Nazi devrimi

HİTLER

başbakan olmuştu ama Cumhuriyet Anayasası’na tahammül etmeye hiç niyeti yoktu. Hitlerin ilk önceliği, otoritesini, yükseldiği merdivenlere bir tekme atarak dokunulmaz hale getirmekti. Bu süreç 28 Şubat 1933’te başkan Hindenburg'un, anayasanın 48. maddesi çerçevesinde olağan sivil özgürlüklerin askıya alındığına dair kararnamesiyle başladı, Yetmedi. Anayasa bir anayasa maddesini değiştirebilmek için üçte iki çoğunluğu şart koşuyordu. Ancak Hitler’de bu çoğunluk yoktu. Hitler, bu sorunu 28 Şubat kararnamesini kullanarak ve merkez partisiyle anlaşarak 83 komünistin milletvekilliğini düşürerek çözdü. Çünkü bu yolla parlamentoda gerekli çoğunluğa ulaştı. Artık meclisin onayı olmadan 4 yıllık kanunlar çıkarabilme yetkisini sağlayan kanunun olası kılınmasını sağladı. Bu karar Anayasanın "Kanunlar Meclis Tarafından Çıkarılmalıdır" diyen 68. maddesini devre dışı bıraktı. Peşi sıra diğer önlemler; yeni partilerin kuruluşunu engelleyen kanun da dahil olmak üzere devam etti ve tüm muhalefeti ortadan kaldırdı. Ardından yasamanın yürütme üzerindeki denetimi ilkesini devredışı bıraktı. Kısaca yürürlükten kaldırılmamış olmasına rağmen anayasa yönetmeliklerle delik deşik ve işlevsiz hale geldi. 1934’e gelindiğinde adalet kavramındaki ve mahkemelerin rolü hakkındaki değişim sonucunda yeni bir yaptırım hukuku oluştu. Hukukun ve yönetici partilerin ve hükümetin yetki sınırlarının çizilmesi mefhumu yerine "Önderin Buyruğu" ilkesi getirildi. Anayasadaki temel hak ve özgürlüklerin anlamı kalmadı. 1933’te Propaganda Bakanlığı’na getirilen Goebbels en çok eğitim konusunda ağır önlemler aldı. Fanatik bağlılık ve sorgusuz sualsiz bağlılık. Goebbels topladığı profesörlere "Şu an itibariyle, bir şeylerin doğru olup olmadığını değil, Nasyonal Sosyalist devrimin ruhu içinde olup olmadığını belirlemektir sizin göreviniz" demiştir. Gerçekte Nazi Devrimi, tamamen bir insanın kişisel karizması üzerine perçinlenmişti. Hitler partisinden daha fazla popülerdi. Ve partinin kuramını bilimselleştirmeye yönelik tüm girişimler Hitler’in hışmına uğruyordu. Hitler’in yasaları giderek ve artarak irrasyonelleşti. O kadar ki, Nisan 1945 'te Rus topçusu Berlin'i döverken, o takipçilerine "Yahudiliğe amansızca direnin" diyordu. Sonuçta aklı bir tarafa bırakıp yaklaşmakta olan çöküşle yüz yüze gelen krallık tarihe karıştı.
"Bizim için parlamento kendi içinde bir son değil, sonuç için bir araçtır. Anayasa, mücadele alanını belirler, mücadelenin amacını değil" diye yola çıkan Hitler ve Almanya'nın hazin sonu tüm dünyaca malum. Dilerim bizim için de olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayati Bora - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?