele geçirmeyi hedeflemiştir. Osmanlı ile olan tarihi münasebetlerinde de dönem dönem bu birliktelikler kurulmuş ve aynı temeller üstüne oturtulmuştur. Bugünkü AB politikası da, uygulamalarında aynen örtüşmektedir.
Her anlamda farklı Müslüman olan Türkler, bugün dahi aslında Avrupa için, belki neden olmasa da bir tehdit ve birliktelik kurmanın dinomosudur.
Görüldüğü üzere AB, dini, siyasi, ekonomik bir birlik ve kimlik olarak tamamen zıt olan kutupların bir arada olamayacağı gibi. temel değerler bağlamında asla bir arada olamaz; olsa dahi yeni çatışmalara ve her iki tarafı etkileyen buhranlara sebep olacaktır. Biz Türkler tarihi kimliğimiz gereği ne olduğumuzun farkına vararak, kendi değerlerimiz ve ortak dini, kültürel ve tarihi paydaşımlarımız olan ülkelerle kuracağımız birliktelikler, küresel bir eksen olma çabamızın en kısa ve tek yoludur.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abil Gündoğdu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?