Finali kayıp bir yazı (2)

BUNDAN

yıllar, yıllar evveldi. Öyle eski bir devirdi ki ve şimdiki hayatımıza öyle uzak bir zaman diliminde yaşandı ki az sonra size anlatacaklarım!

***

Misal, Orhan Gencebay’ın “Gitme”sine katıksız bi şişe şarap, “Dokunma”sına bi 35’lik, “İlk Göz Ağrım” deyişine susuz bi 70’lik içilip körkütük olunan, Levent Yüksel’e, Aşkın Nur Yengi’ye falan henüz “çakırkeyif” bile olunmayan yıllarda yaşanmıştı, az sonra duyacaklarınız.

***

Çarşıdaki Ravza Lokantası’nın henüz çok katlı ve lüks bir restorana dönüşmediği, ufak bir dükkanda sadece “tadı hâlâ damaklarda kalan o muhteşem” lahmacunları sattığı, işin başında ise 7/24 mutlaka ama mutlaka merhum Ahmet Gökgül’ün olduğu, bıyıklarımızın yeni yeni terlemeye başladığı, üstümüze sinmiş tebeşir kokulu günlerde olup bitti, az sonra anlatacaklarım.

***

Misal, şimdiki Lunapark’ın şimdiki Grand Okan Otel’in olduğu yere konuşlandığı… Şimdiki Alanya Adliyesi’nin şimdiki Hükümet Konağı’nın sadece iki üç odasını kullanabildiği… Şimdiki Alanya Lisesi’nin ise şimdiki Milli Eğitim Müdürlüğü binasında, eski ve köhne, mümkünse sobalı sınıflarda eğitim verdiği masum senelerde yaşandı, az sonra sizinle paylaşacaklarım.

***

Bugün Alanya’nın gururu olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, kıymetli hocamız Oğuz Korum’dan ÖHEP’te ders gördüğü, aklının ucundan siyasetin dahi geçmediği, hatta 16 senedir tek başına iktidarda olan Ak Parti’nin kurucusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile belediye reisi olmadığı günlerde atıldı, birazdan duyacağınız olayların temeli.

***

Günümüzde adını her duyuşumuzda aklımıza kötü şeylerin geldiği Kuşyuvası’nın sadece Konya’ya ulaşımı sağlayan yolu simgelediği, Otogar’ın dibindeki Arıtma’nın yerinde yeller eserken şehrin bütün dışkısının güzelim denize direkt havale edildiği, Gazipaşa Havalimanı’nın olduğu ve ineklerin otladığı arsaya domates salatalık ekildiği masum ve çocuksu günlerde yaşanıp bitti, az sonra duyacaklarınız.

***

Misal, annesi neredeyse 1900’lü yıllardan beri Alanyalı olmasına rağmen nedense annesinin Alanyalı olduğu ancak ve ancak TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı olduktan sonra hatırlanan, adının verildiği sokaklar yaptırılan eski Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın yüzde 50’si Manisalı, yüzde 50’si Alanyalı olarak sıradan bir yerli turist hüviyetiyle gelip gittiği bir Alanya yazında yaşandı, az sonra işitecekleriniz.

***

Eski Alanya Belediye Başkanı Cengiz Aydoğan ile birlikte 1989 Yerel Seçimleri’ne girip Oba Belediye Başkanı seçilen, 1991 Ara Genel Seçimleri’nde DYP’den Antalya Milletvekili olan, buna mukabil “başkan-milletvekili” ilişkisi yaşadığı Cengiz Aydoğan’la yıldızı bir türlü barışmayan merhum Hayri Doğan’ın aktif siyasete atılmayı bile düşünmediği çok ama çok eski devirlerin birinde olup bitti, birazdan yazacaklarım.

***

Konaklılının Kestelliyi, Okurcalarlının Obalıyı haz etmediği, buna mukabil, sert mizaçlarıyla ünlü Tosmurlular ile Cikcillililerin kalabalık ortamlarda pek istenmediği devirlerin biriydi, sert ve haşin yıllardı sizin anlayacağınız.

***

Misal, bir gün biri çıkıp, “İleride Kestel’den bir delikanlı seçimi kazanıp koskoca Alanya’yı yönetecek” dese, bir başkası, “MHP’nin başına Ülkü Ocakları'nda yetişmiş bir genç gelip oturacak” dese, bir diğeri, “Büyükşehir Belediyesi’nin Alanya’daki temsilcisi Oba’dan bir genç olacak” dese, bir başkası, "Ak Parti'nin başına aslen Konaklı'dan olan Gençlik Kolları'ndan bir genç gelip oturacak" dese, şehir merkezindekilerin “Yürü git lan işine. Başına sıcak geçti herhalde” diye makara yapacakları, mikro hemşericiliğin kol gezdiği yıllarda olup bitti, birazdan okuyacaklarınız.

***

“Alanya’da en çok ne yetişiyor, narenciye. O zaman biz de bu narenciyenin suyunu sıkıp millete satacak bir fabrika kuralım” diyen 30-40 hevesli işadamı ve esnafın kurduğu, daha sonra tek bir çivi bile çakılmadan feshedilen MEYSAN’a arazi bakıldığı en müteşebbis yıllarda vuku buldu, az sonra paylaşacaklarım.

***

Damlataş Restoran’ı plajıyla birlikte, “henüz ellerinden alınmadan önce” Gaziantepli Atmaca Ailesi’nin işlettiği, buna mukabil, kurduğu çilingir sofraları dillere destan olan merhum Necip Azakoğlu’nun masasında bir sandalye kapmak için yarışıldığı, velhasıl, Şehir Kulübü’nün henüz açılmayıp Keykubat Plajı’ndaki barakadan bozma bir büfede ilk taslak çalışmalarının yapıldığı, ayriyeten, tüm banka şubelerinin şimdi bir tek banka şubesinin bile kalmadığı Bankalar Caddesi’nde fellik fellik dükkan aradığı, buna ilave olarak, bugün hepi topu sadece iki eczanenin yaşayabildiği şimdiki Eczacılar Caddesi’nde boş işyeri bulmak için eczacıların araya torpilli ve hatırı sayılır tanıdık soktukları dolambaçlı, girift, ama bir o kadar da masum senelerde olup bitti, birazdan okuyacaklarınız.

***

Daha birkaç yıl öncesine kadar Alanya Milli Eğitim Müdürü olan değerli hocamız İbrahim Köseoğlu’nun henüz ANAP Antalya Milletvekili Adayı olmayı aklının ucundan bile geçirmediği, şimdi Alanya’nın en eski camilerinden biri olan çarşıdaki Yeni Cami’nin gerçekten de en son yapılan ve en yeni cami olduğu için isminin “Yeni Cami” olmasına karar verildiği, ileriyi pek iyi göremeyen yöneticilerin görevde olduğu, lacivert takım elbiseli ve mümkünse deri makam koltuklu, resmi ve sıkıcı günlerde yaşanıp bitti, birazdan okuyacaklarınız.

***

(NOT: Baştan sözümüzü verdik. Bu yazının finali kayıptır, dolayısıyla "şimdilik" bir finali yoktur. Bulan olursa bilgi vermeleri önemle rica olunur.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Alper Kutay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?