Saatleri de ayarladık mı tamamdır

KIŞ

saati uygulamasına geçilmeyeceği hanidir konuşuluyordu. Konu dün netlik kazandı. 30 no’lu meridyenin esas alındığı saat dilimine artık dönüş yapılmayacağı Resmi Gazete'de yayımlanarak ilan edildi. Yani Avrupa ile saat farkı açısından (da) ayrışmamız netleşecek.
Avrupa kıtası yaz saati uygulamasına tam 100 yıl önce başlamış. 30 Nisan 1916’da Almanya’da bir yasanın kabul edilmesinin hemen ardından, 1917 yılında İngiltere’de de başlamış. Ne yazık ki böyle bir uygulama, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki enerji kullanımı gereksiniminden doğmuş…
Sözün özü, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin kullandığı bu sistemin öncüsü Avrupa. Hani, şu tüm değerleriyle ondan uzaklaşmakta olduğumuz kara parçası; insan topluluğu, uygarlık birikimi… Onun bir parçası olabilmek için fasıllar açılan, müzakereler yürütülen; diğer taraftan da hızla ondan uzaklaşılan değerler bütünü…
Söz gelimi, 30 Ekim sonrasında sınırımızdaki Yunanistan ve Bulgaristan’la bile saat farkımız oluşacak. Tüm Avrupa’da saat 22.05’de başlaması gereken Şampiyonlar Ligi futbol maçları bizde 23.05’de başlayacak, gece yarısı 01.00’de bitecek…
Keza bankalardan tutun da tüm resmi ve tüzel kurumların çalışma saatleri farklılaşacak. Seyahat planlamaları değişecek.
Yaz saati uygulaması ile Türkiye’de 800 milyon ile 1 milyar kilovatsaat arasında elektrik tasarrufu sağlandığı var sayılıyor. Bu da orta ölçekli bir hidroelektrik santralinin yıllık üretimine denk geliyor. Elektriğin kilovat saat ücreti 0.39 TL olarak hesaplandığında 390 milyon liralık kazanım elde ediliyor.
Başbakan Binali Yıldırım yeni uygulamayı, “Artık kafa karışıklığı yok. Yazın da kışın da saatler aynı” söylemiyle savunuyor. Demagoji şampiyonu Burhan Kuzu ise, "Artık bu yıldan itibaren saatlerimizi bile geri almak yok. Geri vites arızalı; durmak yok yola devam. Millet olarak güç birliği yapalım" tweetiyle olayı değerlendiriyor.
Bunlar önemli demeçler… Popülistlik işte böyle bir şey. Son derece ciddi bir uygulama değişikliğini, halkın kafasını karıştırdığı basit varsayımı üzerinden haklı çıkarmaya çalışmak. Bir anlamda halkın zekasını küçümsemek, bunu ortada duran bir gerçeklik olarak kabul etmek…
Diğeri daha fena; Batı’dan hızla uzaklaşırken onunla saat diliminde de farklılaşmayı bir “ileri gitme” olarak halka yutturmaya çalışan, daha doğrusu verdiği mesajlarla alay eden, sözüm ona bir anayasa profesörü…
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı romanı bugünleri çağrıştırıyor. Yazar metafor (gerçek anlamının dışında) kullanarak Tanzimat öncesi Doğu ile Batı arasında bocalayan Türk insanının değişimler karşısındaki tutum ve davranışlarıyla alay etmektedir.
Yalnız bir farkla; günümüzde Türk halkının bu değişimin içinde bocalamadığı var sayılıyor. Onu sürükleyen selin içinde kaybolup gittiğini fark etmeyen, kendi saatini bile kuramayan Anadolu insanı olarak anılıyor. Ha bir saat ileri, ha geri…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Feyzi Açıkalın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?