Bir Modern İnsan Eleştirisi

MODERNİTE

, sürekli gelişmeyi, daima ileriye gitmeyi, hayatın zorluklarına getirdiği pratik çözümlerle adeta bu dünyada cenneti vadediyordu insanlığa. Oysa bugün modern insanın hayatına bakıldığında, modernitenin vaatlerini yerine getirebildiği pek söylenemez.

Gelenekseli her fırsatta aşağılayan, modern olmayana tepeden bakan modernitenin ürünü modern insan, bugün gelinen noktada kendi yaşamının bir kara deliğe dönüştüğünün farkında bile değil.

Modern insan mutsuz. Modern insan depresif. Modern insan kalabalıklar içinde yalnız. Modern insan bir mana krizinin tam orta yerinde. Peki, modern insan neden bu halde?

Çünkü modern insan ruhsuz…

Modern insan hayatına mana katan her şeyi yok edip, tüm beşeri ilişkileri sıradan bir araçsallığa indirgiyor. Yaptığı her eylemin bir işlevinin olması gerektiğini düşündüğü için, eylemlere ruh katan ritüelleri, gelenekleri saçma görüyor. Hayatındaki mananın kaybolmasının en önemli sebebi, her eylemi işlevi üzerinden değerlendirmesi. Modern insanın çevresi, genelde menfaat ilişkisi içinde olduğu insanlardan oluşuyor. Amaçlarına ulaşan yolda kendisine katkı sağlayacağına inanmadığı insanlarla çok içli dışlı olmuyor. Modern insanın akrabalık ilişkilerinin oldukça zayıf olmasının, kapı komşusunu bile tanımamasının temelinde de, bu saydığımız kişilerle herhangi bir menfaat birlikteliğinin olmaması yatıyor. İçinde yaşadığı topluma yabancı modern insan. Doğduğu, büyüdüğü çevreye, uzaydan gelmiş bir yabancı gibi bakıyor.

Çünkü modern insan çelişkili…

Bir yandan içinde yaşadığı toplumun manevi iklimine sırtını dönüyor, ruhunu besleyen tüm manevi damarları kesiyor ve tüm manayı maddeciliğe kurban ediyor. Diğer yandan ise kendi manevi ikliminde yaşadığı boşluğu mutluluğun formülünü 20 adımda verdiğini iddia eden kitaplarla, yoga kurslarıyla ve yaşam koçlarıyla doldurmaya çalışıyor. Bir eliyle hayatına mana katan her şeyi birer birer kuruturken, diğer eliyle o kuruyan ve çoraklaşan benliğine yeni manalar bulmaya çalışıyor. İçinde yaşadığı toplumun manevi dünyasının sunduğu reçetelere gözlerini kapatırken, çareyi sürekli uzaklarda arıyor modern insan. Bu çelişkili hal, ruhundaki boşluğu doldurmasını engelliyor modern insanın.

Çünkü modern insan kısır bir döngünün içinde…

Sürekli bir koşuşturma halinde modern insan. Ama tam olarak neden koştuğunu bilmiyor. Oysa hangi noktaya varmaya çalıştığını sorgulaması için bir durup düşünmesi gerekiyor. Onu nereye götüreceğini bilmediği yolda koşar adım ilerlerken, akıp giden hayatını sorgulamaktan şiddetle kaçıyor modern insan. Bu kaçış hali, döngüsel olarak hayatının temposunu biraz daha artırmaya zorluyor modern insanı. Asla tatmin olmaz bir hırsı ve sonu gelmez bir yükselme arzusu adeta gözlerini kör ediyor modern insanın. Eğitim seminerlerinde topladığı sertifikalar, CEO olmaya giden 45 yolun neler olduğunun anlatıldığı kitaplar, tam olarak neyi başardığı meçhul olan kişilerin verdiği kişisel gelişim seminerleri, modern insanın dizginlenemez hırslarının yakıtı oluyor.

Çünkü modern insan kibirli…

Zihninin kapasitesinin ne kadar sınırlı olduğunun farkında bile değil. Basit bir akıl yürütme ile tüm bilinmeyenleri eksiksiz bir şekilde kavrayabileceğini zannediyor modern insan. Tek bir doğrunun mevcut olduğuna ve bu tek doğruyu yalnız kendinin bilebileceğine dair özgüveninin temelinde tam olarak bu kibir yatıyor. Eğitim seviyesi arttıkça, kibri de artıyor modern insanın. Kendini dünyanın en eşsiz, en kusursuz varlığı sanıyor. Kusursuzluğuna olan inancı kendi yaşamını sorgulamasını engelliyor modern insanın. Sokaktaki insanı aşağı, düşük, bayağı görüyor. Kendi üstünlüğünü sokaktaki insana kabul ettirme savaşına giriyor. Bu sürekli çatışma hali, modern insanı mutsuz ediyor. Sokaktaki insanla kavga etmekten, mutlu olmaya vakit bulamıyor modern insan.

Çünkü modern insan dayatmacı…

Henüz bir anlam katamadığı hayatını başkalarına da dayatmaya kalkıyor. Hayattan zevk almanın kriterlerini yalnızca kendisinin belirleyebileceğine inanıyor modern insan. Kendisiyle aynı şeylerden zevk almayan insanları dışlıyor, aşağılıyor, hor görüyor. Kendi yaşam tarzının tartışılmaz bir şekilde en üstün olduğunu düşünüyor. En üstün olarak gördüğü bu yaşam tarzını ise çevresindeki diğer insanlara zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Modern insan yaşam alanı olarak, taşranın ruhunu ve manasını kesinlikle taşımayan gettoları tercih ediyor, çünkü kendisine benzemeyen insanlarla yaşamaktan pek hoşlanmıyor. Tartışılmaz derecede en üstün olarak gördüğü yaşam tarzına eleştiri getirebilecek ve içinde bulunduğu anlamsızlığı sorgulamasına neden olabilecek hiç kimse olmasın istiyor etrafında.

Sözün özü, modern insan son nefesini vereceği an, “eee ne oldu şimdi, tüm koşuşturma ne içindi?” diyeceğini bile bile son sürat koşmaya devam ediyor. Peki, bu depresif hali, bu mana krizi, bu sonu gelmez koşuşturmayı, kısacası bu modern kibri sorgulamanın zamanı gelmedi mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Başkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?