Brexit: Birleşik Krallık Nereye

WASHINGTON

Post, Birleşik Krallık’ta Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili referandumun hemen ardından seçmenin AB’nin tam olarak ne işe yaradığını sormak için Google’a akın ettiğini haber geçiyordu.
Bu haber, AB referandumunun beklenmedik sonucunun özeti niteliğindeydi.
24 Haziran 2016 günü yapılan AB referandumunda Birleşik Krallık seçmeninin yüzde 51.9’luk oranla AB’den ayrılma yönünde irade beyan ettiği ortaya çıktı.
Brexit’e nasıl gelindi
Kampanya sürecinde UKIP’in başını çektiği AB’den ayrılma yanlısı grup; bağımsızlığın, egemenliğin, göçmen trafiğini azaltmanın ve sınırları kontrol altına alabilmenin AB’den ayrılmakla mümkün olabileceğini iddia ediyordu.
“Kontrolü ele almak için son şans” öne çıkan söylemlerdendi.
Diğer kampta ise Muhafazakarlar, İşçi Partisi ve Liberal Demokratlar AB ile ticari anlaşmalara, demokratik standartlara ve güvenlik alanında işbirliğine vurguyla AB’de kalmayı destekleyen cepheyi oluşturuyordu.
İlk bakışta AB yanlısı cephe daha güçlü görünse de, propaganda sürecine ayrılma taraftarlarının söylemleri damga vurdu.
AB karşıtı cephe, söylemi belirleyen, AB yanlısı cephe ise, bu söylemlere cevap veren konumda kaldı.
Sözgelimi, birçok şehirdeki “76 milyon nüfusuyla Türkiye AB’ye giriyor. AB’den ayrılmaya oy ver” yazılı afişlere David Cameron’ın cevabı “Merak etmeyin, Türkiye AB’ye giremez” şeklindeydi.
Fakat göçmenlerin ülke için olmazsa olmaz olduğu ve ekonomiye katkıları anlatılamadı.
Burada Krallık vatandaşlarındaki tarihsel iki eğilime de parantez açmak gerekiyor.
Birincisi; Birleşik Krallık’ın “Güneş Batmayan İmparatorluk” olduğu zamanlara duyulan özlem.
İkincisi ise; Ada ile Kıta Avrupası’nı ayrı görme.
Bu iki eğilim, ayrılma taraftarlarınca propoganda sürecinde başarılı şekilde romantize edilerek kullanıldı.
AB karşıtlarının propoganda faaliyetlerinin sokaktaki görünürlülüğü de daha fazla oldu. AB yanlısı cephenin iki büyük partisi kendi tabanlarını bile ikna etmeyi başaramadı.
Örneğin Sheffield gibi İşçi Partisi’nin oldukça güçlü olduğu bir şehirde bile sürpriz şekilde AB’den ayrılma yönünde oy çıktı.
Sonuçlar kesinleştikten sonra AB’den ayrılma yönünde oy kullanan birçok seçmen verdiği oydan pişmanlığını belirtti.
Nitekim AB’nin ne işe yaradığını Google’a sormayı referandum sonrası akıl eden seçmen, referandumun tekrarlanması için hükümete 100 binin üzerinde dilekçe gönderdi.
Oysa AB yanlısı cephe, 24 Haziran sabahı karşılaşılan dehşet verici tablonun bir projeksiyonunu referandum öncesi sunabilseydi, bambaşka bir sonuç çıkabilirdi.
Ayrılığın yıkımı
AB’den ayrılma kararının yarattığı ekonomik yıkım, sonucun kesinleştiği ilk dakikalardan itibaren hissedilmeye başlandı.
Liberaller ve Demokratlar İttifakı’nın Avrupa Parlamentosu Grup Başkanı Guy Verhofstadt’ın da dikkat çektiği üzere 8 saat içinde Birleşik Krallık’ın son 15 yılda AB bütçesine yaptığı katkıya eşit olan 350 milyar dolar kaybedildi.
Sterlin, ABD Doları karşısında 1985’ten bu yana en düşük seviyeye indi.
Morgan Stanley, 2 bin yatırım bankası çalışanını Dublin ya da Frankfurt’a taşıyacağını açıkladı.
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, belirsizlik durumunu öne sürerek Birleşik Krallık’ın kredi notunu durağandan negatife çevirdi.
Referandumun en önemli sonuçlarından biri, Birleşik Krallık’ın bölünmüşlüğünü su yüzüne çıkarması oldu.
Bu yalnızca coğrafı anlamda değil, siyasi partilerin tabanında, farklı yaş kategorileri ile meslek grupları arasında bir bölünmüşlüktü.
2014 Bağımsızlık Referandumu’nda Birleşik Krallık’a bağlılığı seçen İskoçya’nın temel motivasyonu AB bünyesinde kalmaktı.
AB üyeliğinin devamına yüzde 62’yle destek veren İskoçya’nın Başbakanı Nicola Sturgeon yeni bir bağımsızlık referandumu yapılabileceğini dillendirmeye başladı.
Benzer şekilde çoğunluğun AB’de kalma yönünde oy kullandığı Kuzey İrlanda’da da ayrılıkçı hareketlerin tekrar canlanma riski bulunuyor.
Yabancı çalışanların iş olanaklarını kısıtladığı gerekçesiyle AB’den ayrılma yönünde oy kullanan seçmen, AB ülkelerindeki iş olanaklarının azalacağını ve ekonominin daralması sonucu işsizlik oranının artacağını hesap edemedi.
Yine AB’nin atanmış bürokratları tarafından yönetilmemek adına AB’den ayrılmayı tercih eden seçmen, ironik şekilde atanmış bir başbakana sahip olma yolunda.
Diğer taraftan Birleşik Krallık, AB tarafından ekonomisine yapılan yıllık 91 milyar dolarlık katkıdan da oldu.
AB ülkeleriyle ticaret yapan binlerce şirketin, AB ile halihazırda var olan ticari anlaşmaların geçersiz hale gelecek olması sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşayacağı açık.
Günün sonunda, Birleşik Krallık’ı eski şaşalı günlerine döndürme iddiasındaki ayrılma kararı, ironik şekilde bölünmüş, kendi iç meselelerine yoğunlaşmış, etkisizleşmiş bir ülke ortaya çıkaracak gibi görünüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Başkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?