Yurtta sulh cihanda sulh

YURTTA

Sulh Cihanda Sulh, ne güzel dilek.
Günlerdir köşemde bir şeyler yazmadığım için üzülüyorum.
Ama öyle şeyler oldu ki yurdumuzda.
Türkiye'mizde acılarımız üst üste geldi ve ağzımız açık kaldı.
Beklemediğimiz bir şeydi olanlar.
Hangi birine yanalım?
Hangi birine üzülelim?
Evlatları ölen ana babalara mı?
Eşsiz kalan kadınlara mı?
Anasız babasız kalan çocuklara, yoksa anasının karnında olup hiç babasını tanıyamayacak olan bebelere mi?
Ya nişanlı olan, hayata sevgi ve umutla bağlı olup düğünleri olacak olup, acı haberle en güzel umutları yıkılan genç kızlarımıza mı?
Ya çok kötü durumda sakatlanan evlatlarımıza, ya da toplu halde ölenlere mi?
Hepimiz ulusça çok üzülüp yandık ve bu acılar beynimize kazındı.
Ama vatanımız sağ olsun.
Vatanımıza canımız feda.
Taşına, toprağına suyuna, insanına.
Bu dileğim her insan için geçerli.
Bu dünyadan yedi buçuk arşın kefen kumaşından başka ne götürebiliyoruz?
Kısmetinde onu da götürmek varsa.
O kefen bile kısmet olamayan kişiler var.

Para, mevkii hırsı, sevmediği veya başarısını çekemediği, ya da yıllardır çok sevdiğiniz, güvendiğiniz, değer verdiğiniz ve işlerini yıllardır seven bir arkadaşınız var.
En son sizden bir iş istedi.
Fakat bu işi incelediniz, sorunlu ve kanuna aykırı olduğunu gördünüz, yapamayacağınızı söylediniz.
Size para teklif etti.
Çünkü işin ucunda büyük bir kazanç var.
Reddettiniz.
Çünkü arkadaş da olsa görev ayrı, arkadaşlık ayrı.
Size kızıp gidiyor.
Telefon ediyor, ısrar ediyor.
Münasip bir dille "hayır" deyip, özür diliyorsunuz, telefonu yüzüne kapatıyor.
Bir müddet sonra bir iftirayla tutuklanıyorsunuz.
Bir sürü soruşturma sonunda iftira olduğu ortaya çıkıyor. İftirayı atan, yıllarca işini yaptığı ve dost bildiği arkadaşı. Bu haber, bu kişiye tutuklu günlerinden daha acı geldi. Adaletten kimse kaçamaz.
Haklıyı haksızı bazen geç de olsa bulur.
Ama iftiraya uğrayanın acısı ölünceye kadar silinmez.
Ve iftira eden kişiler muhakkak bir gün cezasını bulur.
İyilik ve kötülüğün karşılığı vardır.
Zamanı gelince ve işte bu para hırsı için arkadaşına iftira eden kişi, arkadaşının salındığını duyunca korkmuş ve öfkeyle aracını sürmüş.
Çok yağmurlu bir havaymış, yol da bozukmuş.
Heyelan dolayısıyla uyarı levhası varmış.
Yağmurdan uyarı levhasını geç fark etmiş ve uçmuş.
3 kez takla atmış, bir ağaca takılmış.
Mahsur kaldığı yerden kurtardıklarında iki ayağı dizden kırılmış.
Gözüne de ağaç dalı batmıştı.
Bilgim bu kadar.
Geç kalmayan bir iftiranın cezası.
Bana anlatılan bu, başka bilgim yok.
Acaba bu kazayı geçiren pişmanlık duydu mu?
Atacağı iftiradan önce bir insan yapacağını yapmadan vicdanını dinlemeli. 'Birisi bana böyle yapsa ben nasıl olurum, neler yaşarı?' diye düşünmeli.
İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmalı.
Hiçbir şeyin hırsı insana hayır getirmez.
Yalnız derslerinizi hırssal sevgiyle okursanız hayatta yükselirsiniz.
Ama para, makam ve intikam hırsı insana hayır getirmez.
Her şeyi dozajında yapmak lazım.
Yoksa ayağınız kayarsa elinizden tutan olmaz.
Her şeylerine koşup yardım ettikleriniz bile, menfaat yoksa çok az insanın sözüne inanıp güvenin.
Unutmayın ki gözler ruhun aynasıdır.
Size gönülden gülen bir göz belli olur.
O gözlerin dostça pırıltısı olur.
İşte o pırıltı dostluğun kutsal ışığıdır.
Ve onu hiçbir şeye asla değişmeyin.
Bu ara iftirayla tutuklanıp salınan öyle kişi var ki, Allah'a şükür, hakikat ortaya çıkıyor.
Adaleti yanıltamıyorlar.
Ve suçsuzlar belli oluyor.
Bu beni sevindiriyor.
İçim mutlulukla dolup taşıyor.
Yurdumuzda birlik, beraberlik, hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için dedikçe, saygı, sevgi içinde Atatürk'ün izinden yürüdükçe, başımızdaki idareciler Türkiye’yi demokratik bir şekilde idare ettikçe, partiler, halk el ele oldukça, birlik, beraberlik içinde olunca, herkes vatanı için ölüme koşar.
Bu tarihte böyle gelmiş, böyle gider, değişmez.
Milliyetçilik halkımızın kanında var.
Kadını, erkeği zamanında harplerde bir milletiz. Kadınlarımız taş, sopa, kazma, kürekle, oklava, tahta, keser ne buldularsa düşmanı kovaladılar.
Bu yararlılıklarda Doğu'nun da çok faydası var.
Onun için Antep'e "Gazi", Maraş'a "Kahraman", Urfa'ya "Şanlı" denildi.
Ya Anadolu yiğitleri?
Tüm Türkiye komutanı, şehidi, gazisi, askeri, halkı, dedeleri, çocukları, hatta at ve öküzlerimizin yaptıkları kalbimize altın harflerle Ata'mız başta olmak üzere yazılmıştır.
Onlar olmasaydı bugün birçoğumuz olmazdı.
Kim bilir kaç parçaya bölünmüştük.
Şimdi başlarımızla, halkımızla, partilerimizle dimdik demokratik bir duruşla ayaktayız.
Yaşasın dev adımlarla büyüyen ve büyütülen Türkiye.
Barış, sevgi, kardeşlik dolu ve insanların artık ölmemesi, yaşam sıkıntısı çekmemeleri ferahlık ve dev adımlarla adım atması tek dileğim.
Yüce Ata'mız ne demişti?
"Yurtta Sulh Cihanda Sulh."
Bu dilek tüm dünya için geçerli.
Bu arada Rusya'yla anlaşmamız Rus ve Türk halkı için çok sevindirici.
Çünkü Rus halkı bizi seviyor, biz de onları seviyoruz.
Çok sayıda Rus gelinimiz var.
İnşallah bugünlerden sonra güneş daha güzel parlayacak.
Her şey en güzel şekilde yola girecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nermin Adalı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?