Kurtlar sofrası

SURİYE

kurtların savaşına dönüştü.
Bir tarafta ABD, diğer tarafta Rusya.
Birleşmiş Milletler de ortada ne yapacağını bilmez durumda.
ABD, DEAŞ’la mücadele ettiğinden söz edip PYD ile birlikte hareket ediyor.
Rusya ise, Beşar Esad’ı destekliyor.
Biz mi?
Biz de bu iki devin arasında PYD ve DEAŞ’la mücadele etmeye çalışıyoruz.
Özellikle de Suriye sınırımızda PYD ve DEAŞ yapılanmasına engel olma çabası içindeyiz.
Bu mücadelede, ne ABD, ne de Rusya’nın kesin bir desteğinden söz etmek mümkün değil.
ABD’ye müttefik hatta stratejik ortağımız deyip duruyoruz ama, 1 Mart tezkeresinden sonra ABD’nin bir numaralı müttefikinin Kürtler olduğunun hala farkında değiliz.
ABD fırsat buldukça 1 Mart tezkeresinin rövanşını almakla meşgul.
Cumhurbaşkanımızın ABD’de söz verip Türkiye’ye gelince sözünü yerine getiremeyip, tezkereyi meclisten geçiremeyince, ABD’nin İskenderun’a yığdığı ordusunu ve ülke içinde askerlerinin geçeceği güzergahlarda belli önlemler aldıktan sonra, ülke olarak verdiğimiz sözden dönmek zorunda kalmamızın faturasını ödemekle meşgulüz.
Rusya ile ise daha yeni barışma aşamasındayız.
Tam barıştığımız söylenemez.
Rus uçağını düşürmemizin faturasını, bir biçimde bir yerlerde Rusların da çıkaracağını hesaba katmamızda yarar var.
Rusya’nın müttefikleri İran ve Suriye’deki Beşar Esad rejimi.
Biz ise, tek başımıza, bu kurtlar sofrasından bize dönük olası tehlikeli çakalları bertaraf etmeye çalışmakla meşgulüz.
Böylesine tehlikeli bir kaos ortamında bugüne kadar etkili olabilmemiz tabii ki takdire şayan.
Ama her şeye rağmen, dengeler kaypak ve kaygan!
Her an her şeyin de olabileceğini hesap etmemiz gerekir.
Ortadoğu bataklığının içine burnumuzu değil gövdemizi sokmamızın, Suriye başta olmak üzere, Irak, Mısır, Libya gibi ülkelerin iç işlerine şu ya da bu nedenlere dayalı olarak karışmamızın başımıza bunca belayı sardığını artık kabul edip, bir an önce başka ülkelerin iç işlerine karışmaktan vazgeçmeliyiz.
Beşar Esad ülkesinde etkin olsaydı, Türkiye’nin PYD ve DEAŞ diye bir sorunu böylesine büyük boyutlara tırmanabilir miydi?
Arap Baharı sevdasına kapılıp Müslüman ülkelerin özellikle de Ortadoğu’nun sevgilisi haline gelebileceğimizin hesabı ve hayaline kapılan Ahmet Davutoğlu’nun hatasını hep birlikte çekmekle meşgulüz.
Cumhurbaşkanımızın her platformda ve her gün bir yerlerden bir yerlere eleştiri bombardımanı yapmasını, ülke içinde beğenenlerin ve destekleyenlerin olduğu bir gerçek ama işte bu anlamsız ve yersiz diplomasi dilinden uzak çıkışlar yüzünden, 15 Temmuz FETÖ terör örgütünün darbe girişimine bile, doğru dürüst karşı çıkıp, Türk halkının demokrasiye sahip çıkmasını destekleyenlerin sayısı ise parmakla gösterilecek kadar az.
Demokrasi havarisi kesilen batının gelişmiş ülkelerinin, bu inanılmaz vurdumduymaz tavrının nedenlerini toplum olarak çok iyi değerlendirip, hamasetin ve yiğitlenmenin ülkeye ve ülke insanına bir şey kazandırmayacağının bilincine varmalıyız!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sami Çaycoşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?