Özde değil sözde milliyetçiler

YILBAŞI

gecesi.

Suriyelilerin Taksim’deki bayrak şovları kanımı dondurdu.
Şunun şurasında kaç yıl daha yaşayacağım ki!
Ama gene de, ülkem ve ülkem insanının ve de çocuklarımla torunlarımın gelecekte karşılaşabilecekleri tehlikeleri düşündükçe, ne yapacağımı, ne diyeceğimi, hatta ne yazacağımı bile bilemez hale geldim.
Genç olsam ne yapacağımı çok iyi biliyorum.
Gençliğimde yaptıklarımı bilenler bilir!
Ama ne var ki, yaşlandık.
Hem de oldukça yaşlandık.
Kesinlikle kafatasçı, ırkçı falan değilim.
Dünyalı ve insan olma kaygısı taşıyan birisiyim.
Ama her şeye rağmen, öncelikle yakınını sevmenin gereklerini bilen birisiyim.
Yani.
Milliyetçiyim.
Milliyetçiliğin özünün, önce yakınını sevmek olduğuna inananlardanım.
Her ideolojinin ve de her bir bireyin bir ülküsü yani bir hedefi vardır.
Solcusu da sağcısı da özünde, yöneldiği siyasi yapıya yurtseverlik ve milletseverlik duygularıyla girmiştir.
Sonrasında, bu yapılar onu eğip büküp, bambaşka bir şekle sokmuştur.
Beyinler yıkanmış, Türk genci Türk gencine düşman edilmiş, tek doğru kendi ideolojilerinin olduğuna, bütün fikirlerin safsata olduğundan dem vurup, liderler tabulaştırılıp tapınma noktasına taşınarak, gençlik kurulmuş oyuncak askerler haline getirilip çatıştırılmışlardır.
Bunu yapanların kimler olduğunu bugün bile sorgulayanımız yok!
Özünde bu oyun ve bu ihanet, iki kutuplu dünyanın soğuk savaş döneminin en çirkin senaryolarından sadece birisiydi.
Bu tezgahın, nerelerde ve kimler aracılığıyla hayata geçirildiği bilinmesine karşın, tezgahın kökeni sürekli seslendirilmesine karşın, uygulayıcıları ve baş aktörleri öylesine tabulaştırıldı ki, bunlara tapınanlara, gerçeği anlatmak, buna inandırmak neredeyse imkansız!
1980 öncesinin o en hızlı ve çirkin kaos ortamında her iki çizginin de uçlarında olmadığım gibi, her iki uçtaki gençleri de ötekileştirmemeye çalışarak, çatışmayı önlemeye çalışanlardan oldum.
Ne sol ütopyanın ne de sağdaki renkli elmaların ham hayallerinin peşinde koşanlardan olmadım.
Sözde milliyetçilerin havraları ve tafraları da bana hiçbir zaman inandırıcı gelmemiştir.
Özde milliyetçiler, fazla söze gerek bile duymazlar!
Lidere mutlak itaat ezberiyle, ülkeyi Araplar fethederken içi kan ağlayan milliyetçiler liderlerine bile isyan etme gerçekçiliğini gösterirken, sözde milliyetçilerin, liderin ihanetine seyirci kalıp işgali görmezden gelmeleri de gösteriyor ki, bunlar inandıkları değerler için partili olanlar değil, belli çıkarlar için, mensup oldukları yapının belirlediği inançlara göre hareket eden uyanıklar!
Yani.
Özde değil sözde milliyetçiler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sami Çaycoşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başkan Yücel'in 7 yıldaki performansını nasıl buluyorsunuz?